Oca 27 2018

'Soçi için resmi davet gelirse katılımı tartışmaya açarız'

Soçi'de 29-30 Ocak günlerinde gerçekleşecek olan Suriye Halkları Ulusal Kongresi için geri sayım başladı. Türkiye'nin Afrin'e askeri operasyonu üzerine Suriyeli Kürt gruplar Soçi'deki Ulusal Diyalog Kongresi'ne muhtemelen katılmayacaklarını duyurdu. Gözler şimdi Kürt gruplarda.

Afrin operasyonu birinci haftasını doldururken Kuzey Suriye ve Rojava’nın iki önde gelen yöneticisiden Zeytin Dalı Harekatı ve  Soçi’de toplanması kararlaştırılan Suriye Halkları Ulusal Kongresi'ne Kürtlerin ve Kuzey Suriye halklarının katılımı ve Suriye rejimi ile görüşme iddialarına kadar birçok noktaya açıklık getirildi.

Art Gerçek’e konuşan ikiliden Hediye Yusuf, uluslararası alanda Suriye krizinin çözümü için gösterilen çabaların tümünde Kürtlerin ve Kuzey Suriye Yönetimi’nin bulunmasını önemsediklerini ve bunun için çaba gösterdiklerini belirtiyor.

Yusuf şöyle konuştu:

“Soçi, Suriye krizinin çözümü için yapılmıyor mu? Afrin de, Suriye’nin bir parçasıdır. Eger Afrin’e dönük işgal operasyonları devam eder ve bu operasyonlar devam ederken Soçi’ye katılımımız beklenir ise bunu yapmamamız gerektiğini, söyleyebilirim.”

Avrupa’nın önde gelen siyasetçileri, fikir insanları, sivil kurumları ile bir dizi görüşmeler yürüten Aldar Xelil ise Soçi’de yapılacak konferansa ilişkin soruya yanıt verirken henüz kendilerine resmi bir davet gelmediğini belirtti:

“Son süreçte bize Soçi için resmi bir davet ulaşmadı. Resmi bir davet gelmesi halinde elbet kendi aramızda Soçi'ye katılıp katılmayacağımızı bir kez daha tartışacağız. Nihayi kararımızı bu tartışmadan sonra açıklayacağız.”

Yusuf ise hemfikir ama kendilerine yönelik yeni bir davetin söz konusu olmadığının altını çizerek, ‘’Daha önce yapılan davet var. Geçmiş davetin esası üzerinden birşeyler söylenebilir” diyor.

Fransa’da eski Cumhurbaşkanı Franceis Hollande başta olmak üzere birçok yetkili ile bir araya gelen Aldar Xelil, Avrupa’daki farklı kesimlerle yürüttüğü temaslardan da bahsetti.

Rojava temsilciliklerinin yöneticileri ve TEV-DEM Avrupa Dış Ilişkiler Komitesi üyeleriyle birlikte birçok verimli görüşme yaptıklarını belirten Xelil, görüşmelerde açığa çıkan ortak görüş Türkiye'nin işgal girişiminin doğru olmadığıydı diyor. Xelil, sözlerine şöyle devam etti:

‘’Tüm görüştüğümüz şahsiyetler ile siyasi grupların, farklı kimliklere sahip kurumların temsilcilerinin, IŞİD'in Türkiye’nin operasyonundan kaynaklı olarak kendi gücünü yenileyebileceği ve IŞİD'e karşı verilen mücadelenin zayıflayacağı yönünde ciddi kaygıları vardı. Bunların önemli bir kısmı Türkiye'nin bölgede oluşturabileceği yeni bir krizi hiçbir şekilde kabul etmeyeceklerini söylediler. Ayrıca Türkiye'nin Suriye'ye girişinin çözüm tartışmalarını sekteye uğrattığını, istikrarı bozduğunu ve krizi daha da derinleştireceği tespiti yapıldı.’’

Xelil’ göre  uluslararası güçler IŞİD'in güçlenmemesi, Suriye topraklarının Türkiye tarafından işgal edilmemesi ve Suriye'de istikrarın sağlanması için daha net ve sert bir tutum sergilemeliler. Xelil, sözlerini şöyle sürdürdü:

“NATO için verilen silahlar yıllardır Kürtlere karşı kullanılıyor. Bunun önüne geçilmesi lazım. Almanya’nın Leopard tanklarının satışını durdurması ve modernizasyonunu durdurması yönündeki açıklaması bu anlamda iyi bir örnektir.”

Uluslararası güçlerin TSK’nin Afrin’e dönük müdahalesine yönelik tutumuna Hediye Yusuf da, değinerek şunları belirtti:

“Uluslararası güçlerin Türkiye'nin saldırılarına karşı sessiz olmasının nedeni Suriye'de yaşanan savaşın kendi çıkarlarına hizmet etmesinden kaynaklıdır. Türkiye, sınırlarının tehdit altında olduğunu ve bu yüzden sınırlarını koruması gerektiğini söylerek uluslararası kamuoyunu aldatıyor. Diğer devletler de Türkiye ile çıkar ilişkisi içindeler. Bu yüzden net bir tutum göstermeyip, Türkiye'nin işgal girişimine göz yumuyorlar. Amerika, Suriye'de bulunma amacının teröre karşı savaşmak olduğunu ve Afrin'in kendi alanları içine girmediğini söylüyor. Doğru söylüyorlar. Teröre karşı savaşmak anlamında bir ittifağımız var. Ancak bir devlet diğer bir devletin toprağını işgal edip gücünü sınır ötesine geçiriyor ise bunu engelleyecek uluslararası hukuk kuralları da mı yok? Türkiye sınırlarımızı ihlal edip, sivil halkın ölümüne sebep oluyorsa, maddi manevi tahripte bulunuyorsa, uluslararası hukuk devreye girmeli.”

Afrin’e yönelik TSK müdahalesine değinen Aldar Xelil, Afrin Demokratik Özerk Yönetimi'nin Suriye hükümetine yaptığı çağrıya ilişkin, Afrin'i koruyacak olan esas güçlerin Suriye Demokratik Güçleri, YPG, YPJ ve Afrin halkı olduğunu söyledi. Resmi olarak da Afrin’in hala Suriye'nin bir parçası olduğunu hatırlatan Xelil, ‘’Biz, saldırılara karşı direnmekten başka bir seçeneğimiz olmadığı kanısındayız. Uluslararası güçler de, Baas Rejimi de yaşanan gelişmelere ilişkin tutarlı tavır göstermeliler” diyor.

Hediye Yusuf, ellerinde Türkiye’nin Afrin’de yasaklanmış silahlar kullandığına dair delillerin olduğunu da söyleyerek, “Yaşanan ölümlerde kimyasal silah kullanıldığına dair deliller var. Türkiye yasaklı silahları Afrin direnişini kıramadığı için kullanıyor. Türkiye'ye karşı uluslararası güçlere çağrımız, tutumları netleştirmeleridir. Biz bugüne kadar Türkiye'ye karşı hiçbir saldırıda bulunmadık. Ancak Türkiye uluslararası bütün kanunları çiğneyerek, sivillerin ölümüne sebep olan sınır ihlalinde bulundu. Bunu bütün dünyanın gözü önünde, Rusya'nın da işbirliğiyle yaptı,” ifadelerini kullandı.

Hediye Yusuf, Afrin halkının direnişinin başarılı olması için herkese görev düştüğünü vurguladı.

 

 

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar