Oca 14 2018

Demirtaş: Erdoğan’ın karşısına ‘tek adam’ olarak çıkan kaybeder

HDP eş başkanlığını bıraktığını açıklayan Demirtaş, Cuma günü, ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ suçundan da dört yıla kadar hapis cezası istemiyle Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkemesi’nce yargılandığı davada ilk kez hakim karşısına çıktı.

Davası Mayıs 17’e ertelenen Demirtaş, 4 Kasım 2016 tarihinde tutuklanarak cezaevine konulmuştu. ‘'Terör örgütü kurma, yönetme'’, ‘‘Örgüt propagandası'’, ‘‘Suç ve suçluyu övme'’ iddialarıyla geçen yıl 3 Kasım'da tutuklanan Demirtaş hakkında, 142 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı.

OHAL’in 6’ıncı kez uzatıldığı Türkiye’de 2019 seçimlerine gidilirken gelişmeleri değerlendiren 44 yaşındaki Demirtaş, çok tartışılan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün alternatif adaylığı üzerine görüşlerini de paylaştı.  

14 aydır tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı, Gül’ün ne yapacağına kendisi karar vereceğinin altını çizerken, gücü tek bir kişinin temsil etmesine karşı uyarıda bulundu:

''Tek adamın alternatifi yine başka bir tek adamın arkasına dizilmek olamaz. Erdoğan zihniyetinin alternatifi, toplumun farklı kesimlerinin demokrasi paydasında bir araya geldiği büyük demokrasi gücüdür. Bu gücü de tek bir kişi temsil edemez.’’

 

Erdoğan’ın karşısına çıkıp, ‘Ben senden daha iyi tek adam olurum ‘ diyen kişinin kaybedeceğini bildiren Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçimleri için de muhalefete öneride bulundu; Demirtaş, kolektif yönetim anlayışı ile bütün farklı kesimlerin temsilcilerinin yönetimde görev almalarını tavsiye etti.

Demirtaş, mevcut koşullarda seçim tartışmaları için, çok etkili ve kitlesel kampanyalarla OHAL ve KHK’lerin kaldırılması için örgütlü çalışmalar yapılması gerektiğini savunuyor. Demirtaş şunları ekledi:

‘’ Miting, yürüyüş dahil en güçlü ve ses getiren demokratik bütün yol ve yöntemlerin kullanılması ile kesintisiz bir mücadele programı oluşturulmalıdır. İşçi, işsiz, çiftçi, esnaf, gençlik, kadın, akademi ve basın alanı, sanat, edebiyat çevrelerinin bütün örgütlü kesimleri ortak bir mücadele programı oluşturmakta çok geç bile kaldılar. Mücadeleyi halka taşımayan, direnişin öznesi olarak doğrudan halkı tanımlamayan hiçbir programın başarı şansı yoktur. Sadece parti, sendika, oda genel merkezlerinin cılız, etkisiz muhalefeti ile bu baskı sürecine karşı konulamaz. Bu mücadele programı aynı zamanda seçim stratejilerine entegre bir program olmalıdır tabii ki.''

HDP içinde ve Ankara’da çok tartışılan parti eş başkanlığını bırakma ve bu kararın yankıları sorulan Demirtaş, şunları söylüyor:

‘’Mücadeleyi terk etme kararı almıyorum tabii ki. Türkiye siyasi tarihinin en kapsamlı siyasi-yargısal-fiziki saldırısına maruz kalmış, ama buna rağmen bırakın dağılmayı, dimdik ayakta durmuş bir partiyi daha fazla nasıl büyütebiliriz kaygısı dışında hiçbir kaygım yoktur.’’

Demirtaş devam etme kararının hakkaniyetsiz olacağını savunarak, ‘’Sanki hiçbir eksik, hata ve yetmezliğimiz olmamış gibi, sırf tutukluyum diye, bundan adeta istifade eder gibi, çıkıp ‘Ben adayım’ demem ne kadar ahlaki-politik bir tutum olabilirdi ki?’’ sorusunu soruyor.

2013’te büyük bir umutla başlayan ve duvara toslayan ‘çözüm süreci’ne değinen Demirtaş, ‘’Savaş politikalarından medet uman bir zihniyetin “çözüm, barış, müzakere, diyalog” gibi kavramları kullanmaktan bile imtina etmesi garipsenecek bir durum değil. AKP’nin başkaca bir tutum geliştireceği beklentisi içine girmemek lazım. Barışı AKP değil bizler, yani barışa ihtiyaç duyanlar mücadele ile getireceğiz. Barışı ancak savaş politikalarına karşı direnerek kazanabiliriz’’ dedi.

Geçen hafta  HDP Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in, "örgüt üyeliği ve propagandası" suçlamasıyla yargılandığı davada 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmasını stratejik bir hamle olarak yorumlayan Demirtaş, ‘’Hem çözüm sürecinde Sayın Baluken’in ilkeli ve dik duruşu cezalandırılmak istenmiş, hem de Sayın Baluken’in siyaseten önü kesilmek istenmiştir. Kendisine verilen abartılı ve absürd ceza da bunu teyit etmektedir’’ ifadelerini kullandı.