Anayasa hukuku profesörü Kemal Gözler’den akademik yorum: Sigara haram mı?

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Erbaş’ın sigaranın haram olduğu yolundaki açıklamaları (1) yeni bir tartışma konusu yarattı. Konuya ilahiyat camiasından birçok isim farklı yorumlar getirirken işin anayasa ve hukuki tarafı pek fazla gündeme gelmedi. 

Anayasa hukuku profesörü Kemal Gözler, “Diyanet İşleri Başkanının sigaranın haram olduğu yolundaki açıklamalarına karşı ülkemizin İslam hukuku uzmanlarından gelen güçlü bir tepki görmedim. Ortaya çıkan boşluğu bir nebze de olsa doldurmak istedim” diyerek bir yazı kaleme aldı.

Sigaranın gerek içene, gerekse çevredeki kişilere verdiği pek çok zarar olduğunu ve kanun koyucu tarafından anayasanın 13’üncü maddesinde öngörülen şartlara uygun olarak belli yerlerde içilmesinin yasaklanabileceğinden bahseden Gözler, bu yönde de ilk adımın 7 Kasım 1996 tarih ve 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunla belli yerlerde sigara içilmesinin yasaklanması suretiyle atıldığını kaydediyor.

Daha önce yasak kararının alınması gerektiği yolunda Türkiye’de ilk akademik makaleyi 30 yıl önce kendisinin kaleme aldığını (2) hatırlatan Prof. Gözler, hâlâ da bu görüşte olduğunu vurguluyor.

Kemal Gözler, işin haram boyutuna gelince direkt “Hayır. Sigara içilmesi haram değildir” diyor ve ekliyor:

“Sigara içilmesi pek çok durumda kanun koyucu tarafından yasaklanabilse bile, sigara haram değildir. ‘Sigara haramdır’ diyenler, pek muhtemelen ‘haram’ın ne olduğunu bilmiyorlar veya bilmezden geliyorlar.”

Haramın tanımından yola çıkan anayasa hukukçusu, son devrin büyük fakihlerinden Ömer Nasuhi Bilmen’in, Hukuk-ı İslamiyye ve Istılahatı Fıkhiyye Kamusu isimli ünlü eserinde (3) “haram”ı şöyle tanımladığını aktarıyor: 

“İşlenilmesi şâri-i mübîn tarafından nehiy ve men edildiği kat'î delil ile sabit olan herhangi bir şeydir” (3).

“Görüldüğü gibi haram ancak ‘şarî-i mübîn’, yani Allah tarafından konulur (4) ve varlığı sadece ‘kat’i delil’, yani kesin kanıt ile ispatlanır”  diyen Gözler, “Yukarıdaki tanımdan anlaşılacağı üzere haram koymaya ancak “şâri-i mübîn”, yani Allah yetkilidir. Sigara veya tütünün haram olduğuna dair bir ayet yoktur. Sigaranın haram olduğunu savunanlar da sigara veya tütün anlamına gelen bir kelimenin Kur’an-ı Kerimde geçmediğini kabul etmektedirler. O hâlde sigara içilmesi şâri-i mübin tarafından haram kılınmamıştır” ifadesini kullanıyor.

Sigara ne kadar zararlı olursa olsun, sigara konusunda bir ayet olmadığına (5) dikkat çeken Gözler, “O hâlde sigara içmek haram değildir” görüşünü dile getiriyor.

Gözler, “Sigaranın haram olduğunu savunanlar nerede hata yapıyorlar?” sorusuna cevap ararken, sigaranın çeşitli zararlarını sayıp, bu zararları nedeniyle sigaranın haram olduğu sonucuna ulaşanların, zararlılıktan haramlığı istihraç ettiklerini düşünüyor.

İşin erbabı isimlerin fetvalarından alıntılar sıralayan Gözler, fıkhen sigara içilmesinin haram olmadığını söylüyor ve Diyanet İşleri Başkanı’na şu eleştiriyi yöneltiyor:

“Böyle tartışmalı bir konuda ‘sigara haramdır ve her birimiz sigaranın haram olduğunu milletimize anlatmalıyız’ demek yerine hiç olmazsa bu konunun içtihada mütehammil bir konu olduğunu belirtmesi beklenirdi.”

Prof. Kemal Gözler, yazısında yanlış yorumlamaya yer vermemek adına, “Bu makalede tartışılan konu, sigara içmenin dinen haram olup olmadığı sorunundan ibarettir. Bu makalede sigara içmenin din kurallarıyla düzenlenmesi gerektiği düşüncesi savunulmamaktadır” notunu düşüyor.


Dipnotlar: 

* http://www.anayasa.gen.tr/gozler.htm

(1) Ali Erbaş, “Sigaranın Haram Olduğunu Milletimize Anlatmalıyız”, http://diyanet.gov.tr/… (16 Şubat 2019).

(2) Kemal Gözler, “Sigara İçme Özgürlüğü ve Sınırları: Özgürlüklerin Sınırlandırılması Problemi Açısından Sigara Yasağı”, Ankara Barosu Dergisi, Yıl 47, Sayı 1, Ocak 1990, s.31-67 [HTML].

(3) Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuk-ı İslamiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, İstanbul, Bilmen Yayınevi, 1967 (Tıpkı Baskısı: Sarmaşık, Tarihsiz), c.I, s.34.

(4) Allah, yasakları vahiy yoluyla bildirdiğine göre “Şâri-i Mübîn”in “Allah ve Peygamberi” olduğu düşünülebilir. Bu makalede “Şârî-i Mübin”in Allah olduğu, Peygamberinin ise “Şâri” olduğu kabul edilmiştir. Bu küçük makalade bu konuda daha fazla bir tartışmaya girmeksizin bu hususta Ömer Nasuhî Bilmen’den şu paragrafı alıntılayalım: “Şeriat, umumî mânâsına nazaran, ‘bir peygamberi zîşan tarafından tebliğ edilmiş olan kanunu ilâhî’ demektir. Bu kanunun asıl vazıı olan Cenabı Hakka ‘Şarii Mübîn’ denir. Bu kanunu insanlara tebliğ etmiş olan peygambere de ‘Şârî’ unvanı verilir” (Bilmen, Hukuk-ı İslamiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, op. cit., , c.I, s.14).

(5) Servet Armağan, İslam Hukukunda Temel Hak ve Hürriyetler, Ankara, Diyanet Vakfı, 6. Baskı, 2006, s.82.


Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.