haluk yurtkuran
Ara 17 2017

Fuji Yama–Hakone: Japonya'da bir pastoral yolculuk...

Bugün yolculuğumuz Japonya’nın doğal mirasını keşfe yönelik olacak. Program yoğun ve zamanlama önemli.

Sabah 09.00’da hareket için herşey bir gün önceden, Japon zamanlama mühendisliği harikası olarak planlanmış.

Sabah 08.30’da valizler otelin lobisine bırakılıyor, bir daha onları Kyoto’daki otelimizin odalarında görebileceğiz. Yerel rehberimizin denetiminde bir kamyona yükleniyor ve Kyoto’ya doğru yola çıkıyor.

Biz ise otobüsümüzle Japonya’nın kırsal kesimlerine doğru hareket ediyoruz. Tokyo körfezini solumuza alıp artık Tokyo ile neredeyse birleşmiş Yokohama’yı uzaktan görüyoruz.

Ülkenin kırsal alanlarını izlerken aklıma ünlü romantik piyanistleri Kitaro geliyor. Japonlara rehberlik yaptığım günlerde Anadolu’nun uçzsuz bucaksız kırsalında yol alırken onun müziği eşliğinde bir tür Zen durumuna geçerdik hep beraber.

Tabii  buralarada yeşilin adı pirinç tarlaları. Japon resim sanatında  ana tema olarak görmeye alıştığımız pirinç tarlaları, cetvelle çizilmişcesine düzgün bir peyzajla gözümüzün önüne seriliyor. Tokyo’nun yoğun beton yığınlarından sonra bu görüntülerin Japonların zihin dünyasını nasıl etkilediğini daha iyi anlayabiliyorsunuz.

fuji yama

‘‘Burada azla yetinip doğayla başbaşa mutlu mesut yaşamak varken nereden çıktı bu kapitalist modernizm hamlesi? Dünyanın bütün otomobillerini, klimalarını herneyse biz mi yapmak zorundayız?’’ gibi bir düşünce halini yakıştırıyorum sanki.

Dağlardan akıp gelen bir ırmak tarlaların ve gelenkesel köy evlerinin arasından geçip, bir küçük mabetin avlusunda  kayboluyor gibi. Köyler ve tapınaklar doğa ile bütünleşmiş bir görüntü sunuyor.  Japonların temel besin kaynağı pirinç yasal koruma altında ve ihracına da izin verilmiyor.  

Aralara serpiştirilmiş yerleşim yerleri ise utangaç bir şekilde tarlaların arasında kendilerine izin verildiği kadar kat ve imar durumuyla yer alıyor.

Hiç bir uyanık Japon  yokmuydu acaba, biraz tarladan biraz ormandan kendine ilave ev yeri ya da kat çıkmayı akıl edememiş?
Fuji’ye yaklaşırken dağlık bölge başlıyor. İlk durağımız Kanagawa kırsalında yol boyunda bir mola istasyonu.

fuji yama

Tokyo’daki otel odalarında gördüğümüz ve tüm grubu hayrete düşüren Toto marka otomatik taharet sistemli tuvaletleri burada da üstelik ücretsiz tuvaletlerde de görünce şaşkınlığımız bir kat daha artıyor.

Daha da ilginci açık havada dahi sigara içmek yasak olduğu için  park yerine son derece gelişmiş havalandırmalı sigara içme kabinleri koymuşlar.

Sanıyorum, yüksek akciğer kanseri vakaları nedeniyle yakın zamana kadar aşırı sigara içen özellikle Japon erkeklerine karşı caydırıcı kurallar koymuşlar. Tabii grubumuzun isyankar sigara içicileri bu durumu protesto edip, kabin dışında sigaralarını tüttürüyorlar.
Fuji Yama yani Fuji Dağı’na Japonlar, Fuji San olarak hitap ediyorlar. San eki Japonca da cinsiyet farkı gözetmeksizin isimlerin sonuna konan bay ya da bayan gibi saygın bir hitap şekli.

Fuji

Bir dağa böyle hitap etmelerinin sebebi ise Fuji’nin Şinto mitolojisine göre aslında dişi cinsiyetli bir dağ olmasından kaynaklanıyor ve san olarak hitap edilmeyi hak ediyor.

Fuji Dağı’nın yaklaşık 120 km çapını kapsayan alan milli park ilan edilmiş durumda. Tüm fauna ve florasıyla tamamen doğal koruma altına alınmış.

Fuji

Fuji, yine Şintoizmin bir gereği olarak dini bir kutsiyet de taşıyor. Dağa tırmanırken başka bir Japon mucizesine tanık oluyoruz; Yolun belli bir noktasında rehberimiz susup sese kulak vermemizi istiyor. Otobüsümüzün lastikleri asfaltta ilerlerken Fuji Dağı için bestelenmiş bir melodinin ritmini tutturuyor.

Dağın belli noktalarında tapınaklar mevcut. Fuji’ye tırmanmak Japonlar için hem doğal bir açık hava sporu hem de neredeyse bir hac farızası.

fuji yama

Bizim de otobüsle vardığımız beşinci istasyon, zirve çıkışı öncesi son mola yeri.

Otel, lokanta, hediyelik dükkanların olduğu bu istasyonda zirve tırmanıcıları son hazırlıklarını yapıp, buradaki tapınakta şükranlarını sunduktan sonra artık 3775 metre yükseklikteki zirveye doğru çıkış başlıyor.

Fuji

Zirve 10’uncu istasyonda ve hedef buraya gün doğumunda varıp doğan güneşi izleyebilmek. Tepede de Şintoizme göre tüm doğayı kucaklayan tanrıça Sengen-Sama adına adanmış tapınakta hac yolculuğunu tamamlayıp inişe geçiyorlar.
Bulutların arasından bir ara dağın zirvesinden çıkan dumanları görüyoruz. Fuji ve civardaki irili ufaklı pek çok yanardağ halen aktif. Zaten buradan sonraki durağımız Hakone, volkanik bir coğrafyada yer almasından dolayı kaplıcaları ile ünlü. Japonya’da kaplıca kültürü çok önemli. O nedenle her fırsatta hafta sonlarını buradaki kaplıcalarda geçiriyorlar.
Hakone’de önce Açık Hava Müzesini ziyaret ediyoruz. Volkanik dağlar, krater gölleri ve vadilerin ortasında gerçeküstü denilebilecek bir vaha yaratmışlar.

Fuji

Dünyanın çeşitli yerlerinden sanatçılara ait işler peyzaj harikası bir bahçeye rastgele yerleştirilmiş.

Bahçede yürüyüp hem doğayı hem de işleri izleyerek vardığınız noktada yine bir sıcak su kaynağı var. Burada da ziyaretçiler ayaklarını suya sokup fiziken ve ruhen dinlenmeye geçiyorlar.
Bugün programda gerçekten yok yok. Şimdi de milyonlarca yıl öncesi çökelerek doğal bir göl olan Ashikono’da tekneyle gezi yapıyoruz.

Tekneye binmeden yamaçta Tokugawa Shogunluğu döneminde Edo’ya giden yolcuların kontrol noktası olan gümrük binasını görüyoruz.

Ne de olsa Edo’da İmparator ve Shogunluğun Haremi var, öyle herkes elini kolunu sallayarak gidemez Tokyo’ya!

Dingin sularda sessiz bir gemi gibi yol alan teknemizden karşı kıyıda Shinto Mabedinin turuncu renkli ahşap kapısını ve uzaklarda Fuji Yamanın karlı zirvesini izlemek bizi yine başka bir zen haline ulaştırıyor.
Tekneden indiğimiz noktadan hareket eden teleferik bu kez bizi 1327 m yükseklikte Komagatake zirvesine ulaştırıyor. Teleferikten ve zirveden kuşbakışı tüm çevreyi, Fuji’nin zirvesini ve aşağıda Ashi gölünü izliyoruz.

Fuji

Komagatake Dağı bir milli park ve doğal koruma alanı, dağda yürüyüş yollarını takip ederek, bitki ve yabani hayvanları izlmek olası ama bizim takatimiz yok artık.
Günün sonunda kıyı kenti Odawara’dan kalkan Hikari hızlı treni ile Kyoto’ya doğru yol alıyoruz. Trenden yine Fuji görüntüleri ile sanki bir rüya alemine dalıyoruz.

Fuji