Mar 07 2018

İki milyonluk tık, uçuruma mı götürdü?

Akıllı telefonların artık hayatın her alanına girmesiyle birlikte günlük hayatın ciddi bir bölümü sosyal medyaya harcanan zamanla geçiyor.

Özellikle Instagram’da yapılan günlük paylaşımlar, akıllı telefonların kullanımındaki tercihler arasında yer alıyor.

Son yılların en büyük tutkusu ise selfie; TDK’deki karşılığı ile öz çekim…

Ancak bu tutku zaman zaman bir facia ile sonuçlanıyor.

İlginç fotoğraf kareleri yakalayıp sosyal medyada dikkat çekmek isteyen bazı kimseler, bu heveslerinin kurbanı olabiliyor.

Geçtiğimiz haftalarda Urfa Kalesi’nde poz verirken 40 metreden aşağı uçuruma yuvarlanarak hayatını kaybeden bir adamın haberi basına yansımıştı.

Feci bir şekilde can veren Halil D.’nin görüntüleri YouTube’da 2 milyon tıklanma oranına ulaştı. Bu görüntülerin yayılmasından sonra Halil D.’nin 16 yaşındaki kızı S.D. de aynı yerde 10 metre yükseklikten düştü ve yaralandı yakın zamanda. 

Amcası, “Kardeşimin düşme görüntüleri defalarca yayınlandı. İzleyen çocukları içine kapandı. ‘Babam nasıl düşmüş, oraya gideceğim’ diyordu” sözleriyle olayı anlatıyor.

Gazete Habertürk'ten Hüseyin Şentürk'ün haberine göre uzmanlar, sosyal medyada milyonlarca defa paylaşılan görüntünün aileyi olumsuz etkileyeceğini söylüyorlar.

Prof. Dr. Özgür Yorbik, “Çocuklar için travmatik hatta kalıcı etkileri olabilir. Model alıp uygulayabilir, ancak bu görüntülere duyarsızlaşabilirler de” diyorç

Prof. Doğan Şahin de, “İzleyen insanın travmatize olmaması mümkün değil. İnsanların bu haberlere gülerek tepki vermesi de aslında bir defans” görüşünü dile getiriyor.

Prof. Dr. Sunar Birsöz ise, “Baba, çocukların idealize etiği, koruyan-kollayan bir insandır. Böyle görüntülerin izlenmesi, paylaşılması çocuğu olumsuz etkiler. Utanma, öfke, sıkıntı gibi duygular yaratır. O yüzden böyle görüntülerin kişi mahremiyetine girmesi lazım” yorumunu yapıyor.