İçki için seyahat eder misiniz: Viski, Bira, Konyak ve Sake tadımları

Geçen hafta başladığım içki için seyahat yazıma bu hafta yine dünyada son derece popüler olan başka içkilerle devam ediyorum. Rom, şampanya, tekila ve port şarabı tadımlarından ve bu lezzetlerin peşinde yapılan seyahatlerden bahsettiğim geçen haftaki yazım bu hafta viski, bira, konyak ve sake ile devam ediyor. Her biri dünyanın başka bir köşesinde yer alan bu içkiler yüzlerce yıllık tarihleri, nesillerce süregelen birikimleri ve üretimlerinin yapıldığı büyülü kasabaları ile sizi bekliyor.

Viski -İskoçya

Viski tahılların malt durumuna getirilip, şekerleniip yeterince mayalandıktan sonra damıtılmasıyla elde edilen ve meşe fıçılarda birkaç yıl dinlendirildikten sonra şişelenen yüksek alkollü bir içki çeşidi. Tarihi kayıtlarda viski adına ilk kez 1494 yılında rastlanıyor, John Corr adlı bir papaz defterine cenaze giderleri olarak viski yapılmak üzere 508 kg arpa yazıyor ve viski tarihe geçiyor.

Dünya genelinde birçok ülkede üretimi olmakla birlikte viskiler genel olarak İskoç (Scotch), İrlanda (Irish) ve Amerikan/Burbon (American/Bourbon) viskisi diye 3’e ayrılıyor. Ancak viski der demez aklımıza doğal olarak ilk gelen bölge İskoçya. Birleşik Krallığın bu güzel bölgesi dünya çapında şöhretli ulusal içeceği ile dünyanın en iyi viskilerine ev sahipliği yapıyor ve bu bölgede üretilen viskiler en az üç yıl dinlendirilmeden scotch olarak adlandırılamıyor.

İskoçya'nın dört bir yanına yayılmış, beş viski üretim bölgesi var ve bu bölgelerde 120'den fazla aktif içki fabrikası yer alıyor. Campbeltown, Yayla, Islay, Ova ve Speyside bölgelerinde Macallan’dan Talisker’e, Glenvilet’ten Oban’a kadar pek çok dünyaca ünlü distillery nin üretimini izleyebilir, tadımlara katılabilirsiniz. İskoçya'nın kırlarında viski tadımı yapmak aynı zamanda birbirinden güzel köy ve kasabalar arasında gezinip büyüleyici manzaraların tadını çıkarmak anlamına da geliyor.

Bira-Belçika

Belçika'da bira üretimi en az 12. yüzyıla kadar uzanan son derece eski bir gelenek. Katolik Kilisesi'nin izni altında, yerel Fransız ve Flaman manastırlarında gelişen biracılık şimdi geleneksel olan haline yaklaşık yedi yüz yıllık bir birikimle ulaşıyor.  Şimdi Belçika'da bira üreten Trappist manastırları, 18. yüzyılın sonlarında öncelikle Fransız Devrimi'nden kaçan rahipler tarafından işgal ediliyor. Ancak, Belçika'daki ilk Trappist Bira Fabrikası (Westmalle), devrimden yaklaşık elli yıl sonra, faaliyete geçiyor.

Son derece küçük bir yüzölçümüne sahip olan Belçika bugün dünyada biracılığın öncülerinden biri ve ve asırlık aile fabrikaları ile eski Trappist bira geleneğini yaşatıyor. Biraseverlerin mabedi olarak adlandırabileceğimiz bu ülkede, hemen hemen her şehirde lezzetli biralar tadabileceğiniz yüzlerce restoran ve bar var.

Belçika bira fabrikalarının zamana bağlı yöntemleri olağanüstü biralar üretse de, tadım yapmak isteyenler için manastırların pek çoğuna ziyaret mümkün değil. Bu nedenle eğer bira üretimini yerinde izleyip tadım yapmak istiyorsanız  planlı ve programlı ziyaretler yapmak gerekiyor. Anderlecht’teki Cantillon, Bruges’deki De Halve Maan, Antwerp’teki De Koninck ve Puurs’daki Duvel en belli başlı ziyaret edebileceğiniz bira fabrikaları.

Bunun dışında Belçika’da gideceğiniz pek çok birahanede St Bernardus Wit’ten St Feuillen Brune’e, Fantome Saison’dan De Ranke’ye  birbirinden lezzetli biraları tadacağınızdan bahsetmeye sanırım gerek yok.

Konyak-Fransa

Victor Hugo’nun “tanrıların içkisi” adını verdiği konyağın en kısaca tanımı “her konyak bir brendidir ama her brendi konyak değildir” olabilir. Beyaz şarap üzümlerinden yapılan konyağın orijinal “cognac” ismini alabilmesi için Fransa’nın batısında aynı isimdeki bölgede üretilen üzümlerden ve belli katı kurallara uyularak yapılması gerekiyor.

Genellikle” ugni blanc” üzümlerinden hazırlanan şarap iki kez damıtıldıktan sonra konyak olarak adlandırılmadan önce en az iki yıl Fransız meşe fıçılarda tutuluyor.. Malzemelerin çoğu, karmaşık bir şekilde harmanlanmış eau de vies (damıtılmış şarap için başka bir isim) ürünlerinden oluşuyor. Sonuçta ortaya çıkan ise , genellikle viskiden daha pürüzsüz, votkadan çok daha ilginç son derece kuvvetli bir içki olan konyak.

Yaklaşık 75 bin hektarı aşan Cognac Bağları, Avrupa'nın en büyük beyaz üzüm bağlarından biri. Çok çeşitli toprakları ve mikro iklimi birleştiren Charente ve Charente-Maritime bölgelerinin neredeyse tamamını kapsıyor. Bu bağlarda, her biri toprağın, ülkenin ve manzaranın ifadesini yansıtan altı yüksek kaliteli ham üzüm yetiştirme alanı bulunuyor. Konyak ve Saintes'in tarihi köylerinin etrafında birbirinden güzel köy ve kasabaların civarında yer alan bu bağları ve konyak evlerini ziyaret etmek gerçekten bambaşka bir deneyim.

Kimilerinde orijinal Konyak karıştırma atölyeleri deneyimlerken, kimilerinde keyifli bir tekne gezisi eşliğinde tadım yapabilirsiniz. Kesin olan bir şey var ki bu ziyaretlerin hepsi dünyadaki en iyi konyaklardan bazılarının tadımı ile biterken ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim yaşatıyor.

Sake-Japonya

Japonya'nın en ünlü alkollü içeceği olan sake'in ince tadı, yerel pirinç, saf su ve uzun yıllara dayanan işçiliğin birleşiminden geliyor. Sake genellikle tatlı veya kuru olarak kategorize edilir, tıpkı şarapların kırmızı veya beyaz olarak ikiye ayrıldığı gibi. Ancak sake türleri (Japonca nihonshu) burada bitmiyor, çünkü Japonya'nın pirinç şarabı bölgeye göre değişen çok çeşitli lezzetler, türler ve özellikler sunuyor. Tamamen cilalı pirinçten yapılan rafine junmai daiginjo'dan, taze demlenmiş veya dikkatlice yaşlanmış, yeryüzüne özgü yerel jizake'ye kadar her şişe bambaşka özelliklere sahip.

Japonya'nın başkenti Tokyo, tüm bütçeler için çok çeşitli tatlar ve turlar ile sake yolculuğunuza başlamak için ideal bir mekan. Tokyo, düzinelerce tarihi sake fabrikasıyla çevrili ve ülkenin dört bir yanından yüzlerce pirinç şarabını tadabileceğiniz barlara ev sahipliği yapıyor.

Bir diğer keyifli alternatif Mt. Fuji. Burası her ne kadar sake üreticileri ile bilinmese de bu bölgeden gelen temiz su, burayı ideal üretim yeri haline getiriyor. Bölgede hem tadım yapabilir hem de Japonya'nın en ikonik dağının manzarası eşliğinde sakenizi yudumlayabilirsiniz.

Japonya'nın eski başkenti Kyoto bir başka keyifli sake tadım bölgesi. Çoğu Fushimi Inari Tapınağı'nın sihirli torii kapılarının yakınındaki Fushimi bölgesinde bulunan 40 sake fabrikasına ev sahipliği yapıyor. Kyoto'nun retro sokaklarında gezinirken tadımların keyfini çıkarabilir ya da Gekkeikan Okura Sake Müzesi turlarında bu ikonik içeceği yapma süreci hakkında bilgi edinebilirsiniz.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.