'SETA raporuyla gazetecilerin can güvenliği tehlikeye atıldı'

AKP'ye yakınlığı ile bilinen düşünce kuruluşu Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmalar Vakfı’nın (SETA) "Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları" başlıklı raporunda yabancı medya kuruluşlarını ve gazetecileri fişlemesinin yankıları sürüyor.

Basın meslek örgütleri SETA’nın gazetecileri fişleyen raporuna tepki göstermek için Gazeteciler Restoranı'nda bir araya geldi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, PEN Türkiye, Türkiye Gazeteciler Sendikası, DİSK Basın İş, Türkiye Yazarlar Sendikası, Türkiye Yayıncılar Birliği, HABER-SEN ve Çağdaş Gazeteciler Derneği temsilcilerinin katıldığı toplantıda SETA'nın gazetecileri fişleyen raporuna tepki gösterildi. 

Toplantıda ortak açıklamayı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş okudu.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"İktidara yakın Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından bir fişleme ve basın tarihi açısından kara leke olan bir çalışma yayınlanmıştır. SETA'nın Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları başlıklı çalışmasında; BBC Türkçe, DW Türkçe, Amerika'nın Sesi, Sputnik Türkiye, Euronews Türkçe, Independent Türkiye ve CRI Türk (Çin Uluslararası Radyosu) çalışanlarının fotoğrafları, özgeçmişleri ve daha önce çalıştıkları kurumlar ve sosyal medya paylaşımları listelenmiştir. Listede Türkiye'de yayın yapan gazetelerde çalışan gazetecilerin isimleri ve paylaşımları da yer almaktadır. 150'ye yakın gazetecinin haberleri, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü konusundaki paylaşımları, 'hükümet karşıtı' ve 'tek sesli' olarak tanımlanmıştır. Gazetecilerin can güvenliği tehlikeye atılmıştır."

SETA çalışanları İsmail Çağlar, Kevser Hülya Akdemir ve Seca Toker imzalı raporda basın kuruluşlarına 'gazetecileri denetleyin' önerisi de getirilmiştir" denilen açıklamada, "Raporu hazırlayanların gazeteciliğin evrensel boyutunu anlamadıkları, çok seslilikten rahatsız oldukları ortadadır. Gazeteciliği siyasi iktidarların emrine sunmayı amaçlayan SETA, niyet okuyarak, internetten topladığı bilgileri çarpıtarak yasal ve meşru çalışma yapan gazetecilere gözdağı vermiştir. Fişlenen tüm meslektaşlarımızı, basın, düşünceyi ifade ve kişisel özgürlüklerine yapılan bu saldırıya karşı durmaya ve hukuki haklarını kullanmaya davet ediyoruz. Basın meslek örgütleri olarak bu fişleme çalışmasında adı geçen tüm meslektaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu, meslektaşlarımıza yönelik olası tüm saldırılardan SETA'nın sorumlu olacağını kamuoyunun bilgisine sunuyoruz" ifadeleri yer aldı. 

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto şunları söyledi:

“SETA bu çalışmada hiç araştırma yapmamış, partiye yönelik eleştirileri göğüslemeyi amaçlamıştır. Belki de gazetecileri fişleme yöntemiyle İçişleri Bakanlığı'ndan ya da hükümetten ödül beklemektedir. Demokrasimiz adına gerçekten çok üzücü bir olay. SETA'nın metninde ciddi bir araştırma görmedik. Sadece suçlama ve hedefe koyma var. Çoğunluğu bizim üyemiz bu meslektaşlarımızın. Dünyanın sayılı ajanslarında ve gazetelerinde görev yapan, Türkiyeli gazetecileri hedefe koymuşlardır. Meslektaşlarımızın başına bir şey gelirse nasıl bir sorumluluk üstlenecekler ondan da emin değiliz. Zaten Türkiye'de basın büyük bir baskı altında."

PEN Türkiye Başkanı Zeynep Oral ise şöyle konuştu:

"Bu rapora göre, kadın sorunlarıyla ilgilenmek de, Meclis'teki yasal bir parti olan HDP ile iletişim kurmak da kuşkuyla karşılanıyor ya da suç sayılıyor. Bu rapora göre yolsuzluk  yapmak değil ama  'yolsuzluk var' demek suç. Bu rapora göre hükümeti eleştirmek suç. Bu rapora göre, ülke ekonomisi berbat olabilir, emekçinin hakkı gasp edilebilir; ancak bunları dillendirmek yasak. Bu rapora göre her ay  30-40 kadının erkekler tarafından öldürülmesi doğal ama her ay bu ülkede 30-40 kadının öldürüldüğünü yazmak suç. Bu rapor düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü için yargı reformlarının konuşulduğu bir dönemde basın ve ifade özgürlüğüne  vurulmuş kara bir lekedir; ağır bir darbe niteliğindedir."

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Mali Sekreteri Can Uğur da bir konuşma yaptı:

"Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettikleri, kişisel verileri kaydettikleri için TGS olarak SETA için suç duyurusunda bulunduk. Bu insanlar bizim arkadaşlarımızı, üyelerimizi, gazetecileri hedef göstererek, koltuklarına daha rahat oturabilmek için, ceplerini doldurmak istemektedirler. Bunun peşini bırakmayacağız. Bu zihniyetten birçok gazeteci zarar gördü. Hukuk sınırları içinde ne gerekiyorsa yapacağız. 'Gazetecileri hedef gösterelim, koltuğu sağlama alalım' düşüncesiyle hesaplaşacağız. Raporu hazırlayanlardan İsmail Çağlar, Gezi döneminde ağaç ile konuşan gazetenin çalışanıdır. Ağaç ile konuşan gazetenin çalışanı bizim meslektaşlarımızı marjinal, dış mihrak olmakla suçlamaktadır. Tevazu göstermemeliler. Ağaç ile konuşmanın üzerine hiçbir gazeteci arkadaşımız çıkamaz. Ayda 7-8 bin dolar alarak bu işi yapıyorlar. Çok fazla gazeteci işsiz."

DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren'in değerlendirmesi şöyle:

"Normal koşullarda olsaydık bu toplantıyı yapmazdık. Normal koşullarda böyle bir rapor da olmazdı. Cahilce, küstahça bir metin. Muhbirlik metni. Kötü deneyimler yaşadık. Önce gazeteciler hedef gösterildi, bir dizi operasyonlar başladı. Bu ilk değildi. Yeni Şafak'ta da böyle bir yayın yapıldı yabancı yayın organlarında çalışan gazetecilerle ilgili. Bu metinle başka bir şey mi tezgahlanıyor? Umarız yanılıyoruzdur. Bu meslektaşlarımıza bir şey olursa sorumluların yakasında olacak elimiz."

Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı Adnan Özyalçıner ise şunları söyledi:

"SETA 150'ye yakın meslektaşımızı fişleyerek suç işlemiştir. İnsan hak ve özgürlüğünün temel taşı olan ifade özgürlüğünü hiçe sayarak halkın haber alma hakkını da yok etmek istemiştir. SETA 150'ye yakın gazeteciyi hedef gösterip, ihbar etmekle, halkı da açıkça kin ve düşmanlığa sevk etmeye kalkışmıştır. Tarafsız olduğunu iddia ettikleri raporla tek adam rejiminin yandaşı olmakla kalmamışlar, suç üstüne suç işlemişlerdir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı bir ülkede insan hak ve özgürlüğünden bahsedilemez. Bu özgürlükler ayaklar altına alınmıştır."

Bir tepki de Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk'ten geldi:

"SETA yayıncılık sektöründe siyasi bir alan olarak yayıncılık raporu yayınlandı. Çok özensiz, zayıf gözlemlere dayalı bir rapordu. Türkiye Yayıncılar Birliği  kültürel çeşitliliği savunur. Bu çeşitlilik yerine tek seslilik isteyen bir rapordu. O raporun arkasından böyle bir raporla karşılaşıyor olmak bizi çok şaşırtmıyor. Bu raporun içinde basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, kadın haklarıyla ilgili yapılan çalışmaların tek tip anlayışıymış gibi eleştirilmesi son derece üzücüdür, kavramların karıştırılması anlamına gelir."

Haberin detayına buradan ulaşabilirsiniz