Şub 23 2018

“Nedir bu 'yetmez ama evet' meselesi?”

15 Temmuz darbe girişiminin ardından akademisyenlere ve aydınlara yönelik baskılar nedeniyle birçok isim kariyerlerini yurt dışında sürdürme kararı aldı. 

Prof. Murat Belge’nin de Risk Altındaki Akademisyenler Konseyi’ne başvurduğunun ortaya çıkması, “ülkeyi terk edecek” söylentilerine yol açtı. Ancak Belge, “Mesele sadece akademik” diyerek açıklıyor yurt dışı planını.

Belge üzerinden dönen bu yorumların yanında bir de yeni çıkardığı “Şairaneden Şiirsele, Türkiye’de Modern Şiir” başlıklı kitabı da tartışma konusu. Aslında tartışmalar, kitap üzerinden Murat Belge'nin bir dönem 'Yetmez ama Evet' cephesinde yer alması ve Erdoğan'a destek vermesine ve şimdilerde akademik kariyerini yurt dışında sürdürme planına yönelik tepkilere evrilmiş vaziyette.

"Kaçıyor, yetmez ama evetçi Belge kaçıyor!" gibi yorumlarla Belge’ye yönelik bir hedef gösterme söz konusu özellikle sosyal medyada.

Oya Baydar, “Bu ülkede sağıyla soluyla, Ak trolü sol trolüyle bir sevgisizlik, anlayışsızlık, kötücüllük cephesi var. Siyasal mücadele sandıkları şey, ötekine saldırmaktan ibaret” diyerek eleştiriyordu bu tepki mesajlarını.

İlker Demir de, Artı Gerçek’teki yazısında, “Dünya görüşü irdelendiğinde ‘kaçma’ onun yaşamında işlevsiz bir fiil gibi görünüyor” diyor Belge için.

Belge’nin gidişinin Türkiye'deki baskıların yoğun olduğu döneme denk gelmesi nedeniyle göze batan bir tercih olduğuna dikkat çeken Demir, “Oysa Belge zaten hiçbir zaman militan olmadı, neden ondan militanlık bekleniyor?” diye soruyor.

Demir, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çaprtırılan Altan kardeşlere de benzer husumetle davranıldığından şikâyetçi ve şunu dile getiriyor:

“Cumhuriyet gazetecilerinin davasında tıklım tıklım dolu olan mahkeme salonu, Altanlar'ın duruşmasında neredeyse boş, gelmeye fiziki engeller var ama gelmesi gerekenler maalesef misillemeci gerekçelerle düşünce suç değildir demeye gelmiyor. Ama esas neden de Milliyet'te çıkan Altan'ın o Atakürt adlı makalesi, ama o derinde, ona ermek büyük erdem ve vizyon gerektiriyor.”

Sol sayılan gazetelerden BirGün’ün “Altanlar’ın cezası belli oldu” başlığıyla haberi servis etmesii hatırlatan Demir, “Sanki içinden ‘oh olsun’, dışından hissiz gibi veriyor. Hiçbir delilsiz, sadece düşüncesinden müebbet alan bir roman yazarını, gazeteci ve arkadaşlarının haberini manşetten bile veremiyor. İnsan iyi ki ‘müebbet yetmez ama evet’ dememiş diyor” yorumunu yapıyor.

Hemen ardından “Peki bu kadar kine, adavete neden olan 'yetmez ama evet' nedir, nedir bu lüzumsuz tartışmanın sebebi?” sorusuna cevap arayan Demir, şu cevabı veriyor kendi görüşüyle:

“2010 yılında ak parti hükümeti, 12 eylül askeri dikta anayasasında 26. maddede değişiklik yaptı ve referanduma sundu; referandumda bazı sol gruplar değişiklikler yetmez ama evet dedi. Ve adları 'yetmez ama evet'çiye çıktı; YAE. Peki diğer kesim ne dedi? 12 eylül rejimi sürüyor, anayasası yürürlükteyken, değişime hayır diyerek fiilen 12 eylül cunta anayasasına evet dedi. Yani tersinden aynı yere geldi, iki taraf da ayrı bahaneyle 'yetmez ama evet' dedi. Zaten nitel bir farkı yok iki anayasanın ve iki tutumun. O günden beri bu iki 'yetmez evetçi' birbirini yiyor. Eski devletin yeni devlet olacakları kabullenmemek için didişmesinden başka bir şey değil.”

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar