Kas 11 2017

Doğu Ekspresi tarihi çıkış mekanı Sirkeci Garı'na döndü

 

İSTANBUL- Filmekimi ayı geride kaldı. Antalya başta olmak üzere çok sayıda ilde film festivalleri gerçekleşti. Filekimi'nin son durağı Bodrum oldu. Hemen ardından da dünyaca ünlü yazar Agatha Christie'nin romanından uyarlanan ve hikayesi İstanbul'da başlayan "Doğu Ekspresinde Cinayet" filminin özel gösterimi, Sirkeci Garı'nda yapıldı.

İKSV Galaları kapsamında gösterilen film için özellikle Sirkeci Garı seçildi. Sirkeci Garı hem hikayenin başladığı yer hem de Doğu Ekspresi'nin bir zamanlar kalkış noktası. Buradan Paris'e giden bir ekspres olduğu Sirkeci Garı seçildi. 

Filmekimini ve yenice gösterime giren 'Doğu Ekspresinde Cinayet' filmini değerlendiren Ekranella, sinema dünyasında olup bitenleri derledi. Keyifli okumalar.

Antalya, 54. Ulusal Yarışma, Suç ve Ceza Filmleri Festivali derken filmekimi defterini kapatalı çok oldu gibi geliyor ama aslında filmekimi yeni, tam olarak 29 Ekim’de Bodrum’da sona erdi. İstanbul ve Bodrum’dan başka bu yıl Eskişehir, Ankara, Edirne, İzmir ve Diyarbakır’da da filmekimi vardı. Ekim ayının yoğunluğu geride kalınca İstanbul Film Festivali Direktörü Kerem Ayan’la sohbet ettik. Laf tabii ki İstanbul Film Festivali’ne, Murder on the Orient Express’in Sirkeci Garı’ndaki galasına, hatta torrente bile geldi. Satırbaşlarını derledim, ben aradan çıkıyorum…

Filmekimi bodrum

Bodrum’a bu yıl ilk kez gittik. Ankara ve İzmir’den sonra filmekimi’nin en çok rağbet gördüğü şehir oldu. Kesinlikle devam ediyoruz Bodrum’da filmekimine. Teşekkür maillerine boğulduk. Üstelik 29 Ekim’e denk geldik, bu nedenle hem şehir içinde az sokak panosu alabildik tanıtım yapmak için hem de 29 Ekim gecesi Bodrum’da düzenlenen fener alayları ciddi rakibimiz oldu, buna rağmen çok güzel geçti Bodrum filmekimi. Biletlerin %70’i satıldı.

Zamanla biz de anladık ki Anadolu’ya gittikçe hafta içi sabah seanslarına pek gidilmiyor, çünkü işe gidiyor seyirci. Ankara ve İstanbul’da o kadar etkilenmiyor doğrusu sabah satışları ama buna dikkat etmemiz lazım belli ki. Bir de Anadolu’da ön satışın fazla iş yapmadığını görüyoruz. Bir gün önce sinemalara açtığımız gişelerde satılıyor biletler. İstanbul ve Ankara, Biletix’den alıyor biletlerini.  

filmekimi bilet kuyruğu

Bilet satışı açısından İstanbul ve Ankara %100’e yakın. Sonra İzmir ve Bodrum, ardından da Diyarbakır, Eskişehir, Edirne geliyor. Gösterimlerin ardından izleyicilerin sohbete devam ettiği oluyor salonda.  

Hep yeni yerler eklemeye çalışıyoruz programa. Bursa İstanbul’a yakın nasıl olsa dedik, hiç gitmediğimiz Bodrum’a gittik bu sefer. Bursa’ya yine gideriz ilerde.

Biz elbette son dakika için çok cüzi miktarda bir davetiye kontenjanı ayırıyoruz ama bunun dışında, Film Festivali’nde her bölümün ayrı sponsoru olduğu için, sponsorlora ayırılan davetiye sayısı da fazla. Fakat filmekimi’nde çok sınırlı bir kontenjanımız var; akreditasyon da yapılmıyor hatta. Yani salonlarda görülen boşluklar bilet alıp da gelemeyen izleyiciye ait çoğunlukla. Yine de kesilen bilet sayısına göre boş kalan koltuk sayısını hesaplayıp son dakikada satışa çıkarıyoruz biletleri.   

Bu yıl çok az film torrente düşmüştü, doğru. Ancak bizim seyirciyi, hele 35-40 üstü seyirciyi pek etkilemiyor bu. Daha çok janr seyircisinin takip ettiği bir şey; korku filmleri meraklılarının filan. Festival sırasında The Beguiled düşmüştü mesela torrente ama biz ek seans koyduk filme.

call me by my name

Filmekimi çok heyecanlandırıyor bizim izleyiciyi. Cannes Festivali’nin programı açıklandığında “Cannes yazılır filmekimi okunur” diye yazmıştı birisi. İstekleri de görüyor, izliyoruz ayrıca. Biz de heyecan yaratıyoruz tabii. Çok beklenen filmleri geç açıkladığımız oldu yani. Sosyal medya büyük coşku yaratıyor açıkçası.

Bizimle ilgili değildi gösterilememesi. Dağıtımcı şirketin kopyayı alması lazımdı, bunun için de belli bir zaman içinde bir ödemenin yapılmış gerekiyor. Yapılmayınca filmi vermiyorlar.

Adana film festivali

Adana bizi etkilemediği gibi reklamımızı yapmış oluyor. O kadar uzak ki, filmleri izlemek için gazeteciler dışında buradan oraya giden seyirci olmuyor, Adana’daki heyecan da bize yarıyor. Filmekimi’nde gösterdiğimiz filmlerin Türkiye prömiyerini yapma iddiamız yok.

Filmekimi çok havalı, vizyonun ön gösterimi gibi. Film Festivali ise keşfetme, tanıma, retrospektiflerle arayı kapatma imkanı veriyor. Filmekimi çok garanti, çünkü 50 filmden 40’ı önemli festivallerde zaten ödül almış oluyor. Film Festivali ise konuklarıyla, seçimleriyle, her şeyiyle üzerinde çok uğraşılan bir festival. Mesela deli gibi uğraştığım Uluslararası Yarışma bölümü için geçen yılki jüri başkanı Reha Erdem’in festival sonunda gelip “Seçki çok iyi olmuş, gerçekten çok iyi ayrıldık,” demesi çok hoşumuza gitti. Jüri üyeleri de sonuçta bunca festival dolaşıyor, bazıları gerçekten insanın neyi seçeceğini bilemeyeceği kadar fena oluyor bu festivallerin. Kısaca, yarışmalı festival, filmekimi gibi garantili değil.

Bir de tabii dünya festivallerinde gözden kaçan, ödül almasa bile dikkat çekmek istediğimiz çok film oluyor, onları da dahil edebiliyoruz Film Festivali programına. Yani Film Festivali biraz daha zorluyor seyircisini, her şey hazır kucağına gelmiyor insanın.

Ben de, artık yıl olmuş 2018, Bergman retrospektifi yapmak istemiyorum, tanımadığımız birilerini getirmek istiyorum. Mesela geçen yıl Vincent Dieutre retrospektifi yaptık. Deneysel filmler, patlama yapmasını beklemiyorduk elbette ama 50 kişi keşfetse yeter, Festival işlevini yerine getirmiş oluyor.

Özetle filmekimi havalı, Film Festivali entellektüel diyelim, madem ille de tiplemede ısrar ediyorsun.

istanbul film festivali

Şu anda Film Festivali için Cannes’dan, Venedik’ten Locarno’dan 40 küsur film okeylenmiş durumda. Bir kaç yıldır yarışma filmleri hariç, anlaştığımız filmleri önceden duyurmaya başlıyoruz. Haftaya ulusal yarışma başvuruları açılıyor, kasım ortasından itibaren de ufak ufak filmleri duyurmaya başlarız.

Ulusal ve ulusalararası iki büyük yarışmamız var Festival’de. Uluslararası yarışmada gösterilecek filmler için Türkiye prömiyeri, ulusal yarışma filmleri için de minimum bir İstanbul prömiyeri istiyoruz. Bu kadar eski bir festivalsek sadece o iki yarışma için bu da olsun artık. Yabancı konuklar da esas olarak yarışma filmlerini izlemek istiyor. Diğer filmleri genelde görmüş oluyorlar zaten.

Daniel Day-Lewis'i beyazperdede son kez izleyeceğimiz Phantom Thread'in Türkiye vizyon tarihi 13 Nisan'mış.

Haftaya Selanik Festivali, Şubat’ta Berlin Festivali var. Özellikle Berlin bizim için önemli; ne kadar iyi olursa bizde de o kadar iyi filmler olacaktır.

Phantom Thread’in Türkiye’de vizyon tarihi 13 Nisan. Isle of Dogs da Nisan’da gösterime girecek. Biz de Wes olsun, Paul Thomas olsun, bütün Andersonları alırız inşallah.

doğu ekspresinde cinayet

Satışa çıkışının 15. Dakikasında bitti biletler; zaten sınırlı sayıdaydı.

Orient Express’in çıkış garı, filmin başladığı yer, tarihi mekan Sirkeci Garı. Film de gayet hoş; her he kadar stüdyoda çekilmiş olsa da. Yıldızların resmi geçit yaptığı tatlı bir Agatha Christie filmi; görkemli, hayali bir Sirkeci Garı yapmışlar.

Sirkeci Garı’nın eski bekleme salonu etkinlik salonu haline getirilmiş; gösterim orada olacak; bomboş bir salondu, perdeyi, ses düzenini filan hep biz kuruyoruz. Godiva da çikolatalarıyla katılacak gösterime.

Filmekimi sponsorumuz Vodafone Red biliyorsun, İKSV galalarında artık sponsorumuz DHL Express, bu da bizi rahatlattı epey. Farklı yerlerde galalar yapmak istiyoruz, yaparız da.

Sirkeci Garı'nda gösterimin yapılacağı salon.