Kas 23 2017

Bülent Arınç: AKP, MHP'lileşirse kaybeder

Eski TBMM Başkanı ve AKP'nin kurucularından Bülent Arınç, partinin küskünleri olarak anılan grubun içerisinde yer alıyordu. "Yeni bir parti kuracaklar" şeklinde pek çok iddia ortaya atıldı. Ancak bu iddiaları yalanladı Arınç, “Bunların hepsi safsatadır. Biz muhalif değiliz” diyerek.

Habertürk TV'de konuşan Arınç, kendisini "kim ve neden kurucular listesinden çıkardı" sorusuna şu yanıtı verdi:

Hepsi malum belli kişiler. Baş harflerini söylesem olur mu? Onlar kendilerini biliyorlar. İsimlerini söylersem iyice küçülmüş olurlar. Beni yok etmek istediler, çünkü ben güçlü bir insanım.

Arınç, özellikle 7 Haziran süreci sonrası ortak birçok noktada birlikte hareket eden AKP ve MHP’nin yakınlaşmasına ilişkin olarak, “Yüzde 50+1’i gerektirecek bir çoğunluk belki ittifakla mümkün olabilir. Ama asla ve kata biz MHP’lileşmeyeceğiz. AK Parti muhafazakâr demokrat kimliğinden vazgeçerse kaybeder” diye konuştu.

Arınç, 7 Haziran sürecinde eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’le aralarında yaşanan ‘parsel’ tartışması ile ilgili olarak “Ben, aramızdaki sorunun artık kesinlikle bittiğine inanıyorum. Barışmak söz konusu değil ama artık bu konuyu tartışmaya kimsenin ihtiyacı yok. Benim için bu mevzu artık kapandı” dedi.

Kübra Par’ın sorularını yanıtlayan Arınç'ın konuşmasından satırlar şöyle:

Ben 2007’de siyaseti bırakmayı düşünmüştüm. Meclis Başkanlığından ayrılırken. 367 saçmalığı sonrası ahdettiğim için bırakamadım. 2011’de bırakayım dedim, bu kez de Erdoğan, ‘İhtiyaç var’ diyerek müsaade etmedi.

15 Temmuz’dan neredeyse 5 yıl önce bu işleri bırakmıştım. O zaman da ne FETÖ’cülük vardı ne de Fethullah Gülen sempatizanlığı vardı.

Ben şundan çok eminim, bu 80 milyonluk kitlede belki 80 kişi haricindeki herkes Fethullah Gülen’in belki bir dini lider olarak, belki eğitim hizmetlerinin güzelliği karşısında bir sempati beslemiş olabilir. Ama o 80 kişi hariç, hiç kimse 15 Temmuz gibi bir ihaneti düşünmemiştir. 

 15 Temmuz’dan önceki süreçte Gülen cemaatini öven açıklamalardan dolayı FETÖ’cülük suçlaması yapılıyorsa, başımızdaki cumhurbaşkanımızdan siyasi parti liderlerine varıncaya kadar,  devlet bürokrasinin en üst noktasından en alt noktasına kadar bunlar hakkında olumlu sözler sarf etmiş olan herkesi bu kefenin içine koymak lazım.

Bana FETÖ’cü diyecek bir akılsız varsa bu ülkede, lüten bunu genel manada düşünsün ki, “Bunları yüreklendirecek bir açıklama yapmıştır” sorusunun kimler karşılığı olabilir, bunları da bir aklına getirsin.

Ben bu yapının silahlı terör örgütü olduğunu 15 Temmuz’da anladım. 15 Temmuz öncesinde bu cemaatin, bir silahlı terör örgütü olabileceğini düşünmemiştim.

Bana kalkıp da kimse, ‘Sen FETÖ’cülere güç verdin’ demiyor. Bu özellikle troll ve troliçelerin bir insanı linç ederken kullandıkları yöntemler. Ben bunların kirli emellerine alet olacak ne bir söz söyledim ne de şu veya bu imkânı tanıdım. Bir tek gün oy istemedim, bir tek gün de desteklemedim.

Bu parti Tayyip Erdoğan’ın partisi değildir. Bu parti millletin partisidir, bir şahsın partisi olamaz. Eleştiri bende hep vardı. Erbakan Hoca’yı da eleştiriyordum. Ama hiçbir zaman bana saygısızlık yapmazdı.

Partinin üç büyük kurucusundan biri sayılan bir insanım ama partiden ayrıldıktan sonra beni kuruculuktan çıkardılar. Ve ben partinin resmi toplantılarına katılmaz oldum. Elbette kırıldım, böyle saçmalık olur mu? Bu büyük bir haksızlık. Ben bu partinin kurucusu olacağım, kendini bilmez birisi bu adam kurucu değil diyecek. Ama içime attım ve bunu gerekli yerlerde söyledim.

Eksik olmasın bu konuyu bitiren Sayın Cumhurbaşkanı oldu. Küsmedim ama üzüldüm. “Siz kurucusunuz, bu sıfatınız devam ediyor. Siz bu partide her zaman söz sahibi olacaksınız” denildiği için Afyon toplantısına da katıldım. Daha sonra da başka ziyaretlerde birlikte olduk. Ben AK Parti’ye sadece bir sempatizan değilim; gözyaşım, sevincim, aşkım ve sevdam olan bir partiyle kurucu bağım tekrar geriye geldi.

Tayyip Erdoğan, bizim yanımıza geldi, sözlerini reddediyorum. Erdoğan, Doğu Perinçek’in yanına hiçbir zaman gitmemiştir, gidemez de, birlikte de olamaz. Konjonktür sebebiyle beraber olmak, bunlar ayrı şeyler.

Yüzde 50+1’i gerektirecek bir çoğunluk belki ittifakla mümkün olabilir. Ama asla ve kata biz MHP’lileşmeyeceğiz. AK Parti muhafazakâr demokrat kimliğinden vazgeçerse kaybeder. Benim MHP’nin anladığı manada milliyetçiliğe, MHP’nin arzu ettiği anlamda Türkçülüğe itirazım var.

Ben, (Melih Gökçek ile) aramızdaki sorunun artık kesinlikle bittiğine inanıyorum. Barışmak söz konusu değil ama artık bu konuyu tartışmaya kimsenin ihtiyacı yok. Benim için bu mevzu artık kapandı.