Tiny Url
http://tinyurl.com/y8tvdu2g
Şub 05 2019

Bugünkü İslam, 10’uncu yüzyılda donup kalmıştır

Ergun Babahan ve Gökhan Bacık bugünkü Gidişat programında İslam ve siyaset kopabilir mi konusunu tartıştı. Bacık’a göre, Türkiye İslam’ı 1950’den itibaren Seyit Kutup gibi karakterlerden etkilenerek şekillendi ve toplumun her alanını saran bir İslami anlayışa yöneldi.

Toplumun bu hassasiyetlerinden yararlanan siyaset sınıfı da, İslam’ın ahlak, kültür, bilim, sanat gibi konulardaki tavrı yerine “Dört kadınla evlenmek caiz midir, öpüşmek orucu bozar mı” gibi daha lümpen konulara odaklandı.

Tarihe gömülü kalmış, güncellenmemiş İslam yorumu da bugün Endenozya’da iki çocuğun kırbaç cezasına çarptırılması gibi dünyayı ayağa kaldıran ilkel görüntülere yol açtı.

Bacık bu noktada cariyelik konusuna da değinerek yüzyıllar öncesinin yorumunun bugüne taşınmasının savaş esirlerine tecavüzü meşru gösterme çabası olarak nitelendirilebileceği dikkat çekti.

Erken İslam’ın Yunan felsefesinden etkilendiğine ve oradan aldığı Esin’le zenginleştiğine dikkat çeken Gökhan Bacık, 10’uncu yüzyıldan itibaren donmuş ve tekrara dayalı bir İslam anlayışının ortaya çıktığını ve bu yaklaşımının bugün de İslam dünyasında egemen olduğuna işaret etti.

Bu haftaki Gidişat programı şu soruların cevabını aradı:

Din ile siyasetin bağını zayıflatmak mümkün müdür, böyle bir yaklaşım İslam’da reform veya İslam’ın demokrasiye engel olduğu tartışmasını aşmak için kullanılabilir mi?

Günümüz İslam’ı neden mimari, etik, kültür değil de kadın bedeni üzerine yoğunlaşmış durumda?

İslam’da veya en azından Türkiye yorumunda özel mülkiyet var mıdır, bir hak mıdır yoksa devletin izin verdiği oranda kullanılan bir imtiyaz mıdır? Erdoğan’ın İş Bankası veya sebze-meyve fiyatları üzerindeki yaklaşımı kişisel yaklaşmının bir sonucu mudur, yoksa ülkede hakim olan İslam anlayışının tezahürü müdür?