Oca 08 2018

2017'nin öne çıkan yabancı filmleri

2017 yılının ilk filmlerindendi La La Land. Türkçe ismiyle Aşıklar Şehri olarak tanıtımı yapıldı.

Geçen yılın öne çıkan filmlerini ele alıyor son yazısında Fatih Özgüven. Ekranella'da yayınlanan yazısında La La Land filminin millenial kuşak denen karakterlerin aşk sancıları ile kariyer kaygılarını birbirine sarıp sarmaladığına değiniyor. 

 

Şöyle devam ediyor:

"2000’li yılların Cherbourg Şemsiyeleri olmak istiyordu. Cherbourg Şemsiyeleri kadar rengarenk olmakla birlikte (rengi onun kadar da yaratıcı-yapay biçimde kullanamasa da) bir yandan da temkinli bir fanteziydi. Otoyolda bütün arabaların istop edip herkesin şarkıya durduğu açılış sahnesi özellikle enerjikti. Diğer yandan bu sahnedekilerin hepsi meşhur olmaya çalışan oyuncu namzetleriydi ve filmin geri kalanı onların kaygılarıyla ilgiliydi; bundan sonra ne yapacağız? Starbucks’da tezgahtarlık geçici bir hal mi? Yoksa ebediyen mi?! Her zamankinden çok başarıya önem veren bir dünyada yaşamanın gerilimi filmin gözeneklerinden fışkırıyordu. Milenial kuşağın gerilimini  sezmeyen, umursamayan ya da onaylamayan, meşhur ’68 kuşağından günümüze birkaç kuşak filmi sabun köpüğü buldularsa da, film basbayağı bir dönem hüznüyle ilgiliydi."

Özgüven'in 2017 listesinde yer alan diğer film ise I, Daniel Blake.

Ken Loach'ın yönetmen koltuğuna oturduğu film için,"hemen hemen aynı soruları çok daha alelade hayatlar yaşayan insanlar için soruyor, neoliberalizmin ihanetine uğramış bir toplum gösteriyor" diyor Özgüven:

"Ötekiler yıldız olmak için kendilerini fütursuzca neoliberalizmin sularına ata dursunlar İngiltere’nin bir mahallesindeki insanlar için kendilerini iyi kötü ayakta tutan bir önceki sistem çökmüştü. Loach, çıkışı komşuluk, inat ve dayanışmada görüyor ve bu konudaki duygusallığından hiç de utanmıyordu."

 

Özgüven'in listesinde yer alan diğer filmler ise şunlar:

Body and Soul/Beden ve Ruh: "Garip ve hoş Macar filmi de aldığı büyük ödüle hafifçe şaşırmış gibi gösterişsiz ve sakin bir tavırla tevafuk’a ve duygu paralelliklerine güvenmemizi öneriyor, birbirimizle aynı rüyaları görebileceğimize güvenirsek bedenler bir mezbahadaki bedenler gibi de olsa ruhlarımızı özgür kılabileceğimize iman ediyordu. Bu dindar olmadan iman eden filmin anakronistik ruhaniliği seyircide Bresson, Dreyer gibi yönetmenlerin filmlerine tekrar bakma arzusu uyandırıyordu."

A Ghost Story/Hayalet Hikayesi: "Akla hayale sığmaz hikaye katmanlarını (hayalet hikayesi, polisiye, moda dünyası, genç bir kadının ayakta kalma hikayesi) bir araya getirirken seyirciye hesap vermeyi umursamayan A Ghost Story / Hayalet Hikayesi ise olanca nev-i şahsına münhasırlığı ile, maddi dünya ile kişiye özgü ruhani bir dünyanın içiçe var olduğunu ve bunlarda aynı anda gezinebileceğimizi öneriyordu."

Lady Macbeth: "Eski tarz sinemalara (klasik sanat sineması, ticari sinema vb.) bakan birkaç örnek de kendilerine özgü pırıltıyı koruyorlardı. Lady Macbeth’de Gotik sinema, Bronte Hemşireler ve feminizm bir arada vurucu bir sonuç veriyordu."

Sacred Deer / Kutsal Geyiğin Ölümü

Blade Runner 2049

Manifesto