Nis 29 2019

Demirtaş: CHP'nin bize diyet borcu yok

31 Mart yerel seçimlerinde, Kürt seçmenin özellikle büyükşehirlerde CHP'li adaylara oy vererek seçimin kaderinde önemli bir rol oynaması karşısında, HDP'nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, CHP'nin kendilerine bir diyet borcu olmadığını söyledi.

BBC Türkçe'den Mahmut Hamsici'nin haberine göre, Demirtaş seçim sonuçlarını, 'toplumun kamplaşma değil birlikten yanalığını göstermesi' olarak yorumladı. 

CHP'nin diyet borcu olmadığını ancak halkın tamamına eşit, adil, şeffaf, demokratik hizmet borcu bulunduğunu ifade eden Demirtaş, Kürt seçmenin ise tüm baskıya rağmen HDP'nin etrafından kenetlendiğini kaydetti.

Hakkari'de 19 Nisan'daki çatışmalarda hayatını yitiren dört askerin yakınlarına başsağlığı dileğini de ileten Demirtaş, güncel siyasetteki gelişmeleri de yorumladı.

Yeni bir siyasi oluşum içinde olduğu belirtilen eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu'nun çıkışını ise, "İşe samimi özeleştiri ve özürle başlamak yerine akıl dağıtmakla başlarsa kimsenin o sicili bozuk aklı alacağını sanmıyorum" şeklinde yorumlayan Demirtaş'ın sorulara verdiği bazı yanıtlar şöyle:

"Tek adam rejiminden tedirginlik duyanlar da karşı blokta kümelenince AKP çok önemli belediyeleri kaybetti. Bu seçimin en önemli sonucu toplumun demokrasiden yana olduğunu, kamplaşma yerine birlikten yana olduğunu göstermiş olmasıdır.

Tabii AKP açısından da oy oranlarının yüzde 30'lara düşmüş olması gerçeği var.

Ayrıca bu seçimle birlikte Kürt seçmenlerin gücü ve demokrasiden yana tavırlarının da siyasette belirleyici olduğu net bir şekilde görüldü. Yine Kürtleri terörize etmenin, dışlamanın kimseye yarar sağlamayacağı da anlaşılmış oldu. Kürtler tüm baskı ve tehditlere rağmen HDP etrafında kenetlenmekten vazgeçmediklerini ortaya koydu.

Bundan sonra siyasetin nasıl evrileceği hem Erdoğan'ın tutumuna hem de muhalefetin demokrasi ilkeleri etrafında ortak mücadeleyi sürdürüp sürdürmeyeceğine bağlıdır.

Erdoğan baskıya ve otoriterizme dayalı politikalarında ısrar ederse toplumsal desteği yitirmeye hızla devam edecektir.

Demokratik reformlara yönelir ve baskılardan vazgeçerse bir ihtimal toparlayabilir kendi tabanını. Aksi takdirde ekonomik krizin de derinleşmesi gibi daha vahim bir tabloyla karşılaşabiliriz.

(HDP seçmeninin CHP'ye oy vermesiyle ilgili) Seçmenlerimiz elbette kolay ikna olmadılar. Bu da bizim açımızdan sevindiricidir. Sorgulamayan bir seçmen kitlesindense sorgulayan, eleştiren ve zor ikna olan seçmenler demokrasi açısından büyük bir güvencedir.

Seçmenlerimiz CHP'den teşekkür almak için değil; demokrasi ve barışa şans yaratmak için sandığa gitmiştir. CHP'li belediyelerin bize diyet borcu değil; halkın tamamına eşit, adil, şeffaf, demokratik hizmet borcu vardır.

Ama CHP Genel Merkezi sosyal demokrat kimliğine uygun olarak demokrasi ve barış adına cesur politikalar, çözüm önerileri geliştirmek durumundadır.

Sadece HDP'lilerin değil tüm toplumun en acil beklentisi ve ihtiyacı budur. Bunu geliştirmekte tereddütlü davranırlarsa elbette seçmen bunu göz önünde bulunduracaktır.

(Ekrem İmamoğlu ile ilgili olarak) Kucaklayıcı dil siyasette önemli ve anlamlıdır. Farklılıklara saygı duyarak siyaset yapmak tüm ülkeye kazandırır, toplumun tamamı bundan fayda görür. Ancak bunu sözde yapmak yetmez, pratikte de gerçekleştirmek gerekir.

Sayın İmamoğlu'nun kutuplaştıran, ötekileştiren baskılara, şantajlara boyun eğmeden demokrasi içerisinde birlik siyasetinde ısrarcı olmasını diliyorum. Bu çerçevede başarılı olmasını temenni ederim."

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz