alin taşçıyan
Ara 08 2017

Minderden çayıra, bitmeyen bir mücadele

Mete Gümürhan imzalı “Genç Pehlivanlar”, Amasya’daki bir güreş okulunda eğitim gören çocukların hayatına tanıklık ettiren, duygu yüklü bir belgesel.

Mete Gümürhan’ı Aslı Özge’nin “Köprüde Buluşmalar” ve “Hayatboyu” filmlerinin Hollanda’daki ortak yapımcısı olarak tanıdık. Gümürhan’ın yönetmen koltuğuna oturduğu ilk uzun metrajlı filmi “Genç Pehlivanlar”, 2016 Berlin Film Festivali Generation KPlus Bölümü’nde dünya prömiyerini yaptı ve Mansiyon kazandı. Türkiye - Hollanda ortak yapımı bu film, 2016 İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Belgesel dalında yarıştı. Aynı yıl Antalya Film Festivali Ulusal Yarışması’na seçilen film Behlül Dal Jüri Özel Ödülü ve En İyi Kurgu (Ali Aga) Ödülü’ne değer görüldü. Bu hafta CGV Arthouse Cinemaximum salonlarında gösterime girdi.

“Genç Pehlivanlar” öznelerin kamera yokmuşçasına gündelik hayatlarının akışını sürdürdüğü, adeta onun varlığını unuttuğu, onlara sorularla müdahale edilmeyen, sadece takip edildikleri ve izleyiciye hem mizansen yokmuş hissi veren hem de bir drama gibi izlenebilen, gözlemci belgesel türünün bir örneği. İzleyiciyi genç pehlivanların hayatına dahil edebilmesi, en belirgin başarısı.

 

genç pehlivanlar

 

Mete Gümürhan, kamerasını Amasya Gençlik Hizmetleri ve Spor Müdürlüğü’ne bağlı İbrahim Zengin Güreş Merkezi’ne çevirmiş. Burası yatılı bir güreş okulu. Daha ilk planlarda, sonradan antrenörleri Ramazan olduğunu öğreneceğimiz kişinin, sırayla tartıya çıkan çocukların kilosunu not aldırdığını ve hepsine yorum yaptığını görüyoruz. Bazılarına kilo almak için iyi beslenmesini, bazılarına ekmek, kolalı içecek ve cipsten uzak durmasını öğütlüyor.   Güreşçilerin mücadele edecekleri kategoride kalmak için kilolarını sabit tutmaları çok önemli… Film boyunca beslenme konusu sık sık gündeme geliyor ve özellikle boğazını tutamayan Baran, azar işitiyor…

Çocukların hayatı herhangi bir yatılı okuldakinden çok farklı değil yıkanıyor, yemek yiyor, diş fırçalıyor, yatıyor, sabahleyin hep birlikte yürüyerek okula gidiyor ve öğrenim görüyorlarlar. Ama öğleden sonra yaşıtları oynar, eğlenir, aileleriyle vakit geçirirken genç pehlivanlar antrenmana başlıyor. Antrenman hiç de kolay değil. O küçük vücutlar kan ter içinde kalıyor egzersiz yapar ve güreş numaraları öğrenirken. Sporcu olmak için ne büyük bir çaba göstermeleri ve ne kadar iyi motive olmaları gerektiğini anlatıyor film… Minderden çayıra bitmeyen bir mücadele içindeler.

Çifte eğitimin zorluğu yanı sıra bir de ailelerinden ilk kez ayrılmış olmanın getirdiği hüznü hissettiriyor film. Belli ki yoksul ailelerden, hayatta bir fırsatları olsun diye getirilmiş yetenekli çocuklar genç pehlivanlar. Hepsi biraz mahzun, kuşkusuz hemen hepsi aile özlemi çekiyor, kalabalık içinde bir yalnızlık duygusunu paylaşıyorlar. Okulda beğendikleri kız arkadaşları var mahcubiyetle sözünü ettikleri… Durmaksızın akıllı telefonla oyun oynayıp müzik dinleyen, sosyal medyaya giren yaşıtlarının aksine ailelerini arayabilmeleri için kısıtlı sürelerde kullanabildikleri eski model telefonlara sahip çoğu… Televizyon izlediklerini hiç görmüyoruz filmde. Okul, etüt ve antrenman arasında fırsat bulduklarında onlar da yaşıtları gibi şakalaşıp eğleniyorlar farklı dertleri olsa da…

 

genç pehlivanlar 2

 

Çayırdaki ilk müsabakalarında yenik düşen Muhammed’in üzüntüsü, ağlamamak için dudağını ısırması insana dokunuyor… Hele “Eve gitmek istiyom” diye ağlayan mavi gözlü, zayıf küçük çocukla birlikte içimiz parçalanıyor. Arkadaşları ve Ramazan avutmaya çalıştıkça daha çok ağlıyor… “Yenileceğim,” diyor sırf okuldan alınsın diye… Burnundaki kılcal damarlar patladığı tedavi gören ve güreş yapmaktan bir ay süreyle men edilen Beytullah’ın içi gidiyor arkadaşlarını bir şampiyonaya yolcu ederken…

Karakeçili’deki yağlı güreş müsabakalarında küçük ve orta-küçük boy pehlivanları, yeşil kıspetleri içinde er meydanına çıkarken izlediğimizde kazanmaya odaklı bir hayatın kaybetmeye alışmakla geçeceğini düşündürüyor, bu film. İzleyiciyle duygusal bir bağ kurdurmakla birlikte Mete Gümürhan çocukların mahremiyetine girmeyecek bir mesafeyi de korumuş.

Baştan sona sorunsuz akan “Genç Pehlivanlar” tek falsosunu biterken veriyor: Finalde çalan Black Keys’in Lonely Boy şarkısı ancak filmi yapanlara ve Batılı(laşmış) izleyicilere anlamlı gelecektir ama filmi o son dakikaya dek getiren doğallığa ve otantisiteye uymuyor.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar