Ara 31 2017

Demirtaş, Duvar filminden anlattı: Kaderde ikinci adresimiz…

4 Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunuyor HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş. 142 yıl hapis cezası istemiyle yargılanan Demirtaş, hapis yattığı sürede bir de öykü kitabı çıkardı “Seher” adında.

Zaman zaman gündeme ilişkin kanaatlerini kişisel Twitter hesabından paylaşan HDP’nin tutuklu lideri, OT dergisi için bir yazı kaleme aldı.

“Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku”nun da yazarı olan İlhami Algör’ün başlattığı yazı dizisine cevaben yazdı Demirtaş. İlk yazarı kendisi olan, ‘Film İcabı’ isimli yazı dizisinde Algör, başta edebiyatçılar olmak üzere tüm misafirlere, hafızalarında yer etmiş 'film icabı’ anlardan, sahnelerden hareketle ortaya çıkan çağrışımları paylaşmaları için çağrı yapmıştı.

İşte o ilk cevap, Edirne F Tipi Cezaevindeki Demirtaş’tan geldi. Hafızasında yer edinen bir film sahnesi sorulan Demirtaş, 'Yol', 'Sürü' ve 'Arkadaş' gibi kült filmlerde imzası bulunan, aynı zamanda da oyuncu olarak birçok kişinin sevgisini kazanan Yılmaz Güney’in ‘Duvar’ filminde yer alan çocuk mahkumlardan birinin güçlü olanlar tarafından sıkıştırılmasıyla başlayan hikâyesini kaleme aldı.

"Mekanların ve koşulların ‘hafıza’ ile doğrudan bir ilişkisi olduğunu artık kuru bir önerme olarak değil, bir tecrübe olarak biliyorum” diyor Demirtaş, “Dışarıdayken bu soruyu böyle mi yanıtlardım emin değilim ama içeride film sahnesi denince aklıma doğrudan mapushane filmleri gelmekte…” diye de ekliyor.

Tatar Ramazan filmlerindeki mahkûmların hemen hemen hepsinin cezayı hak ettikleri izlenimi verildiğini hatırlatıyor sonra ve günümüz cezaevlerinin kıyaslamasını, ironi ile şöyle anlatıyor:
 

Oysa bizim sinemamızda mahkûmların içinde birkaç kötüyü mumla ararsınız ki bunların da hakkından gelinir genellikle. Herkes iyi, çoğu mazlum ve mağdurdur. F tipi ve yüksek güvenlikli alçak standartlı cezaevleri zulmü başlayana kadar mahpushanelerimizin filmlerde uyandırdığı etki "biraz da ben yatsam" dedirtecek kadar cümbüşlüdür. Çalınan sazlar, demlenen çaylar, efkarlı, cığaralı sohbetler vb.

“İzlediğim en gerçekçi ve unutulmaz cezaevi sahnesi” dediği Duvar filmindeki şair çocuğun okuduğu şiirden alıntı yapıyor önce Demirtaş:

“burası dördüncü koğuştur benim abim

bak camları yoktur kırıktır

ne bacası tüter ne de sobası

her neyse benim abim

ver bir cigara zuladan yanalım…”

Filmde, okuduğu bu şiir sonrası ispiyoncuların devreye girmesiyle sorguya alınır şair çocuk. Önce şiirin ilk kıtasını okur. Müdür ve gardiyanlar o kısımda bir fenalık bulamazlar. İspiyoncular ”esas komünistliğin" şiirin devamında olduğunu üstelik de devlet büyüklerine hakaret edildiğini söyleyince ikinci mısra da okunur:

“burası dördüncü koğuştur benim abim ikinci adresimiz

allahımızı sorarsan adı gardiyan cafer

lakabı kel onbaşı

peygamberimiz desen o da ekip başı

her neyse benim abim

ver bir cigara zuladan yanalım

burası dördüncü koğuştur benim abim

kaderde ikinci adresimiz.

Ve ardından dehşet bir falaka sahnesi.”

Demirtaş, filmi anlatırken, “Büyük usta Yılmaz Güney sürgünde "yerli ve milli" bir zindan yaratmak konusunda çok sıkıntı çekince birkaç kamera darbesiyle elin mekanını millileştirmiştir” diyor ve yazısını şöyle tamamlıyor:

“Ben filmi sıradan bir şekilde izlerken ‘kaderde ikinci adresimiz’ mısrasına takılıp kalmıştım. Şiirin tamamını bu mısranın yüzü suyu hürmetine öğrendim.”

HABERİN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN