alin taşçıyan
Oca 20 2018

Zirve: Güney Amerika’dan usta işi bir politik film

Gizemli, gerilimli, Kafkaesk, Faustyen ve politik açıdan çok isabetli bir film, Zirve.  

Arjantin sinemasının yükselen yeteneği Santiago Mitre’den psikolojik yanı da ağır basan bir politik gerilim, Zirve. Karlı And Dağları’nda gözlerden ırak, dış temastan soyutlanmış, steril denebilecek temizlikte bir otelde zirve yapan, iki dirhem bir çekirdek devlet başkanları hakkında bir film olmasına bakmayın… Aslında bütün film, yağlı ve ağır kokulu petrole bulanmış!

21. yüzyıl da şu ana kadar, tıpkı 20. yüzyıl gibi, ABD başta olmak üzere gelişmiş ekonomilerin gezegende kalan son petrol ve gaz kaynaklarına egemen olma savaşıyla geçtiği için gerçekçi bir politik gerilimin başka türlü olması da beklenemezdi.

summit

Filmin görünmeyen kiri pası ve kötü kokusu sadece petrolden kaynaklı değil. ABD’nin her daim bir şekilde kontrol altında tutmaya çalıştığı, Venezuela misali demir leblebileri de içeren Güney Amerika kıtası üzerindeki oyunlarının da payı var. Yönetmen Santiago Mitre ve ortak senaristi Mariano Llinás’ın bakış açılarından sunulan bu oyunlar, filmde ele alınan olayın bir zirveden çok bir entrika olduğunu gösteriyor.

Mitre, filmin dünya prömiyerini 2017 Cannes Film Festivali Belirli Bir Bakış bölümünde yapması dolayısıyla cineuropa.org'a verdiği bir söyleşide şöyle diyor:

“Politika her şeyi yutar, her şey haline gelir, her şeyin merkezidir. Bir süre önce eski bir başkanla konuşma fırsatım oldu, bir insanın iktidar sahibi olduğu zamandakinden daha yalnız olamayacağını söyleyerek beni şaşırttı. Çok ilginç bir fikir bu, güç sizi soyutlar, güç sizi uzaklaştırır, sizi kuşatır ve bu kadarla yetinmez…”

Mitre

İç dinamikleri ayrı mesele, kendi aralarındaki denge ayrı mesele, ABD ile ilişkileri ayrı mesele olan ülkeler arası bir zirve söz konusu. Şili’nin evsahipliğinde toplanan başkanlar Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC misali bir örgüt kurma fikrini tartışırlar. Bu zirvenin ortasında bir Amerikan temsilcisi (Christian Slater) çıkagelir ve ülkesinin çıkarları için kulis yapar… Mitre, ustalıkla yazılmış olay örgüsü araçları sayesinde, izleyicinin şunu net biçimde anlamasını sağlıyor: Filmin anakarakteri Arjantin Başkanı Hernan Blanco ne kendi çıkarını ne ülkesinin çıkarını aynı anda gözetemeyecek, önceden belirlediği bir siyasa doğrultusunda hareket edemeyecek, bağımsız karar alamayacak: Kafkaesk biçimde muallakta kalacak. Satranç misali, taşların belirli bir hareket kabiliyeti var, hangi kareye gidecekleri ise karşı hamleye bağlı… Her biri kendini Şah Amerika’nın veziri sanan Güney Amerika başkanlarının birer piyona dönüşmesine adım adım tanık ettiriyor bizi Zirve!

Cordillera

Mitre’nin dünya sinemasının en iyi aktörlerinden biri olduğu kuşku götürmez Ricardo Darin’i başrol için seçmesi elbette isabetli bir karar. Pablo Trapero ile birlikte çalıştığı Carancho’da da Darin, trafik kazası geçirenlerin tazminatları peşinde koşan avukatı canlandırırken mükemmel performanslarından birini daha vermişti. Ancak bu kez, çelik mavisi gözlerinin halihazırdaki Arjantin Başkanı Mauricio Macri’nin gözlerine pek benziyor olması önemli bir avantaj. Soyadı uzun boylu anlamına gelen Macri’nin yerine de beyaz anlamına gelen Blanco’yu tercih ederek ülkesinin (ve bütün kıtanın) kolonyal geçmişinden hala kurtulamadığını ve hala bir koloni misali uzaktan kumanda edildiğini de ima ediyor…  

Mitre, adını beyaz koymakla, karizmatik Darin’e oynatmakla, melankolik bir hava vermekle birlikte bu farazi başkana pek de sempati beslemiyor ve geçmişinden kirli bir sayfa çıkarmak istiyor belli ki… Hakkında çeşitli suçlamalar yapılan ve saldırılara karıştığı iddia edilen bir önceki başkan Cristina Hernendez’den de izler taşıyor, Blanco. Onu, kariyerini -hele zirve gibi kritik bir süreçten geçerken- zedeleyebilecek, belki de koltuğuna mal olabilecek bir aile dramıyla cezalandırıyor. Hernan Blanco, bir skandala yol açmasın diye kızını yanına getirtiyor ve özel terapiye başlatıyor. Kocasının ölümü kadar hafızasında nasıl bir sorun olduğu da karışık Marina’nın… Marina, gerçekten hasta mı yoksa hafızası hipnozla silinmeyemi çalışılmış? Her yanı ayrı gizemli olan bu film tam bir noir değilse de mavi karanlık!

Hernan

Çocukken şeytanı gördüğünü itiraf eden Blanco’ya, bir yandan kişisel bir skandalı bastırmak için olağanüstü çaba harcıyor, kızıyla yakından ilgili görünüyor. Bir yandan o çetrefil siyasetin içinde doğru kararı almaya çalışıyor. Yönetmenin Eleştirmenlerin Haftası’nda parlamasını sağlayan Paulina adlı filminden aşina olduğumuz Dolores Fonzi, kızı Marina rolünü üstleniyor. Hem Faustyen bir hava var filmde hem de Yunan trajedilerini andıran bir yanı var, özellikle baba kız ilişkisi sanki Agamemnon ile Iphygenia ilişkisi misali… Kendi savaşı için kızını feda edecek bir kral Blanco, yalnız bir karlı zirve…

Mitre’nin politik zirve yeri olarak bir dağ zirvesi seçmesi çiğ gelmesin size: Pasifik kıyısı boyunca uzanan ve Güney Amerika’yı boydan boya Kolombiya, Ekvador, Peru, Bolivya, Arjantin ve Şili’den geçerek kat eden And Dağları burası. Ülkeleri birleştirmeyen ayıran dağlar… Karlarıyla, soğuk renkleriyle filme ideal bir mekan oluşturuyor.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar