İnce’nin aday olduğu günlerden bugüne çok şey değişti...

Latinlerin o çok bilinen sözü, zehri ilaçtan ayıran dozudur, der.

Siyasetçiyi başarılı ve kalıcı bir isim yapan da ihtirası herhalde.

Tuttuğunu koparan bir siyasetçi ile kifayetsiz muhteris arasındaki yegane fark, dizginleyemedikleri hırslarından başka bir şey değil.

2018’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP’nin aday gösterdiği Muharrem İnce, sosyal medyaya sızan iddialara göre 15 Eylül’de bir parti kuracakmış.

Üstelik bu yeni partinin Hakkâri’de kurulması kesinleştirilmiş bile.

Muharrem İnce’nin adaylığı açıklandığında birçok isim bu kararın arkasında ikinci tura Meral Akşener’i bırakma fikrinin olduğunu düşünüyordu.

Maksat, Tayyip Erdoğan’ı geçmek değildi, öyle bir ihtimal ilk turda gözükmüyordu ama seçim ikinci tura kalırsa, ister istemez oluşacak bir büyük koalisyonun Erdoğan iktidarını sona erdirebileceğini hesap ediyordu muhalefet.

“Gel bakalım Muharrem,” diye yakışıksız bir biçimde adaylığının açıklanacağı sahneye davet edilen İnce, gösterdiği performansla önce yoklamalarda arkasında olduğu Akşener’i geçti, kitleyi mobilize etme konusunda ilk ateşi o yaktı, siyasetsizliğe alışmış taban silkindi, mitinglerine milyonlar aktı.

Zaten İnce’nin hesabı da seçimi ikinci tura bırakmaktı.

Ama kendisi beklediği oyu almış olsa da Temel Karamollaoğlu, Meral Akşener ve Selahattin Demirtaş birer-ikişer puan eksik alınca, seçimi ilk turda Tayyip Erdoğan kazandı.

Seçim gecesine kadar büyük iddialarda bulunan İnce, ne olduysa artık o gün sessizliğe gömüldü ve kendisine inanmış olan çok sayıda insanı hayal kırıklığına uğratma pahasına ekrana çıkmadı, hiçbir açıklama yapmadı.

Sonra o meşhur “adam kazandı” mesajını çekti Fox’tan İsmail Küçükkaya’ya.

O mesaj, Erdoğan’ın kazandığını teyit etmekle kalmadı, İnce’nin siyasi kariyerinin de zirve noktasını oluşturdu, artık o uçurumdan aşağı yuvarlanıyordu.

Ekrem İmamoğlu ile Canan Kaftancıoğlu’nun İstanbul’daki başarısının arkasında İnce’nin bir sene önceki performansının etkisi vardı.

İnce, seçim gecesi ne yapılmayacağını göstererek Ekrem İmamoğlu’na rehberlik etti ve İmamoğlu seçimi esasen o gece sürekli ekrana çıkıp kamuoyunu bilgilendirerek ve sandıklardan kendisine gelen veri akışını kusursuza yakın sağlamayı başararak kazandı.

İnce yoktu, seçimi takip ettiği yerde muhtemelen korkunç bir hayal kırıklığı yaşıyordu ama İmamoğlu hep ortadaydı.

Muharrem İnce, partisi onu Cumhurbaşkanı adayı göstermeden önce parti genel başkanlığına da adaylığını koymuş, gene ses getirmeyi başarmış ama başkanlık koltuğuna oturacak sayıya ulaşamamıştı.

Ama İnce’nin siyasi kariyeri “finallerde kaybetmek” üstüne kurulu gibi.

Oraya kadar bando takımıyla gelip o büyük adımı atamıyor, bando da cenaze marşına geçiyor.

“Parti içinde beni bu göreve layık gören ve aday gösteren Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı aday olmam,” dedikten kısa bir süre sonra CHP Genel Başkanı olmak istediğini ilan etti.

Bir yandan, ekibi de tasfiye ediliyordu.

En somut örnek, Kırklareli’ni bağımsız girerek yeniden kazanan Mehmet Kesimoğlu oldu, CHP adayı o seçimde üçüncü olurken, partinin aday değişikliğine gitmesinin tek sebebi Kesimoğlu’nun “Muharremci” olmasıydı.

Bunu katıldığı canlı yayınların birinde de bizzat İnce ifade etti.

Bu esnada, İstanbul Belediye Başkanı adaylığı için Ekrem İmamoğlu’ndan önce İnce’nin adı kulislerde hayli güçlü anılır olmuştu.

İnce, olmam demedi, ama bunun bir ayağa kalkış olması gerektiğini ısrarla vurguladı.

Bu nasıl bir ayağa kalkmaysa, biz hep en nihayetinde onu Cumhurbaşkanı seçiyoruz.

İnce, İstanbul’un başına geçiyor ama yetmiyor, bu başarıyla partinin de başına geçiyor, zaten “doğal aday” olduğu için kendisi ittifakmış, istişareymiş, ortak adaymış falan tanımadan açıklıyor adaylığını.

Bu sevda yarım kalmayacakmış çünkü, öyle diyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki siyaseti, İnce’nin yeniden aday gösterilmesini ihtimal dışı bırakınca, anlaşılan Muharrem İnce bunu ciddi bir kavgaya çevirmeye kararlı.

Ama İnce kendisinin Cumhurbaşkanı adayı olamayacağı bir düzeni anlamlandıramıyor.

Ona göre uyuyan kitleyi uyandıran oydu, onun hitabetiydi, adaylığı geç açıklanmasa, biraz daha zamanı olsa seçimi ikinci tura bıraktırarak Cumhurbaşkanı seçilecekti.

O gün için bu “projeksiyonun” geçerliliği vardı ama artık yok, CHP bunun farkında ama İnce bir türlü kabullenmek istemiyor.

İşte şimdi yeni bir parti kurarak siyasete yeniden giriyormuş.

Böylece, Kılıçdaroğlu’nun “Erdoğan’a karşı ortak aday” projesi akamete uğramış oluyor.

Muharrem İnce yanına İlhan Kesici, Haluk Pekşen gibi gözden düşmüş birçok partiliyi alarak, kendi ekibiyle yola çıkacak gibi gözüküyor.

Böylece, Muharrem İnce, en azından kendi kendini Cumhurbaşkanı adayı olarak saptayabilecek.

İyi de, özellikle Türkiye gibi zamanın çok hızlı aktığı ülkelerde İnce’nin aday olduğu günlerden bugüne çok şey değişti, onun adaylığı artık birleştirici olmaktan uzak olduğu gibi, “sana baktım Recep,” polemiklerinden bir siyasi beklenti umulacak yerde de değiliz.

Bu iddiaların yalanlanmamasının ardında “parti içi” bir hesaplaşma da olabilir tabii.

CHP’nin kendi içinde bir şekilde uzlaşması iyi ama İnce’yi adaylıktan vazgeçirecek güç herhangi bir fanide var mı acaba?


Yazardan açıklama: Bu yazıyı yazdığım saatlerde Muharrem İnce, Yalçın Bayer’in iddiasının üstünden epey bir zaman geçtiği halde, bir yalanlama ya da herhangi bir açıklama yapmamıştı. Muharrem İnce, bugün (pazar) Twitter’da yaptığı açıklamayla Yalçın Bayer’i yalan haber yapmakla suçladı ve şimdilik yeni bir parti kurmayacağını söyledi: “Bu süreçte bir gazeteye, haber ajansına konuşmadım, açıklama yapmadım. Memleket için doğru olduğuna inandığım bir karar aldığımda kararımı açıklarım. Herkese iyi bayramlar.”


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.