Mar 26 2018

'Otostopun kralı'ndan hayat kurtaran bilgiler

Juan Villarino dünyanın en çok otostop yaptığı isimlerinden biri.

Seyahatleri sayesinde bir dolu bilgi edinmiş. Özellikle de otostopun incelikleri, ülkelere göre araç geçiş hızı ve nerede nasıl bir hazırlık yapılacağına dair hayat kurtaran bilgiler.

The New York Times, Villarino'nun seçtiği hayat, otostopun inceliklerine dair Villarino hakkında kapsamlı bir haber hazırlamış

Habere göre, Villarino geçen otomobilleri sayıyor. Eğer her dakikada bir araç geçiyorsa mükemmel; eğer beş dakikada bir geçiyorsa bu endişe sebebi. Eğer 20 dakikada bir geçiyorsa anlıyor ki kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde.

Bir defa Tibet’te araç durdurabilmek için iki gün beklemiş; Patagonya’nın buzlu kış aylarında da 24 saat. Cebine sığabilen küçük not defterlerinde otostop yaptığı tüm ülkelerdeki bekleme süreleriyle ilgili günlükler tutuyor ve yazdıkları hiç de bekleyeceğiniz cinsten değil - o da zaten bu yüzden bu istatistikleri tutuyor.

otostop

2016 yılında seyahat arkadaşı Lauro Lazzarino ile birlikte piyasaya sürdükleri “Otostopçu Rehberi” el kitabında da yazdığı gibi, bekleme süresi en kısa olan ülkeler: 

Irak: 7 dakika
Ürdün: 9 dakika
Romanya: 12 dakika
En uzun bekleme süreleri:
Norveç: 46 dakika
Afganistan: 47 dakika
İsveç: 51 dakika

İnsanlar genellikle otostop yapmanın herhangi bir bilgi gerektirmediğini ve bir araç durdurabilmek için tek yapılması gerekenin yolun kenarında durmak olduğunu düşünür. Ama eğer Villarino gibi çok uzun mesafeleri kat edebilmek için sadece otostop yapmaya güveniyorsanız, varacağınız yere en hızlı ve güvenli şekilde gidebilmek için sahip olmanız gereken birçok maharet var.

otostop

The New York Times'ın haberinde şu detaylara yer veriliyor:

Villarino şu ana kadar bindiği tüm araçları kaydetmiş: 2.350 araç, 90 ülkede 160.000 civarı kilometre yol - dünyanın çevresini dört kere dolaşmaya yetiyor. Ben onunla, Lazzarino ile birlikte hakkında kitap yazdıkları kıtalar arası seyahatinin son ayağında, Afrika’da tanıştım.

Tanışmamızdan önceki 14 ay boyunca Villarino Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki iç savaşın içinden geçmiş, Somali’de gümrük askerlerine rüşvet vermeyi reddettikten sonra kendini linç etmek isteyen bir kalabalık tarafından taşlanmıştı ve 32.000 km yol gelmişti. Benim planım yaklaşık 1.600 km kadarlık bir yol, aşağı yukarı New York - Florida arası kadar, olan Namibia merkezinden Güney Afrika’nın Cape Town şehrine kadar ona katılmaktı. 

Yarı Don Kişot, yarı Che Guevara olarak tanımlayabileceğimiz Villarino, seyahatlerini sadece sıkıntıya karşı değil, aynı zamanda dar görüşlülüğe ve hatta kapitalizme karşı bir protesto olarak adlandırıyor. İlk başladığında yazdığı manifestolardan birinde “12 saatlik iş günü, otostop yapmaktan daha tehlikeli” yazıyor.

otostop

Fakirleşmekte olan orta sınıf bir Güney Amerika ailesinden gelen Villarino, ailesinin 12 saatlik çalışma günleri altında ezilmesine tanık olmuş ve James Baldwin’in bir zamanlar yazdığı “otostopçular fakirleri taklit etmeye çalışan şekilci orta sınıf beyazlardır” sözüne karşı gelmeye karar vermiş. 

Villarino fakir olmayı tercih etmemiş ama nasıl fakir olacağına kendi karar vermiş ve ona göre otostop yapmak fakir insanları taklit etmeye çalışmaktan çok içinde yaşamak istediği kendi dünyasıyla ilgili. “Medya dünyayı olduğundan daha kötü gösteriyor.” diyor Villarino, “ve bu bir kısır döngü - medyada gördüklerimiz yüzünden hayatı aslında olduğundan daha kötü sanıyoruz. Bu bir korku çemberi.”

Namibia’nın B4 otoyolunda kıvrılarak Lüderitz kentine doğru giderken durmak zorunda kaldık. Etrafımızda her yönde göz alabildiğince çöl vardı. Villarino sadece kocaman gülümsüyordu - “aptalca bir gülümseme yanımda taşıdığım tek silah”- bunu söylerken yakıcı güneş kıstığı göz kapaklarının arasından yansıyordu. Etrafa ışık saçan iyimserliğini yansıtmak istercesine baş parmağını havaya kaldırdı: Tebrikler!

Modern bir berduşa göre oldukça sıkı bir ajandası vardı: güneş doğarken kalkıp, uzun mesafeli yolculukların en fazla olduğu saat 8 civarı yol kenarında olmak. Ona göre araç bulup bulamamak ve bunu güvenli şekilde yapabilmek tamamen otostopçunun sorumluluğunda. “Sadece başparmağınızla araç bulamazsınız, gülümseyerek bulursunuz.”

Durduğumuz yerin biraz arkasında, Villarino’nun “mükemmel” olarak tanımladığı 1.5 metre genişliğinde bir çukur vardı. Binecek araç bulabilmek için en ideal nokta, dedi, çünkü gelen otomobiller çukuru görüp yavaşlamak veya hatta durmak zorunda ve biz orada bekliyoruz.

Bu yönteme benzer diğer yöntemler arasında bir rampadan tam önce veya tam sonra durmak, tren raylarında beklemek, trafik ışıkları veya hatta hız kesici tümseklerin etrafında durmak da bulunuyor. Villarino şapkaların veya güneş gözlüklerinin kullanımını kesinlikle yasaklıyor çünkü karşıdan gelen sürücü gözlerinizi göremiyor; oturmak da sakıncalı çünkü fiziksel özelliklerinizi saklamış oluyorsunuz. Özellikle sırt çantalı gezginlerin giydiği kahverengi botlar, çok cepli pantolonlar gibi giysileri giyiyor çünkü dünyada çoğu insan gezginlerin bunları giydiğini düşünüyor. 

Teknikleri bana ilk başta biraz saçma görünse de, sonuç elde etmemiz çok kısa bir süre aldı. Yanımızdan geçen bir Toyota Yaris, çukuru görünce yavaşladı, daha sonra hızlandı fakat az sonra sürücü sanki ahlaki bir iç çatışma yaşıyormuş gibi durdu ve sağa çekti. Bu gördüğümüz sadece üçüncü otomobildi ve 10 dakika bile beklememiştik. “Sizin gibileri buralarda pek görmüyoruz” dedi sürücü Rita ve yolumuza çıktık. 

 “Neden?” dedi Villarino, suratında kocaman bir gülümsemeyle elini Rita’nın koluna koyarak, “Çok mu yakışıklıyız?”

Villarino yolların karşı konulamaz çağrısına 2001 yılında, 23 yaşındayken, Arjantin ekonomisi çöktüğünde cevap vermeye karar vermiş. Ailesi kendisine yer olmayan daha küçük bir daireye taşınmak zorunda kalmış; enflasyon yüzünden insanların biriktirdiği tüm para çöpe gitmiş ve arkadaşları protesto için sokaklara çıkıp polisle çatışmış.

O zamanlar Buenos Aires’e 320 km uzaktaki Mar del Plata Devlet Üniversitesi’nde psikoloji öğrencisi olan Villarino okulu bırakmış. “Bir anda farkına vardım ki bütün hayat boyunca bir ev almak veya kariyer için çalışabilirim ama hepsi sadece bir gecede yok olabilir.”

2003 yılında Belfast’a taşınan Villarino, bir peynir fabrikasında güvenlik görelisi olarak ve bir otelde komi olarak çalışıp arttırabildiklerini ailesine gönderdi. Ancak iki yıl çalıştıktan ve 4.000$ biriktirdikten sonra “hayatındaki en önemli kararı” verdi ve ilk kitabının temelini oluşturan yolculuğa başladı.

Günde sadece 5 dolar harcayarak, eski ‘hippie’lerin yaptığı Avrupa, Türkiye, İran, Afganistan, Pakistan, Hindistan yolculuğuna çıktı ve yol üzerinde Suriye ve Irak’a da uğradı. Ortadoğu’daki gezisi sadece hayallerini gerçekleştirmekle alakalı değil, aynı zamanda politik düşünceleriyle de ilgiliydi. Ona göre Irak ve Afganistan’da yaşananlar tamamen Bush hükümetinin ve uluslararası medyanın ürünüydü ve Arapların ve Ortadoğu’nun kötü gösterilmesi ABD emperyalizminin bir parçasıydı. 

Afganistan sınırına geldiğinde neredeyse korkudan geri dönmeyi düşündü. Korkularını yenip Herat’a otostopla vardıktan sonra, tanımadığı bir evde uyumaya davet edildi ve her ne kadar “yabancıların nezaketi”ne güvense de baş ucunda bir bıçakla uyudu.

Ertesi sabah uyandığında onu kaçıracaklarından korktuğu ev sahipleri kahvaltı hazırlamıştı. Daha sonra Kabul kentine de otostop ile varan Villarino kitabında böyle yazmış: “Elbette biliyorum ki dünyanın her yerinde aklı sadece nefret ve sistemin empoze ettiği fikirlerle çalışan insanlar var.

Ama Afganistan, İran, Irak, Suriye ve Türkiye gibi ülkelerde hiç tanımadığınız insanlar size destek oluyor, yatacak yer sağlıyor, neye ihtiyacınız varsa koşarak karşılıyor, çünkü yaptığınız işi yapmaya devam etmenizi istiyorlar, hayranlık duyuyorlar ve rüyanızı gerçekleştirmeniz için ellerinden geleni yapıyorlar çünkü belki bu belki onların da rüyası.”

Yolculuğunu bitirdiğinde Tayland Chiang Mai’de bütün bir sirk ekibiyle paylaştığı bir oda kiraladı ve “Hitchhiking in the Axis of Evil” isimli ilk kitabının ilk taslağını bu odada yazdı. Taslak İspanyolca basım yapan bir basımevine satıldıktan sonra Arjantin’de ünlü bir figür haline geldi. Barlara girip kendi kitabını 5 dolardan satarak yayıncılarına kazık atmayı ihmal etmedi.

Gezerken uğradığı hostellerde kitabını, içinde gezginlerden onlarca mesaj yazılmış olarak buldu. Buenos Aires’te bir gece üç adam onu soymaya çalıştı ama sonra tanıdıklarında, “otostop tehlikelidir, dikkat et” diyerek rahat bıraktılar.”

https://www.nytimes.com/interactive/2018/03/22/magazine/voyages-worlds-greatest-hitchhiker.html?smid=tw-nytmag&smtyp=cur