Ali Abaday
Şub 03 2018

Türk çizgi kahramanların sinema ile imtihanı

Türkiye’de çeşitli yıllarda önceleri gazetelerde sonraları mizah dergilerinde pek çok karakter çizildi ve hikayeleri yazıldı.

Bu karakterlerin bir kısmı yabancı çizgi romanların taklidiydi ancak zamanla Türk çizerler ve yazarlar kendi özgün karakterlerini de oluşturdular. Halkın sevdiği bu karakterler bir süre sonra sinemada da boy göstermeye başladı.

Türkiye’de çizgi maceraları sinemaya uyarlanan ilk karakterlerden biri Bedri Koraman’ın ABD’li çizer Al Capp’ın ‘L’il Abner’ isimli çizgi karakterinden esinlenerek yarattığı ‘Cici Can’ıdır.

 

cicican

 

1963 yılında çekilen filmde ‘Cici Can’ ölerek Cennet’e gidiyor ancak gerçek aşkı bulması için dünyaya geri gönderiliyordu. Kimi sahneleri İtalya’da çekilen film o dönem için iyi bir başarı elde etmişti.

İki yıl sonra yani 1965’te ise Suat Yalaz’ın ABD’li çizer Hal Foster’ın Prince Valiant’ından esinlenerek yarattığı Karaoğlan’ın ilk macerası “Karaoğlan: Altay’dan Gelen Yiğit” beyaz perdeye uyarlandı.

 

karaoğlan

 

Karaoğlan ilk başlarda 13. yüzyılda yaşamış bir Uygur genciydi. İlerleyen yıllarda yaşadığı dönem değişse de Karaoğlan’ın özellikleri pek değişmedi.

Karaoğlan Türk çizgi romanları içinde en fazla beyaz perdeye uyarlanan kahramandı. 1967 ile 2013 yılları arasında yedi kere sinemaya uyarlanmış, bunların altısında başrolü Kartal Tibet oynamıştı.

Ayrıca ilk filmin büyük ilgi görmesi nedeniyle 1967 ve 1968 yıllarında “Akbulut Malkoçoğlu ve Karaoğlan’a Karşı” ile “Karaoğlan’ın Kardeşi Sargan” isminde iki ayrı film çekilmişti.

2002 yılında dizi olarak televizyona uyarlanan Karaoğlan, 2013 yılında yeniden sinema macerasına adım attı. Türkiye’nin en pahalı yapımlarından biri olan 2013’teki film ne yazık ki gişede beklediği ilgiyi göremedi.

Bunda öncelikli neden senaryonun çok da iyi olmayışıydı. Oyunculuklar fena değildi ama senaryo pek de iyi işlemiyordu. İstenilen başarıya ulaşılamayınca Karaoğlan’ın düşünülen devam filmleri de çekilmedi.

Halbuki 2006’da, yine Suat Yalaz’ın çizdiği bir karakter olan ‘Yandım Ali’ sinemaya uyarlanmış ve büyük başarı elde etmişti. Son Osmanlı Yandım Ali filmi gişede yedi buçuk milyon TL üzerinde bir hasılat elde etti.

 

ali

 

Bu başarıda filmin başrolündeki Kenan İmirzalıoğlu’nun popülaritesi önemli bir etkendi. Ancak film hem akıcıydı hem de görsel efektleri Karaoğlan’dan çok daha iyiydi.

Yeniden 1960’lara dönersek 1969’da Sezgin Burak’ın ünlü kahramanı Tarkan sinemaya uyarlanmıştır. Tarkan Türk çizgi roman tarihi açısından oldukça önemli bir karakterdir.

Öncelikle Sezgin Burak’ın özenli çizimi vardır. Ayrıca Karaoğlan’a kıyasla çok az macerası yazılmıştır ve cinsellikten uzaktır. Filmlerde bu konu tersine olsa da Tarkan çizgi romanlarında neredeyse hiç cinsellik görülmez.

1969-1973 yılları arasında beş Tarkan filmi çekilmiş ve sonrasında kimse seriyi yeniden canlandırmak için uğraşmamıştır. Bu arada orijinal seri ile bağlantısı olmayan üç film daha çekilmiş fakat gişede hayal kırıklığı yaşamıştır.

Sezgin Burak’ın bir diğer ünlü çizgi bandı ‘Bizimkiler’ ise 1971 yılında ‘Hüdaverdi ile Pırtık’ ismiyle vizyona girmişti. Bizimkiler çizgi bandı pek çok karaktere sahip olmasına karşın yayınlandığı dönemde okurlar özellikle Hüdaverdi ve Pırtık karakterine ayrı bir ilgi göstermişti.

 

hido

 

Bu ilgiden dolayı filmin adı da bu iki karakterden geliyordu. Ancak filmde sürekli bir konu örgüsü yoktu, çizgi bantta olduğu gibi kısa kısa hikayelerden oluşuyordu.

1960’ların sonu ve 1970’lerde halk daha çok tarihi aksiyon filmlerine gidiyordu. Bu yüzden film şirketleri de çizgi roman uyarlamaları arayışındaydı. O dönem büyük beğeni ile okunan Kara Murat da hızla sinemadaki yerini aldı. 1972 ile 2015 arasında sekiz filmi çekildi.
 

kara murat

 

Son çekilen film tıpkı Karaoğlan örneğinde olduğu gibi istenilen başarıyı yakalayamadı. Bunun başlıca nedeni 1970’lerde çekilen filmlerin halk için farklı bir anlamı olmasıydı.

Bu filmler çekim ve mantık hatalarıyla seviliyordu. Televizyonda yeniden gösterimleri defalarca izleniyordu ancak yeniden sinemaya uyarlanmaları aynı başarıyı gösteremiyordu.

1980 darbesinin ardından sinemada da bir değişim oldu. Çizgi romanlar gibi uyarlamaları da darbeden nasibini aldı ve bu tür filmlere uzun süre ara verildi. Çizgi karakterlerin yeniden sinema ile buluşması için 20 yıl gerekti.

2000’lerdeki en iyi uyarlamalardan biri, belki de Türkiye’nin en iyi animasyonu olan Kötü Kedi Şerafettin’di. Bülent Üstün’ün karakteri oldukça iyi ve orijinaline sadık bir şekilde sinemaya uyarlandı.

 

şero

 

Türkiye’de ve dünyada gördüğü ilgi ile ne derece başarılı olduğunu kanıtladı. Ufak bir not, Ceyda Torun’un ödüllü belgeseli Kedi’yi beğenenler Kötü Kedi Şerafettin’de de aradıklarını bulacaktır.

Son dönemde adından en çok söz ettiren ancak gişede başarılı olmayan uyarlamalardan biri de Bahadır Boysan ile Alper Çağlar’ın yarattığı Büşra’dır.

2009 yılında çekilen, başörtülü bir kızın liberal bir gazeteci ile olan ilişkisini anlatan film başarılı oyunculuğa karşın mesaj verme kaygısıyla yazılan senaryosu nedeniyle iyi bir hasılat yapamadı.

 

büşra

 

Hayranları için özel bir yere sahip olan, Gürcan Yurt’un ünlü yazar Daniel Defoe’nun eseri Robinson Crusoe’yu mizahi bir şekilde ele aldığı Robinson ve Cuma ise sinemada başarısız uyarlamalara başka bir örnektir.

Gürcan Yurt’un kendisinin senaryosunu yazıp yönettiği 2015 yapımı film basit esprileri, küfür ve ırkçılık içeren şakaları sebebiyle seyirci tarafından beğenilmedi.

Türk çizgi roman uyarlamalarında 1980 ihtilalinin izleri oldukça iyi görünüyor. Çizgi romanlar yeniden beyaz perdede yer bulduklarında ise halkın zevkleri oldukça değişmişti.

Bu değişime ayak uyduran filmler gişede başarılı oluyor ancak eski kahramanların değişime ayak uydurmadan başarıyı yakalaması neredeyse imkansız.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar