Galatasaray Meydanı, Cumartesi Anneleri'ne yine yasaktı

İstanbul, İstiklal Caddesi üzerindeki Galatasaray Meydanı'na gitmeleri engellenen Cumartesi Anneleri, yine sokakta seslerini duyurma çalıştı. Anneler, bu hafta 1993 yılında özel harekat polisleri tarafından iş yerinden çıktıktan sonra gözaltına alınıp daha sonra cansız bedenine ulaşılan Abdülmecit Baskın için adalet talebinde bulundu. 

Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 756’ncı haftasında Galatasaray Meydanı’na gitmek isteyen Cumartesi Anneleri bir kez daha polis tarafından engellendi. Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu sokakta eylemlerini gerçekleştirdi. Açıklamanın olduğu sokak polis tarafından ablukaya alınırken, Cumartesi Anneleri üzerinde kayıpların fotoğraflarının olduğu tişörtler giyerek, gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarıyla karanfil taşıdı.

Bu hafta Ankara Altındağ Nüfus Müdürüyken 2 Ekim 1993 yılında özel harekat polisleri tarafından iş yerinden çıktıktan sonra gözaltına alınıp 4 Kasım 1993 yılında cansız bedenine ulaşılan 3 çocuk babası Abdülmecit Baskın için adalet talebinde bulundu. 

Açıklamayı Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına Sebla Arcan yaptı. 756 haftadır, bu topraklarda gözaltında kaybetmenin bir devlet politikası olarak uygulandığı, sivil yurttaşları hedef aldığı, sistematik ve yaygın olarak yürütüldüğü gerçeğini anlattıklarını belirten Arcan, “756 haftadır haykırıyoruz; kayıplarımızla ilgili adalet arayışımızın siyasi irade tarafından engellendiği, yargı tarafından cevapsız bırakıldığı bir zulüm ikliminde yaşatılıyoruz. Hukuku, adaleti, demokrasiyi, insan haklarını yok eden bir keyfilik düzeninde yaşatılıyoruz” dedi. 

Arcan, 57 haftadır kalkanlarla, copla, TOMA’larla, gözaltı araçlarıyla Galatasaray Meydanı’nın kendilerine yasaklandığını ve dar bir sokağa hapsedilerek hukuken sahip oldukları hakların engellendiğini ifade etti. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır İl binası önünde çocukları dağa götürüldüğü iddiası ile oturma eyleminde olan ailelere dikkat çeken Arcan, hükümetin annelerin acılarını yarıştırdığını söyledi. “Çekin istismarcı ellerinizi annelerin yaralarından” diyen Arcan, “Onların yarasını saracak, evlatlarına kavuşmalarını sağlayacak adımlar atın. Bu toprakları evlat acısının mekanı haline getiren politikalarınıza son verin. Hukukun, adaletin ve barışın egemen olduğu bir Türkiye için adımlar atın” diye konuştu. 

26 yıl evlat acısıyla yaşayan ve adalete ulaşamadan yaşamını yitiren Cumartesi Annesi Meryem Baskın'ın bıraktığı yerden Abdülmecit Baskın için adalet istedikleri belirten Arcan, şöyle dedi: 

“41 yaşında 3 çocuk babası olan Abdülmecit Baskın, Ankara Altındağ Nüfus Müdürüydü. 2 Kasım 1993 tarihinde iş yerindeki makamından çıktıktan sonra özel harekat polisleri tarafından gözaltına alındı. 4 Ekim 1993 tarihinde elleri arkadan bağlı, 3 kurşunla öldürülmüş bedenini bir çiftçi Ankara Gölbaşı mevkiinde buldu. Bulunduğu yer Milli İstihbarat Teşkilatı Genel Koordine Merkezi'ne çok yakın mesafedeki metruk bir binanın arkasıydı. Ailenin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. Baskın'ın gözaltına alındığı inkar edildi. Tüm başvurular etkin bir soruşturma yapılmadan sonuçsuz bırakıldı. “26 Mart 2011 tarihinde özel harekat polisi Ayhan Çarkın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na verdiği ifadede; 1993 yılında Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin'in emriyle, Abdülmecit Baskın'ı gözaltına aldıklarını ve Baskın'ın Ziya Bandırmalıoğlu ile Ayhan Akça tarafından öldürüldüğünü detaylarıyla anlattı. Ayhan Çarkın'ın anlattıkları, olay yeri tutanakları ile karşılaştırıldı. İfadeler ile yer gösterme tutanaklarının ‘örtüştüğü’ savcılık dosyasına eklendi. 2011 yılında Ankara 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan ve halen Ankara 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor” dedi.  

Davaya ilişkin aile avukatlarının tüm taleplerinin ret edildiğini sözlerine ekleyen Arcan, şöyle dedi:

"Cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek’ suçlarından yargıladığı Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken ve diğer 16 kişiyi bırakın tutuklamayı duruşmalardan vareste tuttu. Aile avukatlarının sanıklara soru sorma hakkı engellendi. Adil yargılama ilkesine uymayan mahkeme tarafsız bir yargılama yapılmadığı kuşkumuzu derinleştirdi. Artık yeter! Yargının asıl işlevi suç işleyenlerin yargılanıp, cezalandırılması ve adaletin yerine getirilmesidir. Ankara JİTEM Davası inkarın, sanıkları aklamanın, cezasızlığın bir parçası olmasın. Türkiye'nin yaşadığı hakikat ve adalet krizini sonlandırmanın başlangıcı olsun. Adaletin tecelli etmesi ve geçmişle hesaplaşma imkanı sunması talebimiz karşılasın” dedi. Abdülmecit Baskın ve Ankara JİTEM Davası'nda adalet taleplerini haykırmaya devam edeceklerini belirten Arcan, “Kayıplarımızdan ve 57 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray'dan vazgeçmeyeceğiz.” 

Açıklamanın ardından söz alan Abdülmecit Baskın’ın oğlu Eren Baskın, mahkemelerin cinayetin aydınlatılması için tüm talepleri ret ettiğini söyledi. Baskın, babasının faillerinden biri olan Mehmet Ağar’ın mahkemelere bile getirilmediğini sözlerine ekleyerek, Ağar için mahkemenin ayrı bir celse açarak ifadesi alınıp elini koluna sallayarak çekip gittiğini söyledi. Adalet siteminin kendisine bir gençlik borçlu olduğunu belirten Baskın, “Ben çocukluğumdan bu yaşıma kadar mücadele ediyorum. Bunu çok istediğim için değil hala adalet duygum ölmediği için yapıyorum. Sadece adalet istediğimiz için buradayız. Ben babamın faillerinin yargılanmasını istiyorum” diye ifade etti. (Mezopotamya Ajansı)