Bahar Woods
Ağu 17 2019

Atacama Çölü’nde unutulmayacak bir tatil

Dünyanın en bölgesinde kurak çöllerinden birinde tatil yapma fikri nasıl geliyor? Pek cazip değil gibi değil mi? Ben de ilk anda böyle düşünmüştüm ama yanılmışım çünkü Atacama bildiğiniz çöllerden değil. Çöl deyince sadece kumdan oluşan Arap yarımadasının çölleri gelmesin sakın aklınıza... 

Dimdik kumlu yamaçları, dev tuz kaplı havzaları, gayserleri ve ay yüzeyine benzeyen taşları ile çölden çok başka bir gezegene gelmişssiniz hissi veren bir bölge Atacama. Çok maceracı ya da doğa tutkunu bir gezgin değilseniz Atacama aklınıza gelecek ilk destinasyonlardan biri değil tabiki. Benim için de öyleydi taa ki iş nedeniyle karşıma çıkana kadar.

Güney Amerika’da birkaç yılda bir önemli bir turizm toplantısına katılıyorum. Bu toplantıların öncesine ya da sonrasına turizmciler için düzenlenmiş extra geziler ekleniyor. Hem uygun fiyata gezme imkanı hem de diğer turizmcilerle tanışmak için güzel bir bahane oluyor. Geçen yıl gelen alternatiflerine bakarken Atacama Çölü gezisi gözüme takıldı. Hiç çöle gitmek aklımda yokken detaylı okudukça ve şahane resimleri gördükçe kararımı verdim.

Toplantım Buenos Aires’teydi ve bu gezi toplantı öncesinde yapılacaktı. O nedenle önce Şili’ye gitmem ardından da toplantı için Buenos Aires’e geçmem gerekiyordu. Amerika’dan Şİli’ye Santiago’ya uçtum ve bir gün kaldım. Hayatımda gördüğüm en çirkin şehir Santiago olabilir.

Korkunç mimarisi, düzensizliği ve ruhsuzluğu ile hayatımın en büyük hayal kırıklıklarından biri oldu. Neyse onu başka bir yazının konusu yapmak üzere bırakıyorum.  Santiago’dan sonraki durak iki saatlik bir uçuşla Calama Havaalanıydı ve buradan yine yaklaşık bir saatlik araba yolculuğu sonrası San Pedro de Atacama’ya ulaştım.

San Perdo de Atacama tek katlı kerpiç evlerden oluşan minik bir kasaba ve çölün merkezi olarak kabul ediliyor. Ucuzundan pahalısına tüm oteller burda konumlanıyor ve turlar buradan başlıyor.

 


Otele yerleşip diğer turizmcilerle buluştuktan sonra bizi şahane bir gün batımı ve lezzetli pisco sour kadehleri bekliyordu. Neredeyse hiç yağış almayan bu dünyanın en kuru bölgesinde, güneş batımı da gerçekten çok özeldi. Güneş kendi renginde turuncu dağların arkasından batarken her yer sarı ile kırmızı arası bir renge boyandı. Peru ve Şili’nin ünlü içkisi Pisco ile yapılan Pisco Sour kadehlerimizi yudumlayarak bir film izlercesine renk tonlarının an  ve an değişimini ve güneşin batımını izledik.

Akşam yemek öncesi otelin rehberleri ile birlikte önümüzdeki üç günün planlamasını yaptık. Bu planlama bölgedeki gezilerin en önemli konulardan biri. Çünkü deniz seviyesinden epeyce yüksek bir bölge olduğundan solunum sorunu çekmek istemiyorsanız gün gün aşama aşama yükseğe çıkmak gerekiyor. Rehberler bu konuda son derece yardımcı ve titiz. Bu nedenle  yavaş yavaş her gün biraz daha yükseğe çıkacak şekilde bir tur planlaması yapmak gerekiyor. Dilerseniz bu turların bir kısmını atla ya da bisikletle de yapabiliyorsunuz.

 

 

İlk turumuz vardığımızın ertesi gün sabah erken saatlerde rehberle buluşarak başladı. Bugün rotamız Salar de Atacama yani bölgenin en ünlü tuz yataklarından biriydi.. 4x4 araçlarla 1.5 saatten fazla bir yol yaparken kendimizi çölde değil bir başka gezegende hissettik. Masmavi gökyüzü ve kilometrelerce süren farklı şekillerde kupkuru bir toprak. Tek gördüğümüz bitki kaktüsler oldu.

Şili’nin Kuzeybatısında  Cordillera de la Costa Dağları ile And Dağları arasında yaklaşık dev bir alana yayılan Atacama Çölü aslında Pasifik kıyısına da son derece yakın.  Ama Antarktika’dan gelen Humbold akıntısı nedeniyle denize son derece yakın olmasına rağmen yaklaşık 50 yıldır çölün bazı noktalarına hiç yağmur yağmamış.

Salar de Atacama tuz havzası And Dağları'nın çarpıcı bir yansımasını sunan sadece birkaç inçlik suya sahip devasa havuzlar ya da su birikintilerinden oluşuyor. Burası dünyanın en büyük tuz havzalarından biri ve hemen sınırdaki Bolivya’ya kadar uzanıyor.

Ayrıca bölgede ki Laguna Chaxa’da su birikintilerdeki minik organizmaları yiyerek beslenen yüzlerce flamingo da yaşıyor. Ürkütmemek için yanlarına yanaşmadan uzaktan izlediğimiz bu kuşların sadece 2 kg geldiğini öğrenmek de ayrıca şaşırtıcıydı.

İkinci gün turumuzda ilk durak Valle de Muertos (Ölüler Vadisi). 10 dakikalık kısa bir araç yolculuğu ardından vardığımız Valle de Muertos Mars gezegenine benzeyen dev kum vadilerinden oluşmuş bir bölge. Yaklaşık 3 saatlik oldukça yorucu bir yürüyüşle vadiyi gezdik. 100 metre yüksekliği bulan kum tepelerinden inip çıkmak, muhteşem kaya oluşumlarını görmek çok heyecanlıydı. Vadinin bazı bölümlerinde kumda board yapan gruplar Mad Max filminden sahneleri andırıyordu.
 


Kısa bir yemek molası verip sandviçlerimizi yedikten sonra yola devam ettik. İkinci durağımız Valle de Luna (Ay Vadisi) tam da adı gibi ay yüzeyini andıran yine inanılmaz bir bölgeydi. Valle de Muertos’tan araçla 15 dakikada bölgeye ulaştıktan sonra yine yürüyüşe geçtik. Gezegenin en kurak bölgelerinden birinde bulunan muazzam devasa jeolojik formasyonu gezerken insan hayranlık ve hayret arasında gidip geliyor. Yüzyıllar boyunca rüzgarlarla şekillenen tuzdan kayalar dünyadan çok ay dokusuna benziyordu.

Son günümüzü kanyon yürüyüşüne ve Puritama Hot Springs’e ayırdık. Kanyonun kıyısından başladığımız yürüyüş tepeye doğru tırmanarak Puritama deresi boyunca sahane bir doğa eşliğinde devam etti. Yolun yarısında yükseklik ve yorgunluk yüzünden yola devam edemeyeceğimi düşündüm.

Hatta fenalık geçirirsem acaba nereye hastaneye götürürler diye bile düşündüğümü itiraf etmeliyim. Kısa bir mola ve bir küçük çikolata yedikten sonra kendime gelip Puritama Hot Springs’e (Puritama Kaplıcası) varmayı başardım.

Uzun yürüyüşün ardından burada bizi tam bir cennet bekliyordu. Mayolarımızı giyip kendimizi kaplıcanın sıcak sularına attık ve uzun süre çıkmadık. Çölün ortasında bir vaha tadındaki kaplıcalardaki keyfimiz yemek ve içki ile devam etti. 

 

 

Son akşama Atacama’nın en önemli aktivitelerinden birini saklamıştık: “gökyüzü izlemek” Bulutsuz ve ışıksız olması nedeniyle gökyüzü izlemek için dünyanın en iyi lokasyonlardan biri kabul edilen Atacama’da önemli gözlem istasyonları da bulunuyor. Bir astronom eşliğinde gökyüzünü ve ayı önce çıplak gözle sonra da teleskopla izledik. Unutulmaz bir final akşamı ile Atacama gezisini sonlandırdık.

Nerde kalmalı?

Hotel Cumbres (orta)

Hotel Noi Casa (orta)

Hotel Tierra (pahalı)

Hotel Explora (çok pahalı)

Nerde yemeli?

Burger Garden (ucuz)

Emporio Andina (ucuz)

Lola’s (ucuz)

Ne giymeli?

Atacama’da çöl iklimi nedeniyle gece ile gündüz arasında çok büyük sıcaklık (bazen 20 dereceyi buluyor) farkı oluyor. Bu nedenle kat kat giyinmek ve farklı giysiler bulundurmak gerekiyor. Ayrıca yürüyüşler için rahat ayakkabılar ve giysiler kullanmak önemli.

Neyi görmeli?

Buradaki turlar için merkez San Pedro de Atacama. Buradaki ofislerde İspanyolca ve İngilizce tüm turlar için rezervasyon yapabilirsiniz. Kimi lüks otellerin kendi turları ve rehberleri var. Her bütçeye ve tarza göre tur bulmak mümkün.

Puritama Hot Springs

Valle de Luna

Valle de Muertes

Salar da Atacama

El Tatio Geysers


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar