Pasifik kıyısının en özel şehri Seattle

Bazı şehirler vardır aklınızın bir köşesinde hep gitmeyi düşünürsünüz ama hiçbir zaman aksiyon almanızı sağlayacak kadar cazip gelmez. Bugün yarın derken aylar yıllar geçer bir türlü gidemezsiniz. İşte Seattle benim için yıllarca hep öyle bir şehirdi. Amerika’nın batı yakasına her gittiğimde mutlaka gitmeliyim diye düşünüp bir türlü planlarıma dahil edemediğim, seyahat listelerimde bir türlü üst sıralara çıkamayan bir şehir.

Geçtiğimiz yaz buraya taşınan okuldan yakın arkadaşlarımın ısrarlı davetleri ile artık gitme vakti geldi diye düşündüm. Yine aynı gruptan bir başka arkadaşımla detaylı bir rota çıkarıp önce Oregon Kıyısı, ardından da Seattle’a geçerek güzel bir Pacific Northwest gezisi yapmaya karar verdik. Aklımıza bir doğa harikası olarak kazınan Oregon kıyısı, bir başka yazının konusu olmayı hak ediyor, o yüzden onu atlayarak bu hafta sadece Seattle yazacağım.

Tam olarak ne bekliyordum ya da beklemiyordum bilmiyorum ama Seattle doğası, insanları, şehir hayatı ile insanı bambaşka bir dünyaya götüren çok güzel ve çok farklı bir Amerikan şehri. Amerika’yı nerdeyse karış karış gezmiş biri olarak daha da ileri giderek ülkenin en güzel ve en farklı şehirlerinden biri olarak tanımlayabilirim.

SEATTLE

Burada arkadaşlarımla geçirdiğim yoğun üç gün bu şehri hem çok güzel keşfetmeme hem de kendine özgü karakterini anlamama neden oldu. En turistik bölgelerinden en az bilinen sokaklarına, çok popüler restoranlarından farklı barlarına pek çok köşesine lokallerle gitme fırsatı buldum. Ve üç günün sonunda Seattle’ın Amerika’daki en favori şehirlerimden biri olduğuna karar verdim. 

Seattle’in en önemli özelliği inanılmaz güzellikteki doğası. Adalar ve yarımadalardan oluşan şehir yemyeşil tepeler ve masmavi denizin karışımı ve manzaraya baktığınızda büyük bir şehirden çok bir sayfiye yerini andırıyor. Şehrin gerçeği resimlerde gördüğünüzden çok daha güzel.

 Şehrin doğasının güzelliğini görmenin en iyi yolu da feribota binerek gezmek. Bir saatlik bir feribot yolculuğuyla ulaşabileceğiniz Bainbridge Island’a iner inmez büyük bir şehirden sadece bir saat uzakta olduğunuza inanmaya imkan yok. Bisikletle işine gidip gelenler, şık restoran, galeri, butik ve cafeler ve deniz kıyısında demirlemiş sakince sallanan onlarca yelkenli.

SEATTLE

Şehrin sokaklarında yürürken farklı bir enerjisi ve atmosferi olduğunu da hemen farkediyorsunuz. Başka hiçbir şehire benzemiyor. Amerika’nın büyük (Microsoft, Amazon ve Starbucks gibi) pek çok şirketinin de ev sahipliğini yapan Seattle özgür atmosferi, son derece rahat ve kasıntılıktan uzak tarzı ile farklı yaşam arayışında olan insanları kendine çekiyor. Amerika’nın başka şehirlerinden inanılmaz bir göç alan şehir liberal düşünceli insanların merkezi adeta. Gösterşiten uzak, rahat mekanları, giyim kuşamla kendini ispatlamaya çalışmayan insanları ile her daim farkını hissettiriyor.

Gıcır gıcır metrosu ve keyifle yürünen yolları da bu şehri pek çok Amerikan şehrinden ayırıyor. Her bölgesini uzun yürüyüşlerle keşfedebiliyor bir bölgeden diğerine de metro ile gidebiliyorsunuz. Biz yoğun bir program yaptığımız için üç güne sığdırmış olsak da aslında Seattle tam bir haftayı fazlasıyla hakediyor.

İşte sizin için hazırladığım bunları yapmadan Seattle’dan dönmeyin listesi:

Pike Place Market’i ziyaret edin. Burası Amerika’nın en eski çiftçi marketlerinden biri. Üreticiden gelen taze yiyecekler, çeşit çeşit dükkanlar, restoranlar ve çiçekçilerle kalabalık ve canlı bir pazaryeri. Hemen karşısında da Starbucks’ın ilk açtığı kahveyi görebilirsiniz. Merkezi Seattle’da olan şirketin bu ilk mekanının önünde her daim kuyruk var. Ama buraya girmek yerine ünlü kahvecinin en son ve en çarpıcı mekanı Starbucks Reserve’e gitmenizi tavsiye ederim. Kahve işi ne kadar ileri götürülebilir burada görebilirsiniz.

Şehrin önemli bir bölümünü kaplayan Amazon’un merkezini görün. Seattle kökenli bir başka ünlü şirket olan Amazon şehrin gelişiminde son derece önemli bir yer tutuyor. Cam domlardan oluşan The Spheres binası son derece çarpıcı. İçeri girmek oldukça zor olsa da şehrin enerjisini anlama açısından dışarıdan bile görmek önemli.

Ferry ile Bainbridge Island’a gidin. Daha önce de bahsettiğim gibi şehrin güzelliğini hissedebilmenin en güzel yolu kısa bir ferry yolculuğu yapmak. Şehrin yemyeşil tepelerini, birbirinden güzel evlerini görebilmenin son derece keyifli bir yolu. Ayrıca adada şarap tadımı yaparak, galeri gezerek ya da bisiklete binerek geçireceğiniz keyifli saatler de cabası.

Smith Tower’a çıkın. Bir zamanlar batı kıyısının en yüksek binası olan Smith Tower şimdi bir tarihi eser olarak 360 derece manzarasıyla sizi karşılıyor. Binanın tarihini öğrenmek, şehri buradan izlemek ve üst katındaki barda birşeyler içmek oldukça nostaljik.

Ballard bölgesini gezin. İskandinavların kurduğu ve yoğun olarak yaşağıda bölge tüm günü geçirebileceğiniz hoşlukta. Şık ve stil sahibi mekanları, galerileri ve restoranları ile Kuzey Amerika’dan çok bir İstandinav ülkesindeymişsiniz hissi veriyor. Hazır bu bölgedeyken Nordic Museum’u ziyaret etmeyi ve Walrus and Carpenter’da yemek yemeyi ihmal etmeyin.

Pacific Science Center’ı keşfedin. Minoru Yamasaki tarafından 1962 Dünya Fuarı için tasarlanan bu bilim müzesinde 300 etkileşimli sergi, iki IMAX tiyatro ve coveted Laser Dome bulunuyor. Bilim meraklıları, mucitler,  yaratıcı yetişkin ya da çocuklar bu mekanda kendilerini kaybedebilirler.

Chihuly Garden and Glass Müzesi’ni gezin. Washington Üniversitesi'nde okurken zanaatla tanışan,dünyaca ünlü sanatçı Dale Chihuly'in işine adanan müze son derece etkileyici. Sanatçının en kapsamlı koleksiyonu burada yer alıyor. 

Bar turu yapın. Seattle ülkenin en ünlü butik birahanelerininin merkezi. Birbirinden iyi mekanlardan en az birkaç tanesini gezip biralarını denemeden bu şehirden ayrılmak olmaz. Lake Washington Ship Canal civarındaki birahaneleri tavsiye edebilirim. Urban Family Brewing ve Fremont Brewing bizim deneyip sevdiklerimiz oldu.

Gaswork Park’ta keyif yapın. Güneşli bir günde bu parkta vakit geçirmek ve şehri uzaktan izlemek çok keyifli. Eskiden Seattle Gas Light Company’nin arazisi olan bu park düzenlenerek şehirde yaşayanlara bir alan oluşturulmuş. Konserlerden spor aktivitelerine kadar pek çok evente ev sahipliği yapan Park, şehrin en sevilen yerlerinden biri.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar