SGK’nin bütçe açığı dokuz ayda 37 milyar TL’ye ulaşarak rekor kırdı

Ekonomik krizin yol açtığı istihdam kaybı, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) bütçe açığını zirveye çıkardı. SGK’nin Eylül ayı mali istatistik bülteni, sosyal güvenlik açıklarının katlanarak arttığını ortaya koyuyor. Geçen yıl 15,7 milyar TL olan bütçe açığı, 2019 yılının ilk dokuz ayında 37,2 milyar TL’ye ulaşarak tüm zamanların rekorunu kırdı. Yılsonu itibariyle 50 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor.

Ayrıca 2008 yılından itibaren SGK’ye ‘devlet katkısı’ adı altında, topladığı primlerin yüzde 25 kadar ilave kaynak aktarılıyor. Bu yılın Ocak- Eylül döneminde devlet katkısı olarak Hazine’den aktarılan para 52,9 milyar TL. Bütçe açığıyla birlikte ilk dokuz ayda Hazine’den SGK’ye aktarılan paranın toplamı 90 milyar TL oldu.

Sosyal güvenlikte gerçek bütçe açığı da devlet katkısı hariç prim gelirleriyle emekli maaşı ve sağlık giderlerinin kıyaslanması sonucu ortaya çıkıyor. SGK’nin Eylül ayı mali istatistik bültenine göre bu yılın ilk dokuz ayında kurumun prim geliri 210 milyar TL. Aynı dönemde 221 milyar TL emekli maaşı ödemesi yapıldı. Bu rakamın 134 milyar TL’si SSK, 34,8 milyar TL’si Bağ Kur, 51,6 milyar TL’si ise Emekli Sandığı mensuplarına ödendi. Sağlık gideri de 82 milyar TL oldu. Böylece 210 milyar TL prim gelirine karşın 303 milyar TL emekli maaşı ve sağlık gideri ödendi. Dolayısıyla devlet katkısı hariç gelir gider tablosuna baktığımızda, SGK’nin ilk dokuz aydaki bütçe açığı 93 milyar TL. Prim gelirlerinin emekli maaşlarını ve sağlık giderlerini karşılama oranı da yüzde 69’a geriledi. Geçen yıl bu oran yüzde 75 olmuştu.

Özetle devlet katkısını dâhil etsek de etmesek de SGK’nin bütçe açığı katlanarak artıyor.

Öte yandan 2008 yılında yürürlüğe giren sosyal güvenlik yasasının en önemli gerekçesi, sosyal güvenlik açıklarıydı. Bütçe açıklarının önüne geçmek amacıyla emekli aylık bağlama oranı değiştirildi. Bu düzenleme sonucunda emekli aylıkları son derece düşük seyrediyor.

Sosyal güvenlik yasasındaki değişiklik olmasaydı asgari ücretten prim yatıran bir kişi bugün 1820 lira emekli aylığı alacaktı. Ancak maaş bağlama oranlarının düşürülmesi sonucu aynı kişiye şimdi 720 lira emekli aylığı bağlanıyor. Bu rakam geçici olarak bin liraya yükseltiliyor. Diğer yandan 2008 öncesinde en düşük emekli maaşı asgari ücretin üzerindeyken şimdi en düşük emekli maaşı asgari ücretin yarısından daha az. Özellikle düşük maaş alan emeklilerin çalışmadan geçinme şansı yok. Bu nedenle Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri, 12,8 milyon emekliden 7,9 milyonunun çalıştığını ya da iş aradığını gösteriyor. Emeklilerin önemli bir bölümünün kayıtdışı çalıştığı da biliniyor. Yine TÜİK verilerine göre kayıtdışı olarak sigortasız çalışanların sayısı 10,3 milyon kişi.

Özetle emekli maaşları yarı yarıya düşürülmesine karşın sosyal güvenlik açıkları katlanarak artmaya devam ediyor. Emeklilikte Yaşa Takılanlara da (EYT) sosyal güvenlik açıkları gerekçe gösterilerek olumsuz cevap veriliyor. Oysa EYT hayata geçirilmeden de sosyal güvenlik açıkları zirve yapmış durumda. Emekli maaşlarının düşürülmesi de çare olmadı.

Yine SGK verilerine göre geçen yıl Eylül ayında 14 milyon 809 bin olan sigortalı çalışan sayısı bu yıl Eylül’de 14 milyon 440 bin kişiye geriledi. 370 bin kişilik istihdam kaybı söz konusu. Kayıtdışı istihdama baktığımızda ise 330 bin kişilik artış görülüyor. Yani sigortalı çalışan sayısı azalırken kayıtdışı istihdam artıyor. Her iki veri SGK’nin prim gelirlerinin azalması demek.

Sonuç olarak emekli maaşlarını düşürerek ya da EYT sorununa göz kapatarak sosyal güvenlik açıklarının önüne geçilemediği ortada. Geçim standartlarının çok altındaki emekli maaşı, genç emeklileri kayıt dışı istihdama yöneltiyor. Oysa 10,3 milyon kişilik kayıt dışı istihdam kayıt altına alınabilse SGK 100 milyar TL prim geliri elde edecek.

Peki, çözüm nerede?

Öncelikle yapılması gereken, hukuk ve demokrasiye dönerek ekonomik yatırımların önünü açmaktır. Eş zamanlı olarak ekonomik büyümeyi önceleyen yeni bir vizyonla sosyal güvenlik sistemi yeniden kurgulanmalıdır. Büyüyen ve üreten ekonomi, sosyal güvenlik sistemine yeni kaynak sağlayacağı için EYT sorununa çözüm üretilmesi de mümkün olacaktır.

Bu söylediklerimin son derece zor, hatta bugünkü konjonktür itibariyle imkansız olduğunun farkındayım. Ancak başka çare de yok. Bu adımlar atılmazsa ne EYT sorununa ne de sosyal güvenlik açıklarına çözüm üretebiliriz.

Yıllara göre SGK’nın bütçe açığı:

Yıl                               SGK Açığı/ Milyar TL

2002                            7,9

2003                            13,4

2004                            15,9

2005                18,6

2006                18

2007                25

2008                25,9

2009                28,7

2010                26,7

2011                            16,2

2012                            17,2

2013                            19,6

2014                            20

2015                            11,4

2016                            20,6

2017                            24,1

2018                            15,7

2019*                          37,2

*Eylül ayı itibariyle

Kaynak: Sosyal Güvenlik Kurumu Eylül ayı mali istatistik bülteni


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir