Kas 07 2017

'Kendilerine diktatör denmesine çok kızarlar'

İSTANBUL - "Diktatör mutlak güce sahip olan ve bunu hiçbir denetime tabi olmadan, keyfi biçimde uygulayan yöneticiye verilen sıfattır" tanımını yapıyor Ahmet İnsel, dünden bugüne kelime kökenini anlatarak...

Kelime kökeni, İsa'dan Önce (İÖ) altıncı yüzyıl Roma dönemine dayanıyor. İnsel, 'diktatör' sözcüğünün icad edildiği dönemde olumsuz bir anlama sahip olmadığına yer veriyor:

Cumhuriyetin karşı karşıya kaldığı son derece tehlikeli istisnai bir durumla baş etmek için bir kişiye ve sadece altı ay boyunca mutlak yetkiler verilmesini tanımlıyordu. Ağzından çıkan sözün mutlak emir olduğu, yapılması gerekeni “dikte eden” kişiydi diktatör. Beş yüzyıl sonra Sezar, yasalara aykırı olarak kendini “ömür boyu diktatör” seçtirdi. Bunu izleyen aylarda bir grup senatörün ona senatoda suikast düzenleyip öldürmelerinin en önemli nedeni, ömür boyu diktatör yetkisini almasının, Sezar’ın kendini kral etmesinin ön adımı olduğuna inanmalarıydı. 

Türkiye'nin yakın tarihinde de oldukça yer edinen bir kelime oldu, diktatör... Muhalifler, muhalefet partileri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile taraftarları arasındaki tartışmalarda özellikle...

Son olarak CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan'ın, Cumhurbaşkanı için, "Erdoğan faşist diktatördür" açılmasını yapmasıyla 'diktatör' tartışmaları yeniden alevlendi.

Bir taraf, 'diktatör'lükle suçladı, diğer taraf ise, "diktatör olsaydı bunu yapamazdınız" diye savundu liderlerini...

Kendisi de benzer açıklamalara yer verdi defaatle. "Ben diktatör olsam..." diye başlayan ifadelerle: "... meydanlara çıkamazdınız", ".... bu soruyu soramazdınız", "... karşımda oturamazdınız..." 

"Diktatörler kendilerine diktatör denilmesine genellikle çok kızar" diyen İnsel, Sezar örneğinin ardından modern zaman diktatörlerinin özelliklerine geçiyor:

Modern dönemde diktatör, bir ülkede siyasal iktidarı fiilen veya yasal olarak tek başına elinde tutan kişiye denir. Güçler ayrılığının olmadığı veya işlemez hale geldiği rejimin adı, diktatörlüktür. Seçimle iktidara gelmek, iktidarın diktatörlük olmadığına yeterli işaret değildir. Seçimlerin gerçekten çoğulcu, eşit, adil ve şeffaf olmadığı seçilmiş diktatörlerle doludur yakın dönem dünya siyasal tarihi.

Diktatörlük bir kişinin elinde bütün güçleri fiilen veya yürürlükteki yasalara uygun biçimde toplamasının yanında, bu yetkilerin bir partiye veya bir heyete ya da kuruma verilmesiyle de oluşabilir. Tek parti diktatörlüğü bunun en bilinen örneğidir. 
Eğer bir ülkede devlet başkanı, milyonlarca aileyi ilgilendiren bir kararı, örneğin liselere kayıt yönteminin değişmesini bir konferansta veya seyahatte emrediyor ve bir hafta içinde yürürlükteki sistem, yerine ne konacağı daha belli olmadan, paldır küldür kaldırılıyorsa, o ülkede diktatörlük var demektir. Velev ki kötü çalışan bir sistemi düzeltmek için yapılmış olsun, yöntemin diktatörlük olduğu gerçeği değişmez.


Sonuç olarak, diktatör mutlak güce sahip olan ve bunu hiçbir denetime tabi olmadan, keyfi biçimde uygulayan yöneticiye verilen sıfattır. Bu kişinin halk tarafından seçiliyor olması, yönetim tarzının diktatörlük olduğu gerçeğini değiştirmez.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine 'Diktatör' denmesine zaman zaman Twitter'dan da yanıt verdi...

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar