Kas 30 2017

KHK'lı polisten Demirtaş'a mektup: Tek umudum senin yaşaman Selo

Fehim Işık Artı Gerçek'te Perşembe günü yer alan yazısında, KHK ile işinden atılan bir polisin HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'a yazdığı mektubu yayınlıyor. 

Hakkında yakalama kararı olduğu için ismi belirtilmeyen polis memuru, üniversiteye kadar milliyetçi, muhafazakar bir görüşten geliyormuş. Üniversitede görüşlerinin giderek değişmeye başladığını söyleyen polis için asıl değişim Kobani olayları sırasında göreve gönderildiği Kürt illerinde olmuş.

"Umursadığım tek şey evrensel değerlerin etrafında insanca buluşabilmek; Munzur’un kenarında polis olduğum bilinse de rahatça Ankara’da çay içer gibi çay içebilmek; Dicle kenarında gezebilmek..." diyen polis mektubuna, "Sen yıllar önce bir televizyon programında terör ve şiddet kavramını anlatırken daha iyi kavramıştım yaşadıklarımı. Kirli savaşlar kesinlikle kamu gücünü kullananların iğrençlikleri nedeniyle bitmiyordu" diyerek devam ediyor. 

"Silahsız her söz umudumdur" diyor ve "Tek umudum senin yaşaman Selo. Söylemlerin, özgürlükçü evrensel değerlere tabi sivil inisiyatife dayandığı sürece daha etkili olacak. Dilerim ki bu hep böyle devam eder" diye ekliyor. 

Kobani olaylarıyla ilgili olarak söyledikleri ise şöyle:

"Polisin şiddeti azaltmaya eğilimli kadrolardan mahrum bırakılışının etkilerini, yönetici polislerin yatıştırıcı olmak yerine toplulukları agresifleştirmesiyle daha iyi anlamaya başlamıştım. İnsanların en doğal hakkı olan toplumsal yürüyüşlerde polis müdürlerinin halkın engellenmesindeki o gereksiz, anlamsız, kaba yüzü çok şey anlatıyordu. Elbette şiddet dalgasının büyümesinde tüm siyasetçilerin sorumluluğu var. Bunlar silahların susması için daha fazla fedakârlık yapabilirlerdi."

Selahattin Demirtaş'a Selo diye hitap eden polisin mektubunun bir bölümü aşağıda:

Sevgili Selo,

Kim silahtan yana tavır aldıysa o kadar çok senin işini zorlaştırdı. Bu nedenle de sana yazıyorum. Durumlar şimdi o kadar karışık ki bir tek çaremiz var. Bizi sadece sivil inisiyatifler özgür günlere taşır. Biliyorum, sen de bunu tercih edenlerdensin. Kitabını, mektuplarını bir çırpıda okuyorum. Bilmeni istiyorum ki bir Türk olarak, eski bir polis olarak senin yanındayım. Bu ‘Türk olarak’ kısmına da kimsenin takılmasını istemem. Çünkü ben insanca niyetimi dile getiriyorum. Çünkü bayrakla gizlenen günahların ve suçların, kontrol illüzyonlarının etkisinde değilim. Ölen herkese üzülen bir yürek taşıyorum. Haksız yargılanan herkesle beraberim.

KHK ile işimden atıldım. Hakkımda yakalama kararı var. Buna rağmen inatla ve tepkiyle gidip teslim olmuyorum. Bireysel sivil itaatsizlik olarak nitelediğim bu tavrıma ülke evrensel hukuk normlarına dönene kadar devam etme düşüncesindeyim. Aynı şekilde askerlik düşüncesini de silmiş atmış ve vicdanı ret tarafını seçmiş durumdayım. Kusura bakmasınlar canı savaş çekenler için ölmek ya da öldürmek oyununu oynamayacağım. Düşünsenize terörist diye atıyorlar ama asker diye sizi göreve çağırıyorlar.

Bugün seninle aynı derdin, aynı şiddet sarmalının ve hırsız tekelinin büyük zulmü altında inleyen yüzbinlerdeniz. Vesayetin en sevmedikleriyiz. Tam da bugünlerde hukuk siyasetin köpeği olmuşken, yani kamu gücü illegal faaliyete girmişken benim sivil itaatsiz tavrım en legal ve insanca tepkidir. Belki çok kolay anlaşılmayabilirim. Ama senin anlayacağını bildiğim için yazıyorum,

Sevgili Selo,

Senin kadar güzel kalem kullanamam. O nedenle çok da uzatmadan söylemek istiyorum, bu konudaki fikirlerini de merak ediyorum. 15 Temmuz Komplosu ile içeriye giren binlerce siyasi mahkûmu, 15 Temmuz Komplosu ile dizayn edilmiş tiyatro mahkemelerini reddetmeye davet etmek için sana yazıyorum. Onların çelişkilerine, yalanlarına inat en uyumsuz polis refleksi ile yazıyorum. Çünkü mevcut siyasi arenada etrafımızı sarmış bu kanlı vesayeti yarmanın sivil oyuncularından birinin sen olduğuna inanıyorum.

Sivil itaatsizlik, şimdi değilse ne zaman!..”

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar