Ali Abaday
Haz 16 2019

Godzilla ve İstanbul seçimi

Bazen bir konuya kafanız çok fazla takıldığı zaman okuduklarınızı, izlediklerinizi, dinlediklerinizi o konuyla ilişkilendirirsiniz. Bu oldukça normaldir ama kimi zaman öyle bir noktaya gelir ki bu durum hayatı ıskalamaya başlarsınız.

Türkiye’de de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi bu noktaya gelmek üzere. Seçim sadece İstanbul’u ilgilendirdiği halde hem bütün ülke hem de yurt dışında yaşayan Türkler süreci yakından izliyor, adayların her söylediğini dinlemeye çalışıyor. Doğal olarak her konu akılda ister istemez seçime bağlanıyor.

Japonya’nın popüler kültüre kazandırdığı Godzilla yeniden sinemalara gelse de benim gibi aklında İstanbul seçimleri olanlar konuyu bir şekilde Türkiye’nin en büyük şehrine bağlıyor.

godzilla

 

İlki 1954 yılında çekilen Godzilla esasında Japonya’ya İkinci Dünya Savaşı sonunda atılan iki adet atom bombasına yönelik bir filmdi. Atom bombasının yıkıcı etkileri Godzilla örneği üzerinden gösteriliyor ve insanlığın bu tarz silahlardan uzak durması isteniyordu. Hala da Godzilla filmleri atom bombası ve nükleer çalışmalarla yakından ilgilidir.

Godzilla kimi zaman nükleer denemeler nedeniyle devasa boyutlara varan bir sürüngen kimi zaman ise insanlığın yıkıcı etkisine karşı doğanın bir silahı olur. Değişmeyen nokta ise insanlığın kolay kolay bu yaratığı durduramayacağıdır. Michael Dougherty’nin yönettiği son filmde ise Godzilla doğanın bir silahı olmanın yanında insanlığın umudu olma özelliğine sahip.

2014’deki ilk filmde iki yaratığın peşinden yeniden görünen ve San Fransisco’da büyük bir yıkıma neden olan Godzilla canavarların gerçek olduğunu herkese göstermişti. Bu canavarların nerelerde bulunduğu konusunda ise Monarch isimli bir grup ABD ordusuyla ortak çalışma yürütmektedir. Monarch bulduğu canavarların yerlerini tespit edip onların yeniden harekete geçmesini engellemeye çalışmaktadır. Bu arada ORCA ismini verdikleri bir alet ile de canavarları kontrol altına almaya uğraşmaktadırlar. Ne var ki bir grup çevreci terörist ABD ordusuyla birlikte çalışan ve bu yaratıklar üzerine inceleme yapan Monarch’ın üssünü basarak yaratıkları kontrol etmeye yarayan ORCA isimli aleti çalar.

deprem

Godzilla 2 bu noktadan sonra yaratıklar arasındaki dövüşler, insanlığın hayatta kalma umudu üzerine ilerliyor. Akıllara da Matrix filminde de sorulan, “Dünya’daki en büyük virüs insanoğlu mudur?” sorusunu bırakıyor. Monarch’ın uzun zamandır yaptığı çalışmalar Skull Island filminin sonunda bulunan çizimlerden sonra bir grubun harekete geçtiğini gösteriyor ki serinin sonraki yapımı olacak olan Kong vs Godzilla için önemli bir bağlantı.

Godzilla iyi veya kötü filmdir orası ayrı bir konu ancak özellikle Türkiye’nin gündemindeki İstanbul seçimi açısından akla pek çok soru getiriyor. Bunların ilki de Godzilla ile aynı yıkıcı etkiye sahip İstanbul depreminin gerçekleşmesi halinde seçilecek belediye başkanının neler yapacağı. Daha doğrusu böyle bir doğal afetten en az zararla halkı kurtarmak için neler planladıkları.

godzilla

Mühendisler Odası geçen yıl Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) İstanbul’da 2354 deprem toplanma alanı var açıklamasına karşı çıkmıştı. Mühendisler Odası bu konudaki itirazında cami avlularının toplanma alanı olamayacağını, ayrıca AFAD’ın gösterdiği pek çok yerin alışveriş merkezi ya da rezidans olduğunu belirtmişti. Deprem anında toplanılacak alan sayısının da 77 adet kaldığına dikkat çekmişti.

15 milyon üzerinde bir nüfusun bulunduğu İstanbul’un tarihinde her zaman yer bulan depremlerden biri yaşandığı zaman neler olacağını düşünmek bile korkutucu.

Bu konuda belediye başkanlığı elinden alınan fakat, yenilecek seçimin en güçlü adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun projelerine bakılınca şehri yeniden yeşillendirilmesi öne çıkıyor. İmamoğlu’nun kampanya sayfasında şehirdeki mahallelerin nüfuslarının tam olarak öğrenileceği ve yeniden yapılan yeşil alanlar sayesinde deprem toplanma alanlarının artırılacağından bahsediliyor. Mecidiyeköy, Levent, Avcılar ve pek çok bölgede neredeyse hiç park yokken ve her yeri binalar kaplamışken bu proje kulağa güzel geliyor. Ancak bütün bu bölgelerde belli sayıda binanın ister istemez yeşil alana döndürülmesi oldukça zor görünüyor.

godzilla

Seçimin diğer öne çıkan adayı Binali Yıldırım ise daha farklı bir öneri sunuyor. O kentsel dönüşüm ile sağlamlaştırılan binalar gibi sakıncalı binaların tespit edilip daha sağlamlarının inşa edilmesinden yana. Kısaca Yıldırım deprem toplanma alanları üzerine bir şey söylememiş internet sayfasında. Aksine şu an uygulanan politikanın devamından yana. Ancak depremde yeni yapılan binaların kaçının dayanabileceği bilinmiyor. Depremde yıkılan binalardaki insanların, yıkılan mahallelerde yaşayanların sonrasında nerede toplanacağı da Binali Yıldırım’ın seçim sayfasında anlatılmamış.

İki aday içinde Ekrem İmamoğlu’nun deprem öncesi çalışması daha iyi olsa da üzerine çalışılması gereken noktalar mevcut.

Godzilla ne zaman ortaya çıksa şehirler beklenmedik yıkımlar, yangınlar ve acılar ile yüzleşiyor. Üstelik Godzilla’nın ne zaman ortaya çıkacağını veya çıkıp çıkmayacağını kimse tam olarak bilmiyor. Diğer yandan İstanbul depremi uzun zamandır konuşulan, tarih içinde birkaç defa yaşanmış bir gerçek. Buna halkı ve şehri hazırlamak ise başta yöneticilerin sorumluluğu.

Godzilla’nın ardından akılda takılı kalan başka bir soru ise yöneticilerin hangi tehlikeleri halka açıklamadıkları. Mesela Rusya’nın geri çevirdiği tarım ürünlerine ne olduğu, yapılması planlanan nükleer santrallerin olası tehlikeleri konusunda yeteri kadar önlemler alınıp alınmadığı veya yeni İstanbul havalimanında büyük bir kaza yaşanması halinde hızlıca müdahale edecek bir ekibin olup olmadığı şeklinde.

*Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

© Ahval Türkçe

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar