Mar 02 2018

Robert Fisk: Erdoğan binlerce Türk'ün soyağacını neden çıkardı?

E-devlet üzerinden milyonlarca kişinin soyağacına erişimin sağlanması soru işaretlerini de beraberinde getirdi. 

Böylesi bir uygulamanın ne tür bir motivasyonla yapılmış olabileceğine dair sorular, yabancı medyanın da gündeminde.

İngiltere merkezli yayın yapan the Independent Gazetesi deneyimli muhabiri ve köşe yazarı Robert Fisk de bu soruyu soranlardan. 

Yazının satırbaşları şöyle:

2003 yılında, genel yayın yönetmeni olduğu Ermeni gazetesi Agos'un kapısının önünde 2007'de katledilen Hrant Dink, Türk hükümetinin gizli bir şekilde kayıtlardaki azınlıkları fişlediğini yazmıştı.

Sadece Türkiye'de bir vatandaşın kimliği ulusal güvenlik meselesi. Bundan dolayı, Ankara'daki nüfus müdürlüğü bugüne dek kapalıydı ve detayları bir devlet sırrıydı. Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Türklük' tanımı, Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes içindi. Türkler, net bir etnik kimlikten, bozulmamış azınlık ırklardan ya da safi bir nesepten geliyordu. Bu, nedenledir ki Naziler Atatürk'ün cumhuriyetini övgülere boğmuş ve gazeteleri ölümünün yasını siyah çerçeveli başlıklarla ön sayfadan duyurmuştur.

Hepsinden öte, Hitler Polonya'yı işgalinden önce birkaç röportajda ve generallerine, Ermenileri kim hatırlıyor diye soracaktı. Atatürk, Ermenisiz bir Türkiye'yi miras olarak aldı, tıpkı Hitler'in destekçilerine Yahudisiz bir Avrupa sunmaya niyetlenmesi gibi. 

1915'te gerçekleşen, 1 milyon 500 bin Hıristiyan Osmanlı vatandaşının 20. yüzyılın ilk endüstriyel holokostunda yok edildiği Ermeni Soykırımı bugün Türkiye hükümeti tarafından inkar ediliyor. Neredeyse tüm Ermeni toplumu yok edildi. Edilmedi mi yoksa?

Nüfus kayıtlarının online bir soyağacı databasei üzerinden birdenbire açılması karşısında afallayan Türkler'in aşırı ilgisi nedeniyle sistem saatler içinde çöktü. Çok sayıda Türkün, aslında Ermeni ya da kısmen Ermeni hatta kısmen Rum ve Yahudi olduğu ortaya çıktı.

Kayıtlar, bu kişilerin aileleri aracılığıyla hala hayatta olduğunu gösterdi. Şu ana kadar, en azından Sultan Erdoğan'ın darbe sonrası otokrasisinden önce, binlerce Türk geçmişleri hakkında rahatça konuşabiliyordu. Ermeniler'in toplu katliamı ve tecavüzleri arasında, pek çok Hıristiyan ailenin İslam'a dönerek koruma aradığını biliyordu. On binlerce Ermeni kadın da, evlilik için Türk ya da Müslüman Kürt erkeklere verildi. 

Çocukları Müslüman olarak büyüdü ve kendilerini Türk olarak gördüler ancak çoğu zaman yarı Ermeni olduklarını biliyorlardı.

On binlerce Ermeni yetim, Müslüman okullarına yerleştirildi, Türkçe konuşmaya ve adlarını değiştirmeye zorlandı. O okullardan en büyüğü Beyrut'taydı. 

Soyağacı uygulamasından sonra yaklaşık dört milyon Türkiye vatandaşı, aile şeceresine ulaşmak isteyince sistem çöktü ve sonra yeniden düzeltildi. Ermeni nüfus uzmanı George Aghjayan'a göre, sekiz milyon Türk soyunu öğrenmek istedi ki bu da Türkiye nüfusunun yüzde 10'u. 

Dökümanlar şüpheli ve eksik olabilir. Ermeni ataları Türk/Müslüman olarak kaydedilen çok kişi var. 1915 soykırımının ardından, isimler Müslüman isimlerine çevrildi ancak ailelerinin Hıristiyan isimleri de gösteriliyor. Her zaman çelişkiler ve bilinmeyen detaylar olmaya devam edecek. 

Çok sayıda Osmanlı sicil memuru, doğumların doğru detaylarını vermedi. Türk yetkililer, yakınlarda doğmuş bir bebeğin doğum tarihi olarak kendilerinin o bölgeye varış tarihini yazabiliyordu. Lübnan ve Suriye'de, kökenleri ne olursa olsun, hala yüz yaşını aşmış ve aynı doğum tarihine sahip kişiler var. 

Peki Türkiye bu kayıtları neden paylaşıyor? Erdoğan bir keresinde, Türklerin Yahudi, Ermeni ve Rum olmakla 'suçlandıklarını' söylemişti. Peki, atalarının Ermeni ya da 'dönmüş' olduğunu öğrenenler için nasıl bir risk var? Düşünün: safkan bir Türk olduğunuzu düşünüyorsunuz ancak safkan bir Ermeni çıkıyorsunuz. 

Gazeteci, Serdar Korucu Al-Monitor'e, birkaç yıl önceki tolerans atmosferi olsa, devletin kendini bir varoluş mücadelesi içinde saydığı mevcut durumda komplo teorilerinin bugünkü kadar güçlü olmayacağını söylüyor. 

Dink, Rumların bir, Ermenilerin iki ve Yahudilerin üç olarak kodlandığını söylemişti 2003 yılında. 

Ermeni köşe yazarı Hayko Bağdat ise, toplumun, Ermeni soykırımı zamanında dinen İslamı kabul etmeye zorlandığı gerçeğini kabul etmeye hazır olmadığını söylüyor ve Diyanet İşleri Başkanı olarak görev yapan Lütfi Doğan'ın abisinin Ermeni bir piskopos olan Sinozk Kalutstyan olduğunu anlatıyor. 

Belki de iki milyon Türkün Ermeni büyükanneleri var. Ancak onların soykırımın asla vuku bulmadığına inanmaları gerekiyor.