Mustafa Kılıç
May 19 2018

Erhan Yazıcıoğlu: Kaderimizle oynayan insanların haddini bilmesi lazım

Usta oyuncu Erhan Yazıcıoğlu geçtiğimiz hafta ‘Sahnede 50 Yıl’ını görkemli bir törenle kutladı. Geceye birbirinden ünlü isimler katıldı. O görkemli gecenin ardından Yazıcıoğlu Ahval’e adeta içini döktü. Yazıcıoğlu ile sanatı, siyaseti, toplumu ve vefasızlığı konuştuk.

Yazıcıoğlu, iktidar ve muhalefetin kültür sanat programının olmamasını eleştirdi: ‘‘Ülkemizde sanat gelişseydi savaşlar olmazdı, çocuklarımızın ölü bedenlerini dağlardan toplamazdık’’.

Usta oyuncu, muhaliflerin kurduğu Millet İttifakı’nın dışında bırakılan HDP için ise ‘’Yapılan haksızlıktır. O partiye oy verenleri dışlamaktır’’ şeklinde konuştu.

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde  ‘‘Sahnede 50 Yıl’’ınızı kutladınız. Nasıl hazırlandınız?

Sahnede 51. yıla girdim. Bu projeyle sahnede neler yaptığımı görmek istedim. Meğer o kadar çok şey yapılmış ki, 100’den fazla oyunda yer almışım. Sahnede yayınlanan belgeseli hazırlarken ‘a bunu da mı yapmışım? Bu oyunu da mı oynamışım’ şaşkınlığını yaşayarak hazırladık belgeseli...

Fotoğrafları toplamak, fotoğrafları görürken yaşadığım duygular hepsini tarif etmek oldukça zor. Ama o anlar bize bir nostalji yaşattı. Sanatçı arkadaşlarım destek oldular. Volkan Severcan ve Perihan Savaş gecede sunuculuk yaptı.

Yeşim Salkım, Nurseli İdiz, Elif İdiz, Zihni Göktay, Ayça Varlıer, İlhan Şeşen, Nilgün Belgün ve birçok dostum sahne aldı. Katılan sanatçı dostlarım kısa kısa anekdotlarla beni yaşarken andılar... Bu tür organizasyonların yaşarken yapılması daha anlamlı. Öldükten sonra yapılmasının bir anlamı yok bence... Bu organizasyon geriye bakmamızı da sağlıyor.

Sayısız sahne aldınız. Hepsini teker teker arşivlediniz mi? Toparlamak zor olmadı mı?

Hayır not tutmamışım. Resimleri saklamışım. Resimlerin yıllarını bile zar zor hatırladım. Bizde olmayan resimleri arşivden çıkardık. Şaşırdığım resimler oldu.

Ne kadar sürelik bir çalışma oldu?

Bir hafta on günlük bir hazırlık sonrası sahneledik.

Bunun dışında var mı projeleriniz?

Volkan Severcan Tiyatrosu’nda oynuyorum. Kendi tiyatrom beni davet etmedi. Volkan Severcan benim eski çocuğumdur, baba der bana, onun tiyatrosuna katkıda bulunuyorum. Güzel oyunlar seçiliyor. Bu sene Çehov Kabare oynadık. Seneye de Shakespeare Kabare yapmayı planlıyoruz.

50 yılı deviren bir sanatçı olarak. Türkiye’de sanat yapmak nasıl bir şey anlatır mısınız?

Çok güzel bir soru sordun. İlk yıllarda bunu pek fark etmedim. Ama son yıllarda birilerine bir şey öğretmeye çalışırken bunun zorluğunu çok çok fark ettim. İliklerimde fark ettim. Çünkü bütün hükümetlerin her alanda programları vardı fakat sanata ilişkin bir programı yoktu. Hiç sanatı önemseyen bir hükümet ortaya çıkmadı.

Her şeye rağmen bu sahnem için kültür bakanlığının bizden bir şey istiyor musunuz diye sorması büyük bir jestti. Daha önce hiç rastlamadığımız bir davranıştı. Yıllar önce hastalandığımda İsmail Cem Kültür Bakanı’ydı bir tek o arayıp ‘‘Devlet yanınızdadır, ne emrederseniz yaparız’’ demişti. Bende ‘‘Her şeyim var bu anı bana yeter’’ demiştim. Hala telgrafını saklıyorum.

Hiçbir hükümet bir sanat politikası gütmedi. Oysaki ülkelerin en büyük gelişim nedeni sanattır. Sanata destektir, verilen değerdir. Ne yazık ki bu yıllar içerisinde bunu görmedik. Görseydik çok daha başka yerlerde olurdu tiyatro sanatı ve diğer sanat dalları...

Sanatçılar olarak kendi kendimize ayakta kalmıştık. Ufak tefek isteklerle yetindik, boyun eğdik bize verilen küçük ödüllere... Halbuki hükümetler gelir gelmez önce sanat politikasını güçlendirselerdi bu ülke bugün başka yerlerde olurdu.

erhan yazıcıoğlu

 

Hükümetler sanata önem verseydi bu ülkede ne gibi şeyler değişirdi?

En başta çocuklarımız, gençlerimiz uyuşturucu kullanarak bu dünyadan göçüp gitmezdi. Ben her zaman söylüyorum; sanata verilen değerle bu ülkenin çıkışı eş değerdir. Gençlerimizi kurtarmak istiyorsak sanatın herhangi bir koluyla uğraştırmamız lazım... Meslek olarak seçmeyebilirler ama hobi olarak yapmaları sağlanmalıdır. Sanat tutku haline gelirse kötülüğe sapmazlar. Bunlara dibine kadar inanarak söylüyorum.

Türkiye’de ne zaman kültür sanata hükümetlerin daha fazla önem vermesi gerektiği söylendiğinde şöyle bir cevap alıyorsunuz.  ‘‘Kardeşim ülkemizin bir sürü derdi var. Yedi düvele karşı savaş veriyoruz. Siz sanat mı diyorsunuz?’’ gibi bir tepkiyle karşılaşılıyor.

Sizin bu tepkiye cevabınız nedir?

Asıl özü burada... Onlar zamanında sanata önem verseydiler o savaşlara gerek kalmazdı. Kendi aralarındaki fikir ayrılıkları olmazdı. Sanatla yoğrulmayan bir toplumun ne hale geldiğini en iyi biz görüyoruz. Bu eksiği neden hala görmüyorsunuz da böylesine aptalca bir cevap veriyorsunuz. Ya bu tamamen salakça cevaplar.

‘Ay bizim çok işimiz var’ Allah Allah... Yani benim çocuğumun ateşi çıkacak ama yok benim daha önemli işlerim var gibi bir şey...

Sen önce çocuğunun ateşini indir, toplumun ateşini indir. Bu toplumun ateşi ancak sanatla aşağı çekilir. Bunu anlamak için alim olmaya gerek yok. Zalim olmak hiç gerekmiyor.

Ülkemizde sanatın lüks tüketim gibi görülmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şehir ve devlet tiyatrolarının biletleri ucuz... Özel tiyatrolarınki biraz pahalı...

O da özel tiyatroların masrafı çok fazla bir de alınan verginin fazla olmasından kaynaklanıyor.

Devlet bu tiyatro biletlerinde vergiyi kaldırsa çok mu zarar eder?

Devlet sanattan feyz alır ve sanattan vergi almamanın gururunu yaşar. Kitaptan ve sanattan vergi alınmamalı... Sanatın hiç bir kolundan vergi alınmazsa insanlar daha fazla sanata yönelir. İnsanlar sanat yerine televizyona yöneltirsen uyutmaya devam edersin.

‘Büyük aşkım tiyatro büyük üzüntüm yine tiyatro’’ demiştiniz. Hâlâ aynı düşüncede misiniz?

Zaman geçtikçe pekişti iyice... Bu tiyatronun 100 yılının 50 yılında yer alan biri olarak ve bütün hastalıklarını burada yaşayan biri olarak bu özel gecede destek almadığımı da itiraf ediyorum. Tüm maddi ve manevi desteği teknik ekipten arkadaşlarımdan aldım.

Tiyatro camiasının nankör olduğunu biliyordum ama bu kadarını bilmiyordum. Belediyenin de bu kadar cimrileşeceğini bilmiyordum. Önümüzde seçim var trilyonlar sokaklara dökülüyor benden küçücük masrafları esirgediler ve kendi cebimden hallettim. Kimseye tenezzül etmeden kendi gecemi kendim yapıyorum. Bilet satmadım, bu geceden hiçbir gelirim yok. Salonun kirasını bile kendim ödeyeceğim.

"Sözlerini tutamayanlar ciğerimi yedi" şeklinde bir açıklamanız olmuştu. O sözlerin tutulmaması devam ediyor sanırım...

Ne yazık ki devam ediyor. Bir tek tesellim kültür bakanlığı ilgi gösterip ‘’bir emrin var mı’’ demeleri beni çok şaşırttı. Onun dışında herhangi bir gelişme yok.

Türkiye’de gündem çok hızlı değişiyor. Son olarak bir erken seçim kararı alındı. Bir sanatçı olarak sizi de etkiledi mi?

Hayır herhangi bir etkisi olmadı. Esnafların hoşuna gitti. Birçok esnaf arkadaşım var onlar ‘’iyi ki erkene alındı’’ yorumunu yapıyorlar. Ben zaten faal hayatımı aşağı çekeceğim. Yılda  bir oyun oynayıp fazla da debelenmeyeceğim.

Dizi işlerinde  de oldukça seçiciyim, inanın bana Karadayı’nın altına düşen işlere bakamıyorum. Projenin biraz toplumsal olması lazım. Yapacağım işle adımın eş değer olması lazım.

Şu anki siyasi durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben ülkemdeki her meseleyle yakından ilgiliyim. Gençlere de bunu tavsiye ediyorum. Ülkenize sahip çıkın... Gerçekten yaşanmadık bir dönemi yaşıyoruz. Tüm dünyanın gözü bizim üzerimizde, biz çok değerli bir ülkeyiz. Kıskançlık gerçekten hat safhada... Bizim bir sevgilimiz var o da Atatürk ve Cumhuriyet’tir. Başka sevgilimiz yok. Biz özgürlüğü amaç edinen bir halkız.

O yüzden  bizim gelişmemizi istemeyen bir takım güçler var. Bizi piyon gibi kullanmaya çalışan güçler var, buna izin verenler, alet olanlar da var. Her şeye rağmen ülkemize sahip çıkalım. Demokrasi ve özgürlükleri ne kadar geliştirirsek o kadar güçlü bir ülke oluruz, gelişiriz. Kimseyi kınamıyorum, nabza göre şerbet verenler var, şerbeti kabul etmeyenler var, şerbeti çok rahat içenler var bu da demokrasinin bir gereğidir.

Siz hangi konumdasınız?

Şerbet içmeyenlerdenim... Yoğurdu üfleyerek yiyenlerdenim.

Toplum gibi siyasette kutuplaştı. Bir tarafta iktidarın kurduğu cumhur ittifakı diğer tarafta muhaliflerin oluşturduğu millet ittifakı... Muhalefet HDP’yi ittifak dışı bıraktı. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

HDP’nin dışarıda kalması haksızlık. Hoşuma giden durum ise Muharrem İnce ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir araya gelmesi, İnce’nin barış ve kardeşlikten yana olduğunu belirtmesi hoşuma gitti. Bunu kabul eden Cumhurbaşkanı’nın da tavrı hoşuma gitti.

Bunun dışında bir partinin dışarıda bırakmanın o partiye oy veren vatandaşların kabini kırabileceklerini de düşünmeleri lazım. O da bizim insanımız böyle bir ayrım yapılmamalıydı. Gel gelelim toplumu tahrik eden birileri var bunu biliyoruz. O insanın biraz gençlerin önünü açıp onlara imkan tanıması lazım.

Kendi partisinin altından gelen gençleri öne alması lazım. Herkes çekilmeyi zamanında bilmeli... Ben de gençlere bıraktım yerimi... Biraz yosun tutanları ayırmak lazım ki var yosun tutanlar...

Metal yorgunluk tabirinden farklı bir tabir ama o yosun tutanları ayıklamak lazım diye düşünüyorum.

Siz hangi ittifaka oy vereceksiniz?

Hayır onu söyleyemeyeceğim ama... Kendi kafamdaki demokrasiye göre oy vereceğim. Oy vermek için bin liralık uçak bileti aldım. Bodrum’dan gidip geleceğim. Kaderimizle oynayan insanların biraz haddini bilmesi lazım. Çekilmesi lazım...

Bir tarafta Cumhur İttifakı diğer tarafta Millet İttifakı ikisi de programlarını açıkladı fakat kültür sanata dair hiçbir şeye rastlamadık. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

24 Hazirana kadar yeni bir parti kuracağım ismi sanat partisi olacak. Ülkede yapılmayan tüm sanatsal faaliyetleri programıma alacağım. (Gülüyor) keşke bu şaka olmasaydı. Her gittiğim yerde bunu söylüyorum; Sanat, sanat, sanat...

Birazcık kompleksten kurtulup Atatürk ilkelerini okusalar inan bana çok daha iyi yerlere geleceğiz. Politikanın her alanını hesaplıyorsun neden bu hesaplamanın içerisine sanatı koymuyorsun.

Bir sözünüz var ‘’Eğer Anadolu’ya sanatı götürebilseydik çocuklarımızın cansız bedenlerini dağlardan toplamayacaktık.’

Bu gerçekten inandığım bir tez... Çünkü biz bu çocukların  zamanında ailelerini yönlendirebilseydik, aileleri de çocuklarını kurtaracaktı. Sanatı Anadolu’ya götürebilseydik o minicik bedenleri uyuşturucu tuzağına düşürmeyecektik, gençlerin bedenlerini dağlardan toplamayacaktık. Bu yaşananlara rağmen muhalefet ve iktidarın hâlâ programlarına sanatı koymaması utanılacak bir durumdur.