Etna Yanardağı eteklerinde sonbahar keyfi

Geçen hafta başladığım Sicilya yazıma bu hafta devam ediyorum. Daha önce de söylediğim gibi Silcilya hem çok büyük hem de görecek gezecek yeri çok fazla bir ada. Adanın tümünü gezmek için en az 10 gün hatta 2 hafta ayırmak gerekiyor.

Benim vaktim daha sınırlı olduğu için sadece adanın doğu tarafını gezebildim. Geçen hafta yazdığım Taormina, Etna kısmından sonra bu hafta güneye doğru inmeye devam ediyoruz.

İlk durağımız Catania, Etna Yanardağı eteklerine kurulmuş sıcacık bir Akdeniz şehri. Ilıman iklimi sayesinde yılın 12 ayı davetkar bir havası olan Catania sizi Akdeniz manzarasıyla karşılıyor. Tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapan şehir depremler yüzünden büyük yıkımlar yaşamış.

Catania’nın bugünkü görünümü ise 17.yüzyıl sonrası yapılan yapılardan oluşuyor. Çok iyi korunmuş mimarisini tarihi mahallelerinde, meydanlarında göreceksiniz.

Detaylı bir şehir turu ve iyi bir yemeğin ardından sempatik Catania’yı geride bırakıp aşağıya inmeye devam ettik. İkinci durağımız ve gece konaklayacağmız yer Syracuse.

Catanaia’dan yaklaşık yarım saat uzaklıktaki bu şehir hem mimarisi hem de genel atmosferi ile farklı bir duruşa sahip. Şİmdi inanmak zor olsa da antik dönemin en büyük şehirlerinden biri olan Syracuse eski görkemini bir şekilde hissettiriyor ziyaretçilerine.

Catania, süslü evleri, hepsi birbirinden estetik dekore edilmiş butik restoranları, mitolojik hikayeleri ile çeşmeleri son derece etkileyici. 3. Yüzyıla ait Roma amfi tiyatrosu, Duomo Meydanı, Fonte Arethusa çeşmesi ve Maniace Kalesi görülmeye değer. Mimari olarak son derece hoş bir şehir olan Syracuse’en en güzel bölümü ise kuşkusuz karşısındaki minik ada Ortigia.

 

Etna

 

Ortigia, Syracuse’un tarihi bölgesinde yer alan ve bir köprü ile anakaraya bağlı olan bir minik balıkçı adası. Son derece popüler bir ada olmasına rağmen kimseyi umursamaz kendi halinde bir atmosferi var. Küçük bir turun ardından akşam yemeği için adanın en eski ve şık restoranlarından biri olan Don Camillo’da karar kıldık.

Çok turistik bir dönem olmadığı için önceden reservasyon yaptırmaya gerek yok ama mekanların açık olup olmadğını önceden kontrol etmek şart. Şık olmasına rağmen abartıya kaçmayan atmosferi, güzel servisi ve samimi ortamı ile unutulmaz bir akşam geçirdikten sonra otelimize döndük.

Sabah meydanda güzel bir kahvenin ardından tekrar yola koyulduk. Yalaşık bir saatlik bir araba yolculuğunun ardından ilk durağımız Noto. Daha görür görmez insanı etkileyen kasabadada, Barok mimarinin en görkemli eserlerini görmek mümkün. Aslında mimariye ilginiz olsun olmasın bu kasabaya hayran olmamak mümkün değil.

17.yüzyılda yaşanan depremin ardından nerdeyse yeniden inşa edilen Noto. 2002 yılından beri "Val di Noto Geç Barok Kentler"in bir parçası olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor.

Kasabanın ana caddesi Corso Vittorio Emanuele, Chiesa di San Francesco, Duomo, Palazzo Ducezio, Palazzo Nicolaci ve Chiesa di San Carlo, Noto’da mutlaka görmeniz gereken mimari yapılar. Gerçek bir şehirden çok film setinde geziyormuş hissi uyandıran Noto’da klasik bir turist aktivitesi olan Cafe Sicilia’da kahve içip, granita yemeyi de ihmal etmedik.

Noto’dan akşamüzeri saatlerinde ayrılırken geceyi geçireceğimiz Modica’ya doğru yola çıktık.  Yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuğun ardından yine şahane bir başka kasaba karşıladı bizi. Modica, UNESCO'nun korumasında olup, yine Barok mimarisi ile nam salmış yerleşim yerlerinden biri. Ortaçağ döneminin önemli kentlerinden biri olan Modica, 1693 yılında yaşanan depremden sonra geç Barok mimarisi ile inşa edilmiş ve bugün de bu dokuyu korumaya devam ediyor.

 

Etna

 

Modica yürüyerek kolayca keşfedilecek bir şehir ve iki bölüme ayrılıyor. Yeni ve alt kısım: Modica Bassa ve vadinin üstündeki eski kısım: Modica Alta. Barok mimarinin başarılı örneklerinden Duomo di San Pietro ve Duomo di San Giorgio kesinlikle görmeye değer.

Otelimize yerleştikten şehirde turumuza devam ederken Antica Dolceria Bonajuto’ya ugramayı ihmal etmedik. Çikolataların lezzeti kadar tarihi atmosferi de görmeyi hak ediyor. Zaten tüm kasabada varolan “zaman tünelinden geçerek başka bir döneme ulaşmış olma hissi “bu dükkanda fazlasıyla mevcut. 

Sabah erken ve enerjik bir şekilde güneşli bir sabaha uyanınca ilk işimiz Modica Alta’nın tepesindeki Pizzo Belvedere’ye tırmanmak oldu. Epey yorucu bu tırmanışın ardından bizi şahane bir manzara bekliyordu. Tüm kasabayı ve civarı kuşbakışı gören tepeye güzel ve açık bir havada çıktığımız için çok şanslıydık.

Son gün için planımız günübirlik Ragusa’ya gidip dönmekti. Modica’dan yaklaşık yarım saat uzaklıktaki Ragusa yine son derece etkileyici tarihi bir kasaba. Bölgenin en güzel kasabalarından biri olduğu kadar dik yokuşlu yolları ile  gezmek için en zor olanlarından da biri. İki dağın yamaçlarına vadiye bakar şekilde kurulmuş bu şehir eski ve yeni Ragusa diye ikiye ayrılıyor. Eski olan kısmı daha çok Ortaçağ kasabası tadında.

Zamanında eski kısımda dönemin aydın ve sanatçıları yaşanan depremden dolayı tamamı yıkılmayan evleri onarıp buradan ayrılmamaya karar veriyorlar. Böylece şehrin bir tarafı düzenli Barok evler, diğer yanı dar ve düzensiz sokaklarıyla dolu muhteşem Ragusa Ibla (Eski şehir) ortaya çıkıyor.

Tepelere tırmanmaya nefesiniz yetmeyecekse kasabanın merkezinden turistik trene binerek de gezebilirsiniz. Cattedrale di San Giovanni Battista, Chiesa di Santa Maria delle Scale, Palazzo Della Cancelleria, Chiesa Anime Sante del Purgatorio, Cattedrale di S. Giorgio (Duomo), içerisinde 3 kilisenin olduğu Giardini Iblei bahçesi bu güzel kasabada mutlaka görmeniz gereken yerler.

Tatilin son gününü güzel bir yemekle bitirmeye karar verdiğimiz için akşam yemeği rezervasyonunu çok önceden Duoma Restorant’a yapmıştık. İki michelin yıldızlı bölgenin en ünlü restoranı Duomo’da yemek, normal bir yemekten ziyade bir deneyim. Sicilya’nın en güzel lezzetlerini detaylı ve özel şekillerde pişiren ve sunan restoran ününü fazlasıyla hakediyor. Şahane ve son derece pahalı bir yemekle bir güzel gezinin finalini de yapmış olduk. Bir başka seyahatte adanın batı kıyısını keşfetmek üzere diyerek Sicilya’dan ayrıldık.

Nerde kalmalı?

Casa Siciliana, Noto (ucuz)

Le Lumie, Modica (orta)

Seven Rooms Villadorata, Noto (pahalı)

Nerde yemeli?

Locanda del Colonello, Modica (orta)

Ristorante Il Cantuccio, Noto (orta)

Duomo, Ragusa (çok pahalı)

Neyi görmeli?

Agua Beach, Noto

Giardini Iblei, Ragusa


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar