Dilek Gül
Oca 14 2018

Soru-cevap: Türkiye seçmeninin öncelikleri neler?

Sizce Türkiye seçmeni farklı kimlikleriyle 2018'de hangi konulara ve kaygılara öncelik veriyor, siyasetten ve devletten beklentileri neler?
Adil Gür
Adil Gür

Adil Gür (A&G Kamuoyu Araştırma Şirketi):

Türkiye'de her dönem seçmenin genel eğilimini belirleyen faktörler ekonomi ve gündelik yaşamdan duyulan memnuniyettir. Ancak Türkiye’de 2013’ten bu yana ülkenin milli birlik ve beraberliğiyle ilgili seçmenin bir takım kaygılarının da ön plana çıktığını gördük.

Elbette ki seçmen oy verirken pek çok şeye bakıyor ama öncellikli olarak ekonomiye ve kendi cebine girene çıkana bakıyor. Son bir kaç yıldır seçmen Türkiye’nin yaşadığı bir takım sıkıntıları da göz önüne alarak oy kullanıyor. Ekonomi ile birlikte Türkiye’nin bekasını, milli birlik ve beraberliğini de göz önüne alıyor.

Muhtemelen 2018-2019 yıllarında da böyle davranacaktır. Türkiye yaklaşık iki yıldır bazı ekonomik saldırılarla karşı karşıya. Dolar kurundaki hareketlenmeler normal zamanlarda aslında daha fazla siyasi sonuçlar doğurur.

Ama bu dönemde yapılan araştırmalarda, seçmenlerin önemli bir bölümü ekonomideki bazı olumsuz gidişatın faturasını ülkeyi yönetenlere değil, Türkiye’nin birliğine ve dirliğine kasteden birtakım iç ve dış güçlere bağlıyor.

O nedenle eskiye oranla ekonomik kaygıların seçmen davranışına yansıması daha az.

Seçmenin tek kaygısı ekonomik ama ama ülkenin geleceği ile ilgili bir kaygısı yok. Seçmen davranışını belirleyen ekonomik ve güvenlik meselesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ulaşım ve sosyal yardımlar gibi seçmeni doğrudan etkileyen politikaların da seçmen kanaatlerinin oluşmasında etkisi var.

Seçmen daha iyi bir gelecek için Türkiye’nin milli birliğini ve bekasını istiyor.

Özer Sencar
Özer Sencar

Özer Sencar (MetroPoll Araştırma Şirketi):

Aralık ayında Türkiye’nin en büyük sorunu nedir diye sorduğumuzda insanların  yüzde 28,6’sı ekonomi, yüzde 18,5’i işsizlik diyor. İkisini topladığımızda yüzde 47’si ekonomi ile ilgili sorunların ülkenin en önemli sorunu olarak görüyor.

Terör ise sadece yüzde 14 civarında. Teröre yönelik endişeler Ocak 2017’de yüzde 60’lardayken bugün yüzde 14’lere inmiş. Tabi, patlayan bombalar her zaman terör ile ilgili endişeleri arttırır.

Eğitim ve adaletsizlik ülkemizin pek gündeminde olmayan bir konu. Eğitim yüzde 5, demokrasi eksikliği yüzde 1,6, adalet konusu ise yüzde 2,2 civarında. Dolayısıyla adalet, eğitim ve demokrasi eksikliği yüzde on bile değil. Araştırmalara göre halkın çoğu adalete güvenmiyor.

Demokrasi ve özgürlük beklentileri çok alt seviyelerde. Mesela Kasım’da Türkiye seçmeninin en öncelikli sorunu yüzde 43’lük bir oranla ekonomi idi. Terör yüzde 15’le ikinci sıradaydı.

Seçmenin devletten ve siyasetten beklentisi ekonominin düzeltilmesidir. Çünkü, Türkiye iyiye mi yoksa kötüye mi gidiyor sorusuna; Türkiye’nin yüzde 33’ü iyiye, yüzde 45’i kötüye gittiğini düşünüyor.

Son bir yılda ailelerin geçim şartları ve refah düzeyi yüzde 50 kötüye gitmiş olarak karşımıza çıkıyor. Ülkemizin yarısına yakın bir kesimi ekonomi ve işsizliği ön planda tutuyor.

Özetle ekonomik taleplerin öncelikli olduğu söylenebilir.

Murat Sarı
Murat Sarı

Murat Sarı (Konsensus):

Ekonominin kötü gittiğine inananlar çoğunlukta. Türkiye’de işsizlik kaygısı var.

Ben otuz yıllık araştırmacıyım, seçmen artık korku içinde yaşamak istemiyor. Fakat işsizlik, enflasyon ve hayat pahalılığı kaygısı bu dönemde bayağı yükselmiş durumda. Vatandaşların önemli bir bölümü geçinemiyoruz diyor.

Türkiye’ye baktığımızda üçüncü çeyrekle ilgili yüzde 11’lik bir büyüme oranı açıklandı, fakat sokaktaki durum böyle değil. Bu büyüme rakamlarının vatandaşa yansıması vakit alacak bir süreç. Çünkü çok büyük bir işsizlik rakamından sonra gelen bir büyüme.

Ben erken seçim olacağına inanmıyorum, o nedenle 2019 seçimlerinde seçmen tercihlerini yaparken bu söylediğim faktörleri dikkate alacak. Nereye, ne oy vereceğini hesaplamakta, tutum ve davranışlarını buna göre belirlemekte. Seçmen ekonomik olarak bir düzlüğe çıkmak istiyor. Yani pazara gittiğinde bir kilo domates alması gerekiyorken, onu bir kilo almak istiyor yarım kilo değil. Sokakta yürürken kendini güvende hissetmek istiyor.

TBMM’ye güven duyuluyor. Devlete güven duyuluyor. Yani siyasetten arındırdığınız zaman devlete güven duyuluyor. Ama siyasete güven en diplerde yer alıyor.

Sahada gözlemlediğim çok yüksek bir oranda seçmende bir değişim beklentisi var. Ama bu Türkiye’yi yöneten partinin değişimiyle ilgili de olmayabiliyor. Bazen bu beklenti yerel bir yönetici, kaymakam, vali gibi makamlardaki kişilerin değişmesiyle de ilgili olabiliyor. 2019 seçimlerinde, bu değişimi yakalayan partiler bence başarılı olacaklar.

Yüksel Genç
Yüksel Genç

Yüksel Genç (Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi / SAMER):

Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi olarak daha çok bölgede (Güneydoğu illeri) raporlama ve saha çalışması yapıyoruz.

2018’de siyasetten beklenti düzlemi çok yüksek değil hatta mevcut parlamento ve siyasi anlayıştan halkın beklentisi yok denecek kadar az. Siyasetteki bu belirsizlik anketlere umutsuzluk olarak yansıyor.
Bölge illerinde yaptığımız anketlerde seçmen Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu durumun sebebini Kürt sorunu olarak görüyor.

Kürt sorununa yaklaşım biçiminin Türkiye’yi bugünkü siyasi ve ekonomik çıkmaza getirdiği düşünülüyor. Kürt sorunun ardından en önemli sorun olarak ekonomi, işsizlik ve demokrasi eksikliği görülüyor. Anket sonuçlarında halk bu yılın gerilimli geçeceğini düşünüyor.

İnsanların Türkiye’nin geleceğine dönük endişe ve güven kat sayısının yüzde 80’lere vardığını tespit ettik. Devlet mekanizmalarına güven kat sayısı düştü. Bölge insanı Türkiye’de siyasal sistem krizi, kaotik bir durum olduğu kanısında. Mevcut siyasetin sorunları çözeceğine inanmadığı için de çözüm beklentisi yükleyemiyor.

Kürt sorunundan sonra ekonomik kaygılar geliyor. Son yaptığımız araştırmada, açlık sınırında yaşayan kesim kat sayısında ciddi artış var. Neredeyse toplumun yarısı. İşsizlik arttı, 2015’te başlayan siyasi uygulamalar bölgede ekonomik sıkıntıları arttırdı.

Gündelik ekonomi alanları daralınca kaygı artıyor. Ekonomi sorunun hemen ardından gelen sorunda demokrasi sorunu. Seçmen bu sorunu ‘’Demokrasisizlik Hali’’ diye tanımlıyor. Buradan bakınca sorunların çözümü için seçmen devlete ve siyasete beklenti yükleyemiyor. Sorunların çözülmesi isteniyor ancak nasıl çözülür formu da giderek farklılaşıyor.

Hakan Bayrakçı
Hakan Bayrakçı

Hakan Bayrakçı (Sonar Araştırma Şirketi):

Seçmenin gündeminde ekonomi başta olmak terör ve Türkiye’nin ayarı kaçan, bozulan dış ilişkileri var. İnsanlar dış ülkelerle yani Avrupa ve Arap devletleri ile ilişkiler bozulunca ekonominin de kötüye gideceğini düşünüyor.

Görüldüğü üzere herkes ile aramız açık ve kavgalıyız, haliyle bu durum kaygı uyandırıyor. Mesela Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘Ey Amerika... Ey Almanya...’’ diye bağırdıkça seçmen tedirgin oluyor.

Kimse ne güzel bağırdı demiyor. Yani Türkiye dış ilişkilerde yalnızlaştıkça ekonominin zarar göreceği düşünülüyor.

2018 yılında seçmenin ağırlıklı gündem maddesi ekonomi olacak.

Anketlere yansıyan sonuçlara göre bu millet artık savaş istemiyor. Bunu uzun zamandır dile getiriyor zaten. Türkiye’nin en önemli sorunları arasında terör görülüyor ama öncelikli kaygısı bu değil.

Bombaların patladığı, saldırıların olduğu dönemlerde yaptığımız anketlere seçmen tedirginliği yansır ama ortam durulunca yine birinci sırayı ekonomi alır. Yine son dönemde artan döviz kurları da seçmeni kaygılandırıyor. Özellikle eski nesile yakın olanlar döviz kuru çalkantılarını ve TL’nin değer kaybetmesini ekonominin iyi mi yoksa kötü mü gittiğine dair bir gösterge olarak kabul ediyor. Ekonomideki sorunlar  bir anlamda siyasilere karşı seçmendeki maddi güvencesizliktir. Hem maddi hem de manevi güvenlik seçmen için önemlidir, burada da  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu oyu tesadüfen almadığını söylemek lazım.

Seçmen diğer siyasilere güven duymadığı için Tayyip Erdoğan iktidarını koruyor.

Ertan Aksoy
Ertan Aksoy

Ertan Aksoy (Aksoy Pazar ve Kamuoyu Araştırma Şirketi):

Bu sene siyasilerden ve devletten en temel beklenti ekonomik olacak. Çünkü Reza Zarrab davasından bankalara gelmesi beklenen cezanın boyutu bilinmiyor.

Dolayısıyla Türkiye’ye etkisi de şu an için tam olarak öngörülemiyor. Bu cezanın kesilmesi halinde ekonomi ciddi anlamda etkilenecek.

Demokrasi ve eğitim talepleri ise dönemsel olarak değişir. Demokrasiden her seçmen aynı şeyi anlamıyor. Mesela kendinden yana olanı tarafsız olarak seçiyor. Bu açıdan bakıldığında demokrasinin evrensel tanımı ile Türkiye’de sokaktaki algısı çok başka.

Aslında, Türkiye seçmeni için tam bir cümle kurmak çok zor. Çok farklı seçmen yapıları var. AKP tabanına baktığımızda yüzde 25’lik blok AKP’li var. Bu kitlede geleceğe dair kaygı sorunu düşük.

AKP’liyim diyen yüzde 15’lik kitle daha endişeli. Bir de sağda herhangi bir alternatif olmadığını düşünen yüzde 10’luk bir AKP seçmeni var ki onlar kaygılı. Onun dışında CHP ve HDP seçmeninde özgürlükler ve ekonomi açısından kaygı çok yüksek.

Milli güvenlik konusunda kaygı yok ama hassasiyet var. Araştırmalarda bir kesim Türkiye’nin değişen dış ilişkilerini, Batı’nın operasyonu olarak okuyor. Seçmen kendi inandığı siyasal değerler, belki de biraz dini değerler ve ekonomik açıdan bir refah artışı ile motive oluyor. 2009’da ki gibi ekonomideki gerilemeler her dönem seçimlere yansır.

Türkiye seçmeni iki vaadi dikkate alıyor: Biri ekonomi, diğeri manevi değerler. Seçmen bunları aynı anda istiyor.

Can Selçuki

Can Selçuki (Istanbul Ekonomi Araştırma):

Yaptığımız araştırmalarda en büyük sorun olarak karşımıza ekonomi çıkıyor. Olumlu bir toplumuz. Geleceğe dönük hep olumlu şeyler bekleriz. Ümitliyizdir.

Ama ilk defa, 2018 ekonomisi nasıl olacak diye sorduğumuzda yüzde 40’lık bir oran kötü olacağını yüzde 38’lik oran ise iyi olacağını belirtiyor. Arada kalan yüzde 22’lik oran da kararsız olduğunu söyledi. Yüzde 40 oranı elbette çoğunluk değil.

OHAL sonrası yaşadığımız sürecin ekonomiyi etkilediğine dair bir algı yok.

Dış politika ekonomiyle bağlandığı ölçüde bir sorun olarak görülüyor.

Ama ülkede en büyük sorunun ekonomi olduğu kesin.