Amed Dicle: ‘Şengal’de yeniden bir diyalog kurulmazsa çatışma an meselesi’

Irak merkezi hükümeti ile Irak Kürdistan Bölgesi arasında imzalanan Şengal Anlaşması kapsamında bölgeye Bağdat’a bağlı binlerce polisin yerleştirilmesi tepkilere neden oldu. Irak merkez hükümeti ile Şengal Anlaşması’na ilişkin bir süredir görüşmeler yapan Şengal Demokratik Özerk Meclisi’nin diyalog çabalarının sonuçsuz kaldığını belirterek bütün güçlere Ezidi toplumunun savunması için hazır olması gerektiği çağrısını yapması bölgeye ilişkin yeni bir tartışma başlattı.

Gazeteci Amed Dicle, Şengal’de yeni bir diyalog sürecinin başlamaması durumunda bir çatışmanın an meselesi olduğuna dikkat çekiyor.

Ahval’e Şengal Anlaşması’yla başlayan gerilimli süreci değerlendiren Amed Dicle, hem Erbil hem de Bağdat hükümetleri tarafında tüm siyasal yapıların üzerinde konsensüs sağladığı bir anlaşmanın olmadığını belirtiyor. Dicle “Şengal’de IŞİD saldırısından sonra bir meclis kuruldu. Bu meclis anlaşmaya karşı çıktı. Bağdat hükümetiyle görüşmeler yaptı. Karşılıklı çok sayıda görüşme oldu ama bir neticeye varılmadı. Sonuçta Şengal Özerk Meclisi bir açıklama yaptı ve sorunun diyalog ile çözülmediğini belirtti” diyor.

Amacın Şengal’in tamamen Irak federal hükümetine bağlı askerî otoritelerin kontrolü altına girmesi olduğunu belirten Dicle, bölgedeki MİT varlığına da dikkat çekiyor:

 “KDP’ye de (Kürdistan Demokrat Partisi) burada bir yer verilmiş. Bunun oranını henüz bilmiyoruz. Şengalli bir yetkilinin iddiasına göre KDP'nin hakimiyeti altındaki bir bölgede MİT de konumlanıyor. Böyle bir durum da var.”

Türkiye’nin anlaşmadaki rolüne dikkat çeken Amed Dicle, şu ifadeleri kullanıyor:

“MİT’in oradaki hareketliliği Şengal’le sınırlı değil. Hava saldırıları oldu bazı bölgelere. Ankara’nın 'MİT’in çabası sonucu' diye açıkladığı bazı suikastları oldu. Örneğin Zeki Şengali önemli bir Ezidi lideriydi. Ezidiler içerisinde önemli olan bir kanaat önderiydi. MİT’in orada bir bağlantısı var. Bir yerleşkenin MİT’e verildiği, MİT’in bu yerleşkeye taşınacağı söyleniyor. O anlaşmanın maddelerinden biri PKK ve PKK’ye bağlı bütün unsurların bölgeden çıkarılması. Bu Ankara'nın talebidir, Ankara'nın KDP üzerinden bu anlaşmaya dahil olduğu yönünde çok güçlü görüşler var.”

Şengal Anlaşması’na neden karşı çıkıldığını anlatan Amed Dicle, şunları söylüyor:

“2014’te IŞİD geldiğinde Irak ordusu oradan gitmişti. IŞİD oraya geldiğinde KDP vardı, KDP’nin de 17 binden oluşan silahlı gücü vardı Şengal’de. Onlar da bırakıp gitti. Dolayısıyla Şengal halkı orada yapayalnız kaldı ve o bildiğimiz katliam gerçekleşti. YPG’nin müdahalesi ve YPG’nin açtığı bir koridor oldu. Yüzbinlerce insan YPG’nin açtığı koridorla kurtuldu. IŞİD geldiğinde ortadan kaybolanlar, şimdi geri gelip orayı IŞİD'den kurtaranları kovmak istiyor."

Şengal Demokratik Özerklik Meclisi’nin yaptığı açıklama sonrası Şengal’de oluşan tablonun bir çatışmanın işareti olduğunu belirten Dicle, şöyle devam ediyor: 

“Bazıları 8 bin bazıları 10 bin diyor. Irak hükümetine bağlı askerî unsurlar, Şengal’in batısında Rojava sınırında 80 bin metrekarelik alana yerleştiler. 2014 yılında YPG’nin açtığı koridorun olduğu bölgeden, istikametten bahsediyoruz. Şu anda Iraklı güçlerin yerleştiği yer orası. Herhangi bir çatışma olması durumunda Şengal ile Rojava arasındaki bağlantı kesilmiş oluyor. 

Bu bölgede daha önce de Iraklı askerler vardı ama sınırın tamamını kapsamıyordu. Bu askerlerin Şengal dağında zaman zaman devriye gezdikleri belirtiliyor. Bu, Şengal’deki askerî direniş birliklerinin (YBŞ) alanına girmek demek. YBŞ’den çekilmeleri istenmişti, onlar da çekilmedi. Bu nedenle bir gerilim var. Adım adım 9 Ekim anlaşmasını hayata geçirmek istiyorlar. Bundan sonraki adım bu dağın içerisine girmek. Eğer bir diyalog tekrar başlamaz ve uzlaşmaya varılmazsa çatışma riski çok yüksek. 

Eğer Irak hükümeti, YBŞ’nin alanlarına fiilen girerse o zaman çatışma olacaktır. Meclis de bu anlamda bir çağrı yaptı.

IŞİD saldırı sonrası Şengal kendini yeni yeni topluyor. Ezidiler, KDP’nin bölgede olmasını istemiyor. 3 Ağustos 2014’ü unutmuyorlar. Resmî bir kabul, statü oluşmadan herhangi bir dayatma kabul etmiyorlar. Bu yaralar sarılmadan yeni bir çatışmanın olması çok büyük trajedilere neden olacaktır. Çatışma dışında da bir yol bırakılmış değil.”


© Ahval Türkçe