Kas 08 2019

Yoksulluk, kadınları seks işçiliğine yöneltiyor

İşsizlik, az ücret fazla çalışma, hayat şartlarının ağırlaşması, kazanılan ücretle ihtiyaçları karşılayamama; toplumun her kesiminden insanı seks işçiliğine yönlendiriyor. Tekstil atölyesinde çalışan, ev kadınları, üniversite öğrencileri, liste uzayıp gidiyor… Çoğunluğu geçim ihtiyacı ve çocuklarına bakabilmek için seks işçiliği yaparken, görüşme yaptıklarımdan bazıları iş yerlerinde çalışma şartlarının çok ağır, ücretlerin düşük olduğunu ve daha iyi yaşayabilmek için seks işçiliği yaptığını söylüyor. Yaşam şartlarının ağırlaşması Türkiye’de yaşayan Suriyeli mültecileri ise iki kat etkiliyor. Eşleri savaşta ölen, kaybolan, çocuklarıyla tek başına kalan ve iş bulamayan çok sayıda Suriyeli kadın da seks işçiliği yapmak zorunda kalıyor. Çoğunluğu ‘müşterilerini’ sosyal medya üzerinden bulurken, kimisi temizliğe gittiği evlerden, kimisi de belirli parklardan müşteri buluyor. 

Suriyeli mülteciler

İlk durağımız Adana İnönü Parkı. Adana çarşının tam ortasında adliyeyle yan yana olan bu park, gece gündüz her daim hareketli. Toplumsal olaylarda basın açıklamalarının yapıldığı yerlerden olan bu park; her yaştan, cinsten, meslekten seks işçiliği yapanların buluşma yeri. Gündüz daha ‘sıradan’ vatandaşların ‘çalışma alanı’ olan bu parkı gece genellikle trans bireyleri mesken tutuyor. Hem gece hem gündüz parkın misafiri oluyoruz. Gündüz o kalabalık ve keşmekeşliğin içinde fark edilmeyen ilişkiler, parkın bir köşesinden izlemeye başladığında daha net görünüyor. 

Genç, orta yaşlı, başörtülü, pardösülü, açık saçlı kadınlar… Şiddet gördüğü eşinin altı ay önce evden çıkıp gittiğini belirten S.Ö’nün bir oğlu var. Ev hanımı olduğunu, eşi gittikten sonra iş aradığını ama tecrübesi olmadığı için işe alınmadığını belirten S.Ö şöyle konuşuyor: 

“Kira ödeyemedim, yiyecek alamadım. Mahallemde bu işi yapan bir kadın vardı. Onun kapısını çaldım. Sonra da bu parka gelip gitmeye başladım. Bu işten kazandığımla anca temel ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum. Benim gibi yaşamak için bu işi yapan çok kadın var. Temizliğe giden kadınlar var. İstiklal Mahallesi’nde oturur birçoğu. Temizliğe gittikleri yerlerde müşteri bulurlar. Bir tanıdığım var öyle. Eşi işe gittikten sonra o da işe gidiyor.”

Adana Bey Mahallesi’nde oturan Esra’ya, bir tanıdık vasıtasıyla güç bela ulaşıyorum. Esra’nın hikâyesini öğrenmek üzere kapısını çalıyorum. İki yıldır seks işçiliği yapan 30 yaşındaki Esra, nasıl başladığını şöyle aktardı: 

“Tek başıma kalıyorum burada. Ailem Mersin’de. Ara sıra gidiyorum ziyarete. Tekstilde çalıştım uzun yıllar. Hastalıklarım var, çalışma şartları çok ağır, yapamıyordum, işten atıldım. Bir süre yapabileceğim iş aradım, bulamadım. Sonra seks işçiliği yapmaya karar verdim. Sömürüyse ikisinde de sömürülüyorsun. En azından biraz daha rahat yaşayabiliyorum. Kira, fatura, yiyecek, giyim her şey çok pahalı. Her gün her şeye zam geliyor. Sistem yaşayabilmek için buraya itiyor. Bende bu itilenlerden biriyim.”

esra

Mahallede başka seks işçiliği yapan olup olmadığını sorduğum Esra, şöyle yanıtladı: “Suriyeli birkaç kadın var. Ama sorduğunda kabul etmez. Ama yapıyorlar, biliyorum. Bir tanesinin eşi var. Eşinin gözetimde yapıyor. Bir diğer kadının bir kız bir erkek iki küçük çocuğu var. Çocuklarına bakabilmek için yapıyor ama gizli tutuyor. Sorsan kabul etmez.”

Tekstil atölyesinde çalışan 20 yaşındaki Serap da ihtiyaçlarını karşılamak için escortluk yapıyor. Partnerleriyle iletişimi facebook, instagram gibi sosyal medya siteleri üzerinden kurduğunu söyleyen Serap’ın hikâyesi şöyle: 

“10 yaşından beri tekstil atölyesinde çalışıyorum. Çok az para alıyorum, kazandığımı da ailem alıyor. Ben ihtiyaçlarımı karşılamak için escortluk yapıyorum. Yemeğe, gezmeye, davete gidiyorum. Ama birlikte olmuyorum. Para almıyorum ama ihtiyaçlarımı aldırıyorum. Annem biliyor, babam bilmiyor. Benim gibi çok kız var ihtiyaçları için takılan. Kötü bir şey yaptığımı düşünmüyorum. Karşı tarafın parası var ortama gittiğinde yanında bir kadın olsun istiyor. Ben de ihtiyaçlarımı karşılamış oluyorum.”

Kocavezir Mahallesi’nde oturan İ.K, 17 yaşından beri escortluk yapıyor. İ.K’nin hikâyesi Türkiye’deki kadınların yaşadıklarının özeti: 

“15 yaşında tecavüze uğradım. Abimle, babamın kumar borcu vardı. Borç karşılığında evlendirildim. 16 yaşında anne oldum. Eşim, babam, abimle görüşmüyorum. Üç yaşında bir kızım ve annemle kalıyorum. İki yıldır escortluk yapıyorum. İş tecrübem yok. Ev kadınıydım. Çocuğuma bakmam lazım. Mecbur kaldım. Davete, eğlenceye nereye isterse gidiyorum. Hepsiyle değil ama bazılarıyla birlikte oluyorum. Yarın öbür gün ne olur bilmiyorum. Bir gelecek yok bu işte. Gittiği yere kadar diyorum.”

25 yaşındaki Suriyeli Nafia, dört sene önce Antakya’ya yerleşmiş. Aksaray Mahallesi’nde oturan Nafia’nın eşi savaşta ölmüş, iki çocuğu ile önce Reyhanlı’ya ardından Antakya’ya gelmiş. 10 yaşındaki oğlunun dönercide çıraklık yaptığını söyleyen Nafia, “Oğlum çıraklık yapıyor. Haftada 100 TL veriyorlar. Nasıl geçinelim. Mecbur kaldım. Bir yıldır o işi yapıyorum. Herkes Suriyeliler yardım alıyor diyor. Ben almıyorum. Bizi buraya getirdiler ama bir kuyunun içine attılar. Ne yapacağımızı bilmiyoruz” diye konuşuyor. 

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi öğrencisi Duygu, escortluk yapıyor. Ailesi İstanbul’da yaşayan Duygu, ailesinin durumunun iyi olmadığını ve bu yüzden okul masrafları için escortluk yaptığını belirterek şunları aktardı: 

“Ailemin durumu iyi değil. Burs alıyorum ama geçinmeme yetmiyor. Kafede çalıştım bir süre ama hem çok yorucu oluyordu derslere çalışamıyordum hem de aldığım para yine çok azdı. Ben bu işi bir arkadaşımdan duydum. Zengin erkekler davetlere, yemeğe yanlarında biriyle gidiyor. 3-4 saat takılıyorsun iyi de ücret veriyorlar. Ben de yaparım diye düşündüm öyle başladım. Kriz alt tabakayı daha çok vurdu. Benim gibi bir sürü öğrenci var. Hayat şartları eskisi gibi değil. Bırakın lüks yaşamayı normal ihtiyaçlarımızı dahi karşılayamıyoruz artık.”

duygu

Adana’da avukatlık yapan ve adının açıklanmasını istemeyen bir kaynağımız ise iki müvekkiliyle ilgili şunları aktardı: 

“Bir müvekkilim var, eşinden ayrıldı, iki çocuğu var. Nafaka bağlandı ama nafakası ödenmiyor. Kadın hayatında hiç çalışmamış. Bir işe sekreter olarak giriyor. ‘Dul’ kadın olduğu için patronunun tacizine maruz kalıyor. İşten ayrılıyor. Bir süre işsiz kalıyor. Sonra bir masaj salonunda işe başlıyor. Ardından da seks işçiliği yapmaya başlıyor. Bana çocuklarının velayetini alabilmek için başvurdu. Bu kadın çocuklarına bakabilmek için, kendi hayatını idame ettirebilmek için ne yapsın? Diğer müvekkilim de boşanma aşamasında. Hayatında hiç çalışmamış. O da diğer müvekkilim gibi ‘dul’ kadın tacizine maruz kalıyor. Hiç tecrübesi olmadığı için iş bulamıyor. Barda çalışmaya başlıyor. Sonrası seks işçiliği. Dört erkek çocuğu var. Çocuklarından biri hırsızlıktan cezaevinde, biri yağmadan. Kadın evi mi geçindirsin, çocuklarına mı sahip çıksın? Devlet boşanan kadını yasalarıyla korumuyor. Onların ayakta kalması için destek sunmuyor. Şimdi nafakayı kaldırmak istiyorlar. Devletin bağladığı nafaka evi ve çocuğu geçindirmeye yetmiyor. Kaldı ki birçoğu nafaka ödemiyor. Toplum boşanan her kadını potansiyel seks işçisi olarak görüyor. Yaşam şartlarının ağırlığı, güvencesizlik, toplum bakışı, ailenin sahip çıkmaması kadınlara seks işçiliğinden başka çare bırakmıyor.”