Türkiye neler konuşuyor, ben ise kimsenin kulak vermediği konularla ilgileniyorum...

Şöyle arkanıza iyice yaslanıp ilk önce şu soru üzerinde düşünmenizi istiyorum: Acaba AK Parti -daha doğrusu AK Parti’nin başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan- olmasaydı biz neleri tartışacaktık?

Hiç bir şey…

Korona günlerinin hepimizi mecbur ettiği ortak sağlık konularından söz etmiyorum; meramım, virüsün bile engelleyemediği politik konular…

Çoklu baro yapılanması.. Şehir Üniversitesi.. Sosyal medyaya kısıtlama.. Ayasofya’nın ibadete açılması.. 

Bunların hepsi iktidarın -daha doğrusu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın- gündeme katkıları…

İktidar cephesinde neler düşünüldüğünü okurlarıyla paylaşan makbul yazarların da gündeme katkıları oluyor elbette. “Erken seçim olmayacak” diye yazıyorlar, haydi hepimiz onu tartışıyoruz… Şimdilerde de bakanların değişeceğini yazmaya başladılar…

Kendimi de ülkemizin kısır tartışma gündemi içerisinde çabalayanlar dışında görmüyorum.

Benim sizlerden tek farkım şu: Kendimi yazılarımda ülkenin kısır gündemi içerisine hapsetsem bile, günün önemli bir bölümünde dünyanın uzak-yakın coğrafyalarında çıkan gazetelere göz attığım için daha değişik konularla da ilgileniyorum.

Amerikalı, İngiliz, İsrailli, Arap meslektaşların dünyaları bizimle mukayese edilmeyecek kadar geniş.

Sağolsunlar, farklı coğrafyalar gazetecilerinin gündemlerinin genişliği sayesinde, hemen her ülkenin öndegelen gazetelerinde, Türkiye ile ilgili yığınla haber ve değerlendirme çıkıyor da, günün okumaya ayırdığım saatlerinde dar ve sığ konular dışında da bilgi dağarcığıma yeni bilgiler katabiliyorum.

Örnek mi istiyorsunuz?

İsrailli gazeteci Rusya’nın haberini bildiriyor

Bu örneğim İsrail basınından…

İbranice bilmediğim için her gün İsrail’de İngilizce çıkan Jerusalem Post gazetesine vakit ayırıyorum.  

Türkiye gazetenin en fazla ilgilendiği yabancı ülkeler arasında. Ülkemizle ilgili haber ve değerlendirmelerle meşgul olan başka yazarları da var, ama Seth J. Frantzman adlı yazarları Kudüs’te oturup Türkiye’nin nefes alışlarını bile izliyor.

Amerikan Senatosu’na sunulan 2021 Milli Savunma Talimatı’na eklenen bir maddeyle, Cumhuriyetçi Parti grup başkanının iki ülke arasındaki en önemli ihtilaf konusunu çözme girişiminde bulunduğunu geçen ayın sonunda öğrenmiştik.

South Dakota senatörü John Thune’ün bu teklifiyle, Rusya’dan aldığımız S-400 füze savunma sistemini kullanmayacak, bunun için ödediğimiz 2,5 milyar dolar bedelle sistemi ABD’ye satacaktık.

Al gülüm ver gülüm. Türkiye’yi büyük bir dertten kurtaracaklar, hem de para ödeyerek; bu arada Rusya’nın göz bebeği savunma sistemi de ellerine geçecek.

“Oh ne ala memleket” diye düşünmüştüm. Tam Amerikan çözümü. “Kazan kazan” mı diyorlardı buna? İşte o.

Ruslar herhalde gülmüştür. Özellikle de Putin…

Ruslar yazmış, haber Moskova’dan

Jerusalem Post (JP) yazarı Frantzman, haberiyle, Putin’in  yalnızca gülmediğini, derhal karşı atağa geçtiğini de duyurmuş oldu.

Frantzman’ın haberinin kaynağı Rus haber ajansı TASS çünkü. 

TASS haberinde Rus yapımı savunma sisteminin önceki versiyonları olan S-200 ve S-300’ün kullanım hatalarına yer verilmiş. S-200’ü kullanan Suriye yanlışlıkla bir Rus uçağını düşürmüş sözgelimi. İran’da da Rus sistemi varmış, bir sivil uçağı yılın ilk ayında yanlışlıkla düşürmüş İranlılar… 

“Rus yapımı Pantsir sistemi bu yıl İdlib ve Libya’da Türk dronlarını düşürmeye yaradı ama” da deniliyor aynı haberde.

Moskova Türkiye’ye sattığı S-400 ile sistemin NATO ülkeleri uçaklarına karşı hassasiyet derecesini ölçmeyi denemek istiyormuş. 

TASS’ın haberine göre, S-400 ABD yapımı F-16 jetlerine karşı denenmiş…

Geçen yılın Kasım ayında olmuş bu.

Şu işe bakın: Türkiye ile ilgili hassas bir bilgi ABD Kongresi’ne sunulan “Biz satın alalım” teklifine kızan Moskova’nın TASS haber ajansına verdiği bir habere konu oluyor… Bizim henüz operasyonel olmadığını bildiğimiz, bu sebeple de kullanıldığından haberdar olmadığımız S-400’ün F-16’lar üzerinde denendiği Ruslar tarafından duyuruluyor… TASS haberi bizim gazeteler ve televizyonların dikkatini çekmezken, İsrail’in bir gazetesi onu alıp sayfalarına aktarıyor…

Seth Frantzman’ın bu haberi dünkü (9 Temmuz tarihli) JP’de çıktı. Yazıya oturmadan önce “Acaba haber, kaynağı olan Moskova veya konunun tarafı olan Ankara tarafından yalanlanmış olabilir mi?” ciddiyetiyle bugünkü (10 Temmuz) JP’ye baktım.

Yalanlanmamış.

Washington’un “Bize satın” teklifi hala gündemde midir, yoksa Moskova’nın bu karşı çıkışı sonrasında gündemden düşmüş müdür?

Ben böyle önemsiz konulara da kafa yoruyorum maalesef.

Oysa Abdülkadir Selvi’nin “Üç vakte kadar bakanlar kurulu değişecek” duyurusu üzerine yazabilirdim bugün.


Bu yazı, Fehmi Koru'nun kişisel blogundan alınmıştır.