Yaşar Yakış
Kas 24 2017

Türkiye Suriye’den askerlerini çekecek mi?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 22 Kasım'da Türk ve İranlı mevkidaşları Recep Tayyip Erdoğan ve Hasan Ruhani ile görüşme yaptı.

Toplantının öncesinde, 20 Kasım'da Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'la bir başka zirve ve iki üst düzey toplantı gerçekleştirildi: Biri 19 Kasım'da, Antalya'da Dışişleri Bakanları arasında, diğeri de üçlü zirveden bir gün önce,  Sochi'de üç ülkenin genel sekreterleri arasında. Putin ayrıca ABD Başkanı Trump, Suudi ve Ürdün Kralları ile Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile de telefon görüşmesi yaptı.

Bu toplantılar ve görüşmeler Birleşmiş Milletler sponsorluğunda 28 Kasım'da Cenevre'de gerçekleşecek olan Suriye toplantısının hazırlığı çerçevesinde yapıldı. Rusya, olabildiğince fazla asıl aktörü Suriye'nin demokratikleşme sürecine katmaya çalışıyor. 

Zirvenin sonunda üç liderin yaptığı açıklamalarda, yapılan işin olumlu taraflarının desteklenmesine özen gösterildi. Diğer katılımcıları kızdıracak sınırları geçmemeye dikkat ettiler. Buna rağmen, seçtikleri sözcükler uyumsuzluğu zar zor gizliyordu:

Putin demokratik sürecin önemine vurgu yaparak şöyle dedi: “Etnik ve mezhep gruplarının katılımı Suriye'nin ortak sorunlarının tartışılmasını sağlayacak”, ki bu Türkiye'nin sürece katılımına şiddetle karşı çıktığı en büyük Kürt siyasi partisi olan Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) katılımını da içeriyor.

Rohani, yabancı güçlerin Suriye'den geri çekilmesinin önemine dikkat çekti. Bu, belki hükümetin daveti olmaksızın Suriye'de bulunan Türkiye'nin askeri varlığına ima olarak da anlaşılabilir. Ruhani ayrıca, “Tüm aktif paydaşlar Suriye Halk Kongresi'nde yer alacak” dedi, Putin, Kongre'yi Sochi'de toplamayı planlıyor.

Ruhani bu açıklamasıyla, Türkiye için hassas bir konu olan PYD'nin katılımını ima etmiş olabilir. İran, Lübnanlı Hizbullah'a silah tedarikinde PYD'nin işbirliğinden faydalanıyor. Bu nedenle çıkarları Türkiye'ninkilerle çakışmayabilir. 

Erdoğan ise Suriye Halk Kongresi'nin yapacağı işi övdü ama şunları ekledi: “Kimse Türkiye'nin terör örgütleriyle aynı çatı altında çalışmasını beklemesin.” Bu cümle Türkiye'nin PYD'nin katılımına itirazının kayıtlara geçmesini amaçlıyordu.

Erdoğan, ayrıca Suriye'nin toprak bütünlüğü ve egemenliğine verdiği desteğin altını çizdi. Bu vurgu Türkiye'nin ülke istikrara kavuşur kavuşmaz Suriye'den çekileceğine yönelik sözü olarak yorumlanabilir.

Üçlü zirveden önce Putin, Beşar Esad'a hitaben şöyle dedi: “Şimdi en önemli mesele siyasi sürece geçmek ve sizin barıştan ve çözümden yana olanlarla birlikte çalışmaya hazır olduğunuzu görmekten memnunum”. Esad'ın çalışmaya hazır olduğu “herkes”in Türkiye'yi de kapsayıp kapsamadığını göreceğiz.

Türkiye, Rusya ve İran gerçekten işbirliği yapıyorlar ve en somut barış çabaları bu üç ülke tarafından yürütüldü. Her zaman hemfikir değiller ama Orta Doğu'daki hiçbir aktör bir diğeriyle aynı düşünmüyor.

Türkiye ve İran, Kürt meselesi konusunda benzer çıkarlara sahipler ama pozisyonları aynı değil. Rusya, Suriyeli Kürtlerin daha fazla hak verilmesinin lehinde düşünüyor.

Türkiye ve İran bu fikre uzaklar. Türkiye PYD'nin katılımına muhalefet ederken Rusya Suriye Halk Kongresi'ni olabildiğince kapsayıcı yapmak istiyor. Rusya Kürt davasını savunmaya devam ediyor ve Türkiye terör örgütü olarak nitelese de PYD'nin Moskova'da irtibat ofisini açık tutmasına izin veriyor.

Türkiye, Esad rejimini yıkma önceliğini bıraktı ama hala İran'ın Esad'ı her ne pahasına olursa olsun iktidarda tutma politikasına çok uzak. Rusya ve İran arasında Suriye'yi etki altına almak konusunda bir rekabet var. Rusya hava ve deniz kuvvetleri açısından güçlü. İran geniş alan şeritlerinde güçlü ve Suriyeli sivillerle daha entegre. 

Bu farklılıklar üç ülkenin örtüşen çıkarlarından en iyi şekilde yararlanmalarına engel olamaz.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar