Ara 25 2017

'Aşırı milliyetçi ABD ile Soğuk Savaş yeniden başlıyor'

 

Türkiye'nin yoğun iç gündemi arasında, ABD'nin 18 Aralık'ta açıkladığı ve hem Ortadoğu'yu hem de Türkiye'yi yakından ilgilendiren ulusal güvenlik stratejisi kaybolup gitti. 

Oysa ABD Başkanı Donald Trump'ın "Önce Amerika" sloganı ile ortaya koyduğu belge, Soğuk Savaş dinamiklerini yeniden canlandırma potansiyeline sahip ve bu yönüyle eski dünya düzenini, kutuplaşmayı ve vekalet savaşlarını da beraberinde getirme riski taşıyor.

Dünya Gazetesi yazarı İlter Turan da tam olarak bu noktalara dikkat çekiyor. Öncelikle belgenin ABD'yi yeniden güçlü kılmayı ve eski dünya düzeninin yeniden getirmeyi amaçladığına vurgu yapan Turan, Trump'ın çok kutuplu dünya düzenini kabul etmek istemediğini ve geçmişe dönüş özlemi içinde olduğunu ifade ediyor.

İki kutuplu dünya düzeninin 1989'da Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla yerle bir olduğuna değinen Turan, tüm ülkelerin işbirliğine yöneldikleri bir iktisadi refah ve demokratik barış dönemine girildiğini varsayımının yanlış çıktığını belirtiyor ve ekliyor:

"Geriye dönüp bakıldığında bunun sadece hayal olduğu görülüyor. Sovyetler Birliği'nin sona ermesi ile birlikte dünyadaki büyük güçler arasında rekabetçi ilişkilerin de mutlaka sona ereceği anlamına gelmediği kısa sürede anlaşıldı."

Yeni güvenlik belgesinin, Trump yönetiminin aşırı milliyetçi çizgisinin siyaset belgelerine aktarılmaya başladığını gösterdiğini kaydeden Turan, Trump'ın dünyaya bakışının barış ve güvenliğe katkı sağlamayacağı görüşünde:

"Soğuk Savaş döneminde ABD özgür dünyaya egemendi. Soğuk Savaş sona erdiğinde, bir an için ABD kendisinin yegane küresel güç olduğunu sandı. Tek kutuplu bir dünyadan bahsedilmeye başlandı ama kısa bir sürede tek kutuplu bir dünyanın sürdürülebilir yapı olmadığı anlaşıldı.

Dünya siyasetine iki rakip tarafın -Amerika ve Sovyetler Birliği- egemen olduğu dönemde, her iki kampın üyeleri kendi kamplarının liderinin isteklerine uymak için kendilerini daha fazla baskı altında hissediyordu. Ama tek kutuplu bir dünyaya geçildiğinde tüm ülkeler kendi dış politikalarında deneyler yapmaya, iktisadi politikalarında da daha bağımsız çizgiler izlemeye başladılar. Buna karşılık, ABD'nin dünya siyasetine tek başına egemen olma beklentisi gerçekleşmedi."

Trump'ın Obama döneminde elde edilen tüm kazanımları yok etmeye çalıştığına değinen Turan, İran ile yapılan nükleer anlaşma, Trans-Pasifik Ortaklığı ve Avrupa ile ortaklık yoluyla (TTIP) inşa çabalarının Trump tarafından altının oyulmak istendiğini hatırlatıyor.

Turan sözlerini şöyle sürdürüyor:

Uzun vadede ortaya çıkacak yapının, başlangıç aşamasını dizginlenemeyen ulusalcı tavırların birbiriyle rekabetinin oluşturacağını ve bunu çok taraflı bir düzensizlik ortamının izleyeceğini tahmin ediyorum. Bu gelişme birçok ülkedeki iç siyasi gelişmelerle - popülist sağ kanat partilerin iktidara gelmesiyle – körükleniyor. Bu partiler genelde yabancı düşmanı, aşırı göçmen karşıtı ve genelde ırkçı ve bağnaz eğilimlere sahipler. Bu tür gelişmeler ülkelerin uluslararası alanda işbirliği yapmasını zorlaştırıyor. Ama umalım ki bu sadece daha iyi dünya düzenine giden yola karşı son ümitsiz direnişler olsun.

 

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar