Ara 05 2017

HDP Eş Genel Başkanı Kemalbay: AYM Demirtaş’a 15 dakika ayıracak, 'Beyefendi' aramış olabilir

Demirtaş, 4 Kasım 2016’dan beri tutuklu bulunduğu dosya için ifade özgürlüğü ve siyasi haklarının ihlal edildiği iddiasıyla AYM’ye başvurmuştu. AYM de uzun bir süre gündemine almadığı dosyayı 6 Aralık’ta görüşeceğini bildirmişti.

Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, Demirtaş’ın tutuklu olduğu davada henüz mahkemeye çıkarılmadığını, ilk duruşmanın 7 Aralık’ta görüleceğini söyledi. Kemalbay, diğer eş başkan Selahattin Demirtaş’ın dosyasının Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) yalnızca 15 dakika görüşüleceğini söyledi.

Eski eş genel başkan Figen Yüksekdağ ve HDP Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’in de 6 Aralık’ta mahkemesi olduğunu anımsatan Kemalbay, “Bu mahkemelere, siyasi bir tasfiyenin aracı olduğu için, kendilerini yargılamak için gelen kişileri yargıladıkları için Selahattin Demirtaş duruşmaya getirilmiyor. Tutuklu olduğu dosyanın ilk duruşması tutuklanmasından 399 gün sonra olacak” dedi.

Kemalbay, duruşmadan bir gün önce de AYM’nin Demirtaş’ın başvurusunu görüşeceğini belirterek vekillerin tutuklu yargılanamayacağına yönelik içtihatını uygulamayan mahkemenin şimdiye dek ‘susup uyuduğunu’ ancak ‘ne olduysa’ bir gün önce başvuruyu görüşmeye karar verdiğini ifade etti.

AYM’yi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı kastederek “Beyefendi aramış olabilir” diyen HDP lideri, sözlerini şöyle sürdürdü: “AYM’nin görevi anayasanın uygulanıp uygulanmadığının denetlenmesiyken, işte gördüğünüz gibi tamamen ‘Saray’ın partimize yönelik çizelgesine göre tutum alıyor ve tam da bir gün öncesinde Selahattin Demirtaş dosyasını görüşmeye karar veriyor. Aynı gün 21 dosyayı inceleyecek. 21 dosyayı bir gün içinde incelediği zaman Selahattin Demirtaş başvurusu için 15 dakika kalacak. 15 dakika da o başvurunun sayfalarını çevirmekle geçer. 15 dakikada, yüksek yargı bilir, çay bile demini alamaz. 15 dakikada neyi inceleyeceksiniz?”

Kemalbay, daha önce AYM’nin HDP’nin diğer bir vekili Gülser Yıldırım’ın tutuklanmasının hukuki olmadığı yönündeki başvurusunu reddettiğini anlattı: “İçler acısı bir karardı. Bir Anayasa Mahkemesi’nin yazmayacağı bir gerekçe açıklamıştı. Öyle ki, sahte bir Twitter hesabını gerekçeye koymuştu. Polis fezlekelerinden kopyalanmış ifadeleri gerekçe yapmıştı. Anayasa Mahkemesi’ne sesleniyoruz; eğer onurunu kurtarmak istiyorsanız 6 Aralık’ta hukuka göre bir karar verin.”

Kemalbay'ın Reza Zarrab davasına da değindiği konuşmasından öne çıkan satırlar şunlar:

Türkiye’yi çalkalayan, büyük soru işaretleri yaratan bu yolsuzluk, rüşvet, hayali ihracat, kara para aklanmasıyla karşı karşıyayız. AKP Genel Başkanı Erdoğan oturuyor kalkıyor bunun bir algı operasyonu olduğundan bahsediyor. Siz bu dört bakanı hani bir tanesi çok pahalı bir saat takmıştı, bir tanesi makaracı, onları şu Meclis’te aklamadınız mı? Eğer bir ülkede yolsuzluk varsa, rüşvet varsa onun araştırılacağı yer demokratik kurumlardır. Halkın önünde, şeffaf bir şekilde hesap verirsiniz, ondan sonra size iftira atan varsa ortaya çıkar. Siz ne yapıyorsunuz? Üstünü örtmeye çalışıyorsunuz. Halkı kutuplaştırarak, düşmanlar yaratarak yapmaya çalıştığınız şey sorumluluktan kaçmaktır.

10 binlerce kilometre öteye gitmenize gerek yok. Tiyatro görmek istiyorsanız HDP’ye yönelik davalara bir bakın. Uyduruk fezlekelere bir bakın. Nasıl bir tiyatro oynandığını göreceksiniz. Aynı gecede 11 milletvekilimiz operasyona tabi oluyor. Hangi hukukta var bu? Bu tiyatro değil de nedir? Ahmet Şık’ı gözaltına alıp tutuklarken yaptığınız nedir? Nuriye ile Semih’e bir gecede terörist ilan etmeniz nedir? İşte tiyatro budur.

Reza Zarrab bu ülkede gözaltına alındı. Öğrendik ki rüşvet vererek gözaltından kurtulmuş. Ardından Türk bayrağının önüne oturtularak, aslında bugüne kadar ortaya saçılmış pisliklerin içinde yer alan kişi. AKP-Saray iktidarının ortaklarından. Şimdi, AKP-Saray iktidarı ne yapıyor? Zarrab’ın arkasındaki bayrağı getirmiş, pisliklerin üstünü örtmek için kullanmaya çalışıyor. ‘Bu, millete devlete, Erdoğan’a yapılan bir saldırıdır’ diyorlar. Hayır. Bu, millete yağılan bir saldırı değildir. Şimdi Kürt düşmanlığı yaparak, sahte antiemperyalistliğe soyunarak bu işin üstünü bayrakla örtemezsiniz. Bu ne yerli ne millidir, bu mesele bir rüşvet, talan ve hırsızlık meselesidir.