Ergun Babahan
Eyl 12 2019

AKP eriyor: Yeni dönemin kilit iki partisi MHP ve HDP

AKP ile çalışan ve çalışmayan tüm anket şirketlerinin ortak görüşü, partinin hızlı bir inişe geçtiği yolunda. CHP’ye yakın Avrasya Araştırma şirketi rakam açıklamadı ama AKP’nin ilk kez ikinci duruma düştüğünü bildirdi.

Şirketin Başkanı Kemal Özkiraz, araştırma ilgili yaptığı açıklamada “1-7 Eylül tarihleri arasında yaptığımız araştırmamızdan bazı bilgiler paylaşmak istiyorum. CHP uzun yıllar sonra ilk kez birinci parti. Cumhur ittifakı hala 43-45 bandında görünmesine rağmen MHP tamamen AK Parti seçmenlerinden aldığı oylarla çok büyük yükselişte” dedi.

Yöntemi ve kaç kişiyle, kaç ilde yapıldığı belirtilmeyen araştırma herkesin tahmin ettiği gerçeği ortaya koydu: 

"AK Parti en başta MHP olmak üzere tüm partilere karşı oy kaybı yaşıyor. İsraf ve yolsuzluk algısı, ekonomik kriz etkisi ile birleşiyor, AK Parti hiçbir adımı ile bu oy kaybını durduramıyor. Mülteci problemi de düşüşte büyük bir etken. İşsizlik ise krizin en büyük sonucu olarak etkili. İstanbul seçimlerinde yaşananlar ve haksızlık yapıldığı algısı da çok büyük kırılma meydana getirmiş. 23 Haziran seçimleri bir genel seçim olsaydı aynı tepki tüm yurtta oluşacaktı. Hukuksuzluk algısı AK Parti’nin her yerde oy kaybetmesine sebep olmuş."  

AKP’ye yakın ORC şirketi de benzer sonuç veriyor. Bu şirketin açıkladığı sonuçlara göre AKP oyları 7 Haziran seçimlerinin bile gerisine düşerek yüzde 30 seviyesine inmiş durumda.

Bu şirketin açıkladığı sonuçlara göre "Bu hafta milletvekili genel seçimi olsa, hangi partiye oy verirsiniz" sorusuna seçmenlerin yüzde 30.6'sı AKP derken, yüzde 26.5'i ise CHP'yi seçiyor. Bu sonuçlara göre AKP’nin oy oranı dramatik şekilde düşüyor. Ali Babacan’ın kuracağı partiye oy vereceğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 12 civarında. Ahmet Davutoğlu için ise bu oran yüzde 8.5 civarında…  

Bu araştırmanın da yöntemini bilmiyoruz ama ikisinin de ortak noktası, seçmenin AKP’den yorulduğunu, hatta bıktığını gösteriyor. AKP’nin yüzde 30 olduğu iddia edilen desteğinin devlet gücü ve medya tekeli sayesinde burada olduğunu da akılda tutmak lazım.

İstikrar için tercih edildiği iddia edilen başkanlık sistemi Ankara’daki odaklar için daha büyük bir açmaz yaratmış görünüyor. Hiçbir parti adayının tek başına başkanlık için gerekli oyu bulamayacağı, hiçbir partinin de Meclis çoğunluğu sağlayamayacağı ortada. Eskinin koalisyonlarının yerini ittifaklar alacak kaçınılmaz olarak.

Türkiye’nin yeni dönemdeki istikametini, demokratik-hukuk devletine doğru mu evrileceğini yoksa faşizan patikada debelenmeye devam mı edeceğini ittifakın küçük partisi belirleyecek: MHP veya HDP.

Erdoğan ve Bahçeli, HDP’nin Türkiye’nin meşru sistemi içinde etkili olmaması için ellerinden geleni yapıyorlar. Buna Kürtlerin tümünü şeytanlaştırmak da dâhil. Kürtlerle bir arada fotoğraf vermenin vatan hainliği ilan edileceği bir noktaya geldik diyebiliriz. Bu aslında bugünün değil, yarının kavgası.

Erdoğan, Kürt karşıtı söylemle kendi iktidarını garanti aldığını düşünürken aslında rejimin her halükarda Kürtleri oyun dışı bırakma oyununa hizmet ediyor. Bu diliyle de çok tehlikeli bir kapıyı aralıyor: Toplumsal çatışma ve Kürt kıyımı…

Kendi atadığı kayyımlar dâhil çoğunluğu CHP’li belediye başkanlarını Saray’ına davet etmesinin asıl nedeni de kendisine meşruiyet sağlamak kadar Kürtleri yalnızlaştırma, CHP’yi yanına çekme çabası.

Erdoğan’ın iplerini elinde tutan güçler aslında Erdoğan sonrasının planlarını yapıyorlar. Ekonominin bu şartlarında AKP’nin şansının giderek azaldığını, Erdoğan’ın bu şartları değiştirmesinin veya düzeltmesinin mümkün olmadığını biliyorlar. Amaçları Erdoğan sayesinde HDP’nin değil de MHP’nin oyuncu olacağı bir sistemin temelini atmak. 

Görünen tabloda iki partinin tek başına iktidar oluşturmasına yetecek bir sonuç çıkması bugünkü koşullarda pek mümkün görünmüyor. Elbette Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Belediye Başkanlığı’ndaki performansı veya Ali Babacan’ın partisinin yeni bir cazibe merkezi olması tabloyu değiştirebilir ama yüzde 40’lara ulaşacak bir parti veya adayın ortaya çıkması kolay değil.

Özetle Türkiye ekonomide olduğu gibi siyasette de 1990’lara dönmüş görünüyor. Çöken bir ekonomik sistem ve birbirine yakın oy alan çok partili bir siyasi yapı.

1990’lardan en önemli fark HDP’nin varlığı ve Suriye’deki değişim. HDP’nin baraj üstünde tutunması sistemde panik yaratmış durumda. MHP’nin hep etkili olacağı bir düzen peşindeler. Babacan etkili bir performans ortaya koyarsa, CHP-Babacan Partisi ve üçüncü bir partinin desteği şart olacak. Sorun bu partinin hangisi olacağında. Bülent Ecevit bile Devlet Bahçeli ile koalisyon kurmuştu unutmayalım...


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.