AİHM yarın Demirtaş'ı görüşüyor, tahliye çıkabilir mi?

Gazeteci Gökçer Tahincioğlu, T24'te kaleme aldığı yazıda yarın AİHM'de görüşülecek Demirtaş kararını yazdı.

Tahincioğlu, başvurunun iç hukuk yollarının tüketilmediği bir gerekçeyle usulden reddedilmemesini, esas bakımından hak ihlalini taşıması nedeniyle anlamlı bulduğunu ifade etti. Ve alınacak kararla, Demirtaş'ın tahliye yolunun açılabileceğini öngördü.

Yazıdan öne çıkan bölümler şöyle:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’la ilgili kararını yarın açıklayacak. AİHM, vereceği kararda, Demirtaş’ın tutukluluğunun hukuki olup olmadığını değerlendirecek. Ancak bu noktada AİHM’nin yapacağı yorum da önem taşıyor. AİHM, olası bir ihlal kararının gerekçesini Demirtaş’ın siyasi kimliğine dayandırırsa Türkiye açısından da bir ilk gerçekleşecek. Bu durumda, Türkiye’nin muhalif kimliği nedeniyle bir siyasiyi tutuklayarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiği sonucu doğacak. AİHM, olası bir ihlal kararını Demirtaş ve avukatlarının iddia ettiği doğrultuda dokunulmazlıklarla ilgili sürece dayandırırsa, siyaseti de etkileyecek büyük bir tartışma başlayacak. Kararın Demirtaş için tahliye yolunu açma ihtimali de bulunuyor.

4 Kasım 2016’da gözaltına alınan HDP'nin eski Eşgenel Başkanı Demirtaş'ın yaşadığı süreci de özetleyen Tahincioğlu'nun yazısı şöyle sürdü:

Demirtaş hakkındaki süreç, 20 Mayıs 2016’da dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik anayasa değişikliğinin kabulü ile başladı. Dokunulmazlığı kaldırıldıktan sonra bunun anayasaya aykırı olduğunu savunan ve diğer HDP’li vekiller gibi ifade vermeye gitmeyi reddeden Demirtaş, 4 Kasım 2016’da gözaltına alındı. Demirtaş, o dönem HDP Eş Genel Başkanı olan Figen Yüksekdağ ve dokuz HDP’li vekil ile birlikte “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “terör örgütü üyeliği,”, “örgüt adına suç işlemek”, “propaganda” gibi gerekçelerle tutuklandı.

Demirtaş'ın tutuklandığı dönemde hakkında 96 fezleke ve bu fezlekelerin tamamının yaptığı konuşmalara dayandırıldığını hatırlatan gazeteci Tahincioğlu, şunları ifade etti:

Demirtaş’ın AİHM’ye yaptığı başvuru, tutuklandığı ana dava ile ilgili. Tutukluluğunun anayasa ve CMK’ya aykırı olduğunu savunan Demirtaş, diğer HDP’lilerle birlikte Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Ancak Anayasa Mahkemesi süreci uzayınca Demirtaş AİHM’ye gitti. Bu süreçte Anayasa Mahkemesi, HDP’lilerin tutukluluk dosyalarını incelemeye başladı ve tamamını benzer gerekçelerle reddetti. Mahkeme, dokunulmazlıklarının kaldırılmasından sonra tutuklanan HDP’lilerle ilgili sürecin anayasaya uygun olduğunu savundu. Bu kararlar verilirken diğer HDP’liler de AİHM’ye başvurdu. AİHM, başvuruları kabul edilebilir bularak Türkiye’den savunma istedi. Ancak tutuklu yargılamadan dolayı çarpıcı bir karar da vererek, Demirtaş ve HDP’lilerin “öncelik” talebini yerinde buldu. 27 Temmuz 2017’de verilen bu karara rağmen dosyalar bugüne kadar karara bağlanmadı.

Yazısında Türkiye'nin AİHM'deki savunmasına da değinen Tahincioğlu, Türkiye'nin bütün süreçlerde hukuka uygun davrandığını iddia ettiğini belirterek yazısını şöyle bağladı:

AİHM’nin vereceği karar siyaseti de yakından etkileyebilecek. AİHM, Demirtaş’ın başvurusunu esastan reddedebilecek. Ancak ihlal kararı verirse, bu kararı AİHS’nin hangi maddesine dayandıracağı ve nasıl gerekçelendireceği büyük önem taşıyacak. Seçeneklerden bazıları şunlar:

AİHM, sadece Demirtaş’ın tutuklanmasının haklı olmadığı konusunda AİHS’nin 5. maddesine dayalı bir tespit yapabilecek. Bu durumda avukatları, tahliye edilmesine yönelik bir süreç başlatabilecek. Daha önce de AİHM, Türkiye için bu yönde çok sayıda karara imza attı.

AİHM, kişi hürriyetinin ihlali başlıklı AİHS’nin 18. Maddesine dayalı bir mahkumiyet kararı verirse, bu, Türkiye açısından bu maddeden ilk mahkumiyet olacak. Bu durumda, Demirtaş’ın, muhalif kimliği nedeniyle tutuklandığı iddiası da karşılık bulmuş olacak.

AİHM, Demirtaş ve avukatlarının iddia ettiği gibi dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili bir ihlal tespit ederse, bu kez tüm tutuklu vekilleri hatta tutuksuz yargılananları kapsayan bir sonuç doğacak. Zayıf da olsa AİHM’nin bu iddia için de yorum yapabileceği ifade ediliyor.


Yazının orijinal halini buradan okuyabilirsiniz