Büyük güçler Sevr'i imzalamadı, Mustafa Kemal Misak-ı Milli'ye karşıydı! - Ayşe Hür

Dersimiz Tarih'te Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar ve tarihçi Ayşe Hür, Sevr Anlaşması tartışmalarını değerlendirdi.

Programda, Ege ve Doğu Akdeniz'de Türkiye ile Yunanistan arasında yoğunlaşan krizin AKP-MHP ittifakının beka kaynaklı kaygıların yanı sıra siyasi saiklerle yaratıldığı tezinden hareketle, uluslararası camianın sorunun Ankara tarafından kabartılan 'yapay bir kriz' olduğu yorumlarına dikkat çekiliyor. 

Yine AKP-MHP çevrelerinde, "Bize yeniden Sevr'i dayatıyorlar ve buna izin vermeyeceğiz" yaklaşımına dikkat çekilen programda, Türkiye'deki kolektif hafızasında karanlık bir yeri olan Sevr korkusunun hortlatıldığına işaret ediliyor. 

Benzer şekilde, Mavi Vatan yaklaşımının da Lozan Anlaşması'nın iktidar tarafından 'yetersiz' bulunduğu yorumlarına dikkat çekiliyor.

Bu bağlamda, 'Sevr dayatması' ne kadar gerçek ya da bir algı operasoyunu ile mi karşı karşıya kalınıyor?

Tarihçi Hür, Sevr korkusu ile ilgili 'Sevr paranoyası' yorumunu yaptı ve ekledi:

"Sevr paranoyası' da deniyor. Sanıyorum ilk kez Süleyman Demirel bunu güncellemişti. Sevr'in her an masada olduğu ve ilk fırsatta büyük devletlerin bu planı uygulamaya sokacağı hikayesine dayanıyor. İlginç olan şu: Sevr, Almanya'ya dayatılan Versailles Antlaşması sistematiğinin bir parçası. O kadar sert ve dayatmacı bir anlaşmaydı ki, II. Dünya Savaşı'nın bu anlaşmanın aşağılayıcı şartları yüzünden çıktığını düşünenler çoğunluktadır. Aynı şekilde Avusturya-Macaristan'a dayatılan anlaşma da çok ağırdır.

Türklere de Sevr Antlaşması ile bir ders vermek istemişlerdir büyük devletler. Hakikaten çok aşağılayıcı bir anlaşma bu. Ancak buna giden yolu büyük devletler döşemedi. Almanya, Bulgaristan, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı Devleti kendilerini büyük bir savaşın içine zorla soktu. Dünyanın yeniden paylaşımı ihtiyacı içinde olan gruplardı bunlar. 

Almanya sömürge döneminde henüz ulus devletini kurmadığı dünya paylaşılmıştı o ayağa kalktığında. Alman sanayinin çok ciddi bir kaynak ihtiyacı var. Savaşın patlak vermesine bu neden oldu ancak Osmanlı'nın bu savaşa dahil olması için hiçbir neden yoktu. Hem Fransa hem İngiltere, tarafsız kalması halinde Osmanlı'ya kapitülasyonların kaldırılacağı yönünde teklifler yapmıştı ancak İttihat Terakki'nin üç paşası, Enver ve Talat özellikle, savaşa girip kaybedilen toprakları kurtarma, şanlı geçmişi yeniden kurma hayallerine kapıldılar. 

Böyle zoraki girilen bir savaşın ardından İtilaf Devletleri'nin Çanakkale'de büyük kayıplar vermesine ve o cephede çakılı kalarak savaşın Avrupa'da uzamasına neden olduğu gerekçesiyle İttihatçılar'a yönelik bir antipati, öfke olduğu kesin. 

Büyük güçler arasında da anlaşmazlıklar vardı. Fransızlar erkenden savaştan çekildi. İtalyanlar, Yunanistan'a verilen yerlerin kendilerine ait olduğunu iddia ediyordu. Türk tarafının da sempatisini kazanacak kadar işler yaptılar Anadolu'da. Bu ortamda ite kaka hazırlanmış bir anlaşma bu. 

Ancak kimse imzalamadı bu anlaşmayı. Ne İtalya, ne Fransa ne İngiltere imzaladı bu anlaşmayı. Vahdettin savaşın son döneminde tahta geçmiş biri. Yapacağı hiçbir şey yok, durumu kontrol edecek gücü yok. Mondros'un kılıcı tepesinde sallanıyor. 'Hilafet, saltanat tehlikede' diye endişe eden pısırık, güçsüz bir aktör. O da imzalamadı anlaşmayı.

Bir devrim olmuş Rusya'da ve birden bire esas düşman Bolşevik Rusya'ya dönüşmüştü o dönem. Bolşevik tehdidine karşı, bölünmüş parçalanmış bir Anadolu coğrafyasını yönetmektense, zaten solla alakası sadece Sovyetler'den silah ve para almakla sınırlı, askeri zaferi kazandıktan sonra da İzmir İktisat Kongresi'nde 'Biz, kapitalist bir kalkınma modeli izleyeceğiz, bizden endişe etmeyin' diyen bir Mustafa Kemal ve ekibinin yönettiği bir devletle iş birliği yapmak daha makul ve akıllıcaydı.

Sevr aynı zamanda Yunanistan'ın da aleyhine şartlar içeriyordu. Hiç kimsenin arzu ettiği bir anlaşma değildi Sevr. O gün Anadolu'da kan gövdeyi götürürken, ülke lime lime olmuşken, ordu terhis edilmişken anlaşmayı yürürlüğe koyamamışlarken şimdi hangi araç ve aparatlarla bunu uygulamaya koyabilirler? Bu tamamen Türkiye toplumunu 'dış düşman' diye tabir edilen unsurlara karşı devreye sokulan 'Sevr öcüsü' gibi bir şey. Öcü de çocukları korkutmak için anlatılır. Bizim toplumumuz çocuksu bir toplum. Dil bilmez, kitap okumaz. Tarihle ilgisi, egemen sınıflar ona izin verdiği ölçüde kurulur. 

Amerika, Ermeni mandasını reddetmiştir. İngilizler, Kürtlerin bağımsız bir devlet kuramayacağını raporlamışlardır. En elverişli koşullarda, ülkeyi işgal etmişken dahi bu anlaşmayı empoze edemeyen ve uygulayamayan büyük devletlerin bugün bu işi hangi şekilde yapacaklarını doğrusu bin idrak edemiyorum."