Davutoğlu bildirisinin meali: 'Erdoğan sana söylüyorum, Gül sen anla'

Eski başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yeni bir parti kuracağı tartışılırken Davutoğlu yayınladığı bildiriyle bir anda tekrar gündem oldu. Söz konusu bildiride kendini de AKP’nin bir parçası olarak tanımlayan Davutoğlu, iktidarın pek çok uygulamasını eleştirdi ve Erdoğan’ı yüzde 50’den kopmuş olmakla eleştirdi.

Peki seçimden önce yeni parti kurma üzerinden gündem olan Davutoğlu şimdi neden böyle bir bildiriyle karşımıza çıktı? Bu bildiride anlatılmak istenen nedir? Kendini AKP’nin bir parçası olarak tarif eden Davutoğlu, yeni parti kurma fikrinden vaz mı geçecek?  

Evvela Abdullah Gül ve Ali Babacan gibi isimlerin bir parti, Ahmet Davutoğlu ekibinin ise ayrı bir parti kurma girişimleri olduğu malum. Ancak anlatılanlara göre Beşir Atalay onlara ‘abilik’ ederek iki parti yerine tek parti kurulmasının daha “uygun ve işlevsel” olduğunu tavsiye ediyor. Aynı dönemde iki partinin kurulmasının her iki partiye de birer ‘ölü doğum’ getireceğinden de endişeleniyor.  

Uzun süredir iki parti, tek parti çatısında birleştirilemediğinden gittikçe Babacan ve Gül gibi isimlerin olduğu partinin daha ikna edici bir aşamaya geçtiği söyleniyordu. Aynı şekilde son zamanlarda Abdullah Gül’ün çıkışları, kapsayıcı dili ve onunla görüşen isimlerin medyada görünürlüğü Ahmet Davutoğlu’nu memnun etmemiş.

Davutoğlu’nun “zamanlaması manidar” türünden bu çıkışında asıl hedefin Abdullah Gül olduğunu söyleyenler çoğunlukta.

Hatta Abdullah Gül’ün çıkışlarının Davutoğlu’na da ‘cesaret’ verdiğini söyleyenler var. AKP içindeki iktidar kavgasından hem Gülcülerin hem de Hocacıların başta olmak üzere herkesin bir şeyler elde etmeye çalıştığını söyleyen kaynaklar, “AKP’nin artık Karadeniz ve kır partisi haline geldiğini” söylüyor.  

İstanbul Büyükşehir Belediyesi koltuğunda Bilal Erdoğan’ı görmektense CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun kazanmasını isteyen Berat Albayrak ve ekibinin İstanbul seçim sonuçlarına sevindiğini söyleyenler de var. Berat Albayrak ve Süleyman Soylu arasındaki mücadelenin ‘omuz atmanın ötesine’ geçtiği de kulislerde dile getiriliyor.

Süleyman Soylu’nun, AKP’ye MHP’nin dilini taşıdığı ve zihniyetini aşıladığı yönündeki eleştiriler sıkça yapılıyor. Yine MHP ve Bahçeli’nin ısrarla vurguladığı Cumhur İttifakı fetişizminin AKP’yi daralttığını ve Türkiye İttifakı’nın önündeki en büyük engelin de bu olduğunu belirtenler mevcut.

AKP’nin içindeki iktidar kavgası partiye ‘patinaj’ yaparken böylece Abdullah Gül hem bunlardan hem de 31 Mart seçimlerinin sonuçlarından cesaret alarak kamunun önüne çıkıyor.

Kuracakları partinin retoriğine uygun şekilde demeçler veriyor ve yeni parti umudu içindeki milletvekillerine ve seçmenlere göz kırpıyor. Abdullah Gül’ün kuracağı partide Davutoğlu’nu istemediğini aktaran kaynaklar, Davutoğlu’nun da meydanı boş bırakmadığını, kafasındaki projeyi hayata geçirmek için çaba içinde olduğunu belirtiyorlar.

Özellikle önümüzdeki Ramazan günlerinde Davutoğlu’nun halk içine daha fazla çıkacağı ve temaslarını daha görünür şekilde sürdüreceği söyleniyor. İşte bu yayınlanan bildiri de, bu işin “işaret fişeği” olarak yorumlanıyor.

Ahval’e konuşan Gül’e yakın bir kaynak, bildiriyi, “Erdoğan ben sana söylüyorum ama Abdullah Gül sen anla mealinde okumak gerekiyor” diyor.

Bildirinin bu yüzü Gül ve Babacan cenahına bakarken öbür yüzü de Davutoğlu’nun kuracağı partide yürüteceği siyasete bakıyor.

Davutoğlu’na yakın kaynaklar Hoca’nın partisinin ilk başta üç şeye odaklanacağını söylüyor. Birincisi başkanlık sisteminin Türkiye’yi çıkmaza sürüklediğini ve bu yüzden “parlamenter sisteme dönüş” vaadi olacak.

Zaten söz konusu bildiride de “partili cumhurbaşkanlığı uygulaması yeniden değerlendirilmeli ve cumhurbaşkanlığı ile parti genel başkanlığı görevlerinin bir arada yürütülmesinin doğurduğu sakıncalar giderilmelidir” ifadeleri yer aldı.

Davutoğlu’nun bildirisini yorumlayan kaynakların aktardığına göre bu bildiri, AKP’den kopuş için bir gerekçe olacak. Bildiride her ne kadar “AK Partimiz” ifadeleri geçse de bu bildiri aslında ileride herhangi bir eleştiri karşısında Davutoğlu’nun, “Biz yapıcı bir şekilde uyarılarımızı yaptık ama bizi dinlemediler. O yüzden ayrıldık” demesine de kendince sağlam bir argüman teşkil edecek.

Davutoğlu’nun bu bildiriden sonra Meral Akşener gibi davranacağını da söyleyenler var. Benzer şekilde AKP’nin seçmeni ve milletvekilleri hedeflenecek. Onların kabul edeceği tarzda bir retorik inşa edilecek ve oradan seçmen devşirilmeye çalışılacak.

Bildiride “Sur, Gezi, 17-25 Aralık, FETÖ” gibi kavramların aynı kefeye koyularak kullanılması da bu retoriğin işaretleri olarak okunuyor. Yani Erdoğan’ın kullandığı argümanların bir kısmını kullanarak Erdoğancı tabana hitap edilecek ve onlardan destek istenilecek.

Ancak Davutoğlu ekibinin en çok üzerinden yükseliş yapmayı düşündüğü konulardan biri de ekonomik kriz olacak. Bildiride “Yaşanan ekonomik krizi inkar ederek yönetemeyiz, temelinde yönetim krizi var” denilerek iktidarın kabul etmediği bir alanda iktidarın “yumuşak karnına oynayacak” diyor kaynaklar.

Davutoğlu buradan da “akraba kayırmacılığı yozlaşmanın bir göstergesi” olarak işaret etti ve Erdoğan’ın damadı enerji Bakanı Berat Albayrak’ı işaret ettiği belirtiliyor. Böylece AKP içinde sıkça dile getirilen nepotizm tartışması Davutoğlu söylemiyle bir daha gündem oldu.

Sare Davutoğlu’nun elini sıkmayan Damat Berat Albayrak ile Davutoğlu arasındaki gerginlik de halen sürüyor. Geçtiğimizde günlerde Davutoğlu ekibinde yer alacağı söylenen Ayhan Sefer Üstün de attığı twitle “babadan oğula… babadan damada” diyerek siyaseti eleştirmiş ve nepotizmi bir daha gündeme getirmişti.

Ancak bildiride hiç değinilmemesine rağmen en çok Davutoğlu’nun eleştirildiği noktayı vurgulayan bir kaynak ise “metinde dış politikadan hiç bahsetmemesi de dikkat çekici bir ayrıntı” diyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynağa göre Suriye kamburu Davutoğlu’nun sırtında bir yük olduğu için belli adımlar atıldıktan sonra o konuya giriş yapılacak. Çünkü dış politikanın bu kadar çıkmaza sürüklenmesinin altında Davutoğlu’nun adı geçiyor.  

Gül’e yakın bir kaynak ise özellikle dış politikadaki başarısızlıkların Davutoğlu’na fatura edildiği ve bu ismin partiye zarar vermesinden Gül’ün endişe ettiğini söylüyor. Kaynak, “Zaten Davutoğlu bile konuya girmemiş. Bu da demek oluyor ki Sayın Abdullah Gül haklı” diyor.

İki partinin kurulması halinde 2020’de erken seçime gidileceği konusunda kaynaklar hemfikir. Hatta Devlet Bahçeli’nin ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun da buna sıcak baktığını ifade eden kaynaklar, sebep olarak da 21 Mart seçimleriyle “kır partisine dönüşen AKP’nin” zayıflamasından muhalefetin de cesaret aldığını söylüyor.  

Peki bu kurulması planlanan partilerin Kürt meselesine bakışı ne durumda? Davutoğlu’na yakın olan Ayhan Sefer Üstün’ün Doğu ve Güneydoğu’daki teşkilatlanma sürecinde yer alacağını söyleyen kaynaklar, eskiden orada olumlu bir imajı olan Mazlum-Der hafızasıyla yol alacağını belirtiyor. Çünkü Üstün Mazlum-Der kuruculuğu da yapmıştı. Onun dışında fazla bir temasın Kürt cenahıyla olmadığını belirtenler çoğunlukta görünüyor.

Ancak Gül-Babacan ekibinin bu konuda “temkinli ve tedbirli” davrandığını belirten kaynaklar, onların sahayı yokladığını ve kısıtlı araştırmalar yaparak zemin yokladıklarını söylüyor. Davutoğlu’nun başbakan sicili Kürt meselesinde bir engel olarak önüne çıkarken Gül-Babacan ikilisinin bu konuda daha şanslı olduğunu belirtmek gerekir.