Ahmet Külsoy
Mar 11 2018

"İttifak yapmazsa muhalefetin Erdoğan’ı yenme şansı yok"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sandık başarısı için siyasi ortaklarını değiştirmeye devam ediyor. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 7 Haziran seçimler ardından ateşli bir Erdoğan savunucusu haline gelip başkanlık sisteminin yolunu açması; HDP’nin ise bu yolda bir engel oluşturması, Recep Tayyip Erdoğan’ı milliyetçi bir çizgiye attı.

Şu anda Türkiye’deki hakim milliyetçi atmosfer, muhalefeti de sarmış durumda. Bir anlamda tümü MHP çizgisine gelmiş partiler arasında bir yarışa tanıklık ediyoruz. Kürt meselesinde aynı düşünen bu partileri ayıran küçük nüanslar sadece.

Erdoğan’ın hedefi, MHP desteğiyle 50+1’i ilk turda yakalamak. Seçim sisteminde yapılan değişiklikler, Yüksek Seçim Kurulu’nun tam kontrolü, bunun çok yüksek bir olasılık olduğunu gösteriyor.

Böyle bir tabloda muhalefet ne yapabilir? Bu soruyu, çeçim sistemleri üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seyfettin Gürsel’e yönelttik.,

Gürsel, Türkiye’nin zor günlerden geçtiğini belirterek; CHP, HDP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin de seçim ittifakı yapması gerektiğini savundu.

“AKP kendisinden emin olmadığı için MHP’ye taviz verdi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendinden emin olmadığı için seçim ittifakı yaptığını söyleyen Gürsel, ittifaktan MHP’nin kazançlı çıktığını ifade etti.

Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimi için MHP’yi baraj kabusundan kurtarmaya dünden razı olduğunu ifade eden Gürsel, seçim sistemiyle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“Ama aynı zamanda 1983-1995 arasında yürürlükte olan daraltılmış seçim çevreleri sistemini (en fazla 6 milletvekili) bu vesileyle geri getirmek istiyordu. Daraltılmış seçim çevreleri düşük oy oranlarında kalsa bile AKP’nin parlamentoda çoğunluğu garanti altına almasını sağlayacaktı. Ancak bu sistemde MHP’nin milletvekili sayısının grup kurmak için gereken 20’yi bile bulması çok zor olurdu. Aslında AKP daraltılmış seçim çevreleri ile parlamentoda çoğunluğu garanti altına alabilirdi. Yaptığım simülasyonlar yüzde 37’lik oy oranı ile bile bunun mümkün olabileceğini gösteriyor. Ama öte yandan bana öyle geliyor ki AKP, cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan’ı ilk turda cumhurbaşkanı seçtirmek için seçmen desteğini yeterli görmüyor. Hatta ikinci turda bile risk olabilir. Bu bakımdan MHP desteğine şiddetle ihtiyacı var. MHP’nin daraltılmış seçim çevreleri tehdidini bu sayede bertaraf ettiğini düşünüyorum.”

Gürsel’e göre, insan hakları, demokrasi, parlamenter sistem için dört partinin; HDP, CHP, İYİ Parti, SP ittifakı zorunlu. Mesele bir koalisyon kurmak değil, ‘tek adam’ rejimine karşı seçim ittifakı:

“HDP barajı geçerse Doğu ve Güneydoğu’da milletvekili çoğunluğunu alır. Tabii HDP batı bölgelerini de önemsiyor. Batıdan; İstanbul, İzmir ve diğer büyük illerden milletvekili çıkarmak istiyor. Seçim çevreleri daraltılmadığı için HDP şanslı. Ama barajı geçemezse, Doğu ve Güneydoğu’daki milletvekillerinin yüzde 90’ı AKP’ye gider. AKP de bunu umuyor, beklentisi bu yönde. Bu durumda HDP barajın altında kalmamak için ittifakın bir parçası olmak zorunda.”

HDP’nin baraj altında kalması halinde çok ciddi meşruiyet sorunu yaşanacak diyor Gürsel, çünküHDP Kürt sorunu ile irtibatlı tek parti.

seyfettin gürsel

Kürt sorununun barışçıl şekilde çözümlenmesi için vazgeçilmez bir unsur olan HDP’nin Meclis’te olması şart. HDP Meclis’te olmadığı, temsil edilmediği zaman büyük sorun çıkacağını savunuyor Gürsel ve ekliyor:

‘‘Bu nedenle HDP parlamento temsilini riske atmamak, ittifakın bir parçası olmak zorundadır. Barajın altında kalırsa Kürt sorununun barışçıl çözümü bir başka bahara kalır. Kimle yapabilir, herhalde CHP ile. Ama CHP bu ittifaka yanaşır mı, onu bilmiyorum.
Burada gevşek bir ittifak politikası var. Ortak koalisyon programı olması gerekmiyor. Sadece bir protokolle Yüksek Seçim Kurulu’na başvurmak yeterli.

Protokolde; ‘Biz Meclis’te demokrasiyi, insan haklarını güvence altına almak, parlamenter sisteme geri dönmek için ittifak yapıyoruz’ demeleri yeterli. Bu konuda CHP ve HDP’nin ayrıldığı nokta yok. Bunun ötesinde elbette önemli görüş ayrılıkları var.’’

İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin barajın altında kalma riski olduğuna işaret eden Seyfettin Gürsel, bu iki partinin parlamentoda temsil edilmek için  en azından ikili ittifak yapmanın yolunu araması gerektiğini söyledi.

Ancak Gürsel’e göre, daha iyisi elbette tüm muhalefet partilerinin ittifak yapması:

‘‘Bir kez daha tekrarlamak gerekirse böyle bir ittifakın ortak noktaları; insan hakları, demokrasi, parlamenter sisteme geri dönüştür. Bu noktalarda anlaşıyorlar. Bu kadarını bir protokole yazıp YSK’ya bildirmeleri yeterli. Ancak AKP ve MHP’nin çok sert eleştirilerine maruz kalacaklardır. İttifakın amacını, sınırlarını seçmenlerine iyi anlatmaları gerekir, bunu yapabilirler mi bilmiyorum. Yapabilirlerse parlamenter rejime, çoğulcu Meclis’e dönüşün yolu açılmış olur.

Bu ittifak cumhurbaşkanlığı seçimi için de düşünülebilir. Ama bu noktada baştan ortak bir aday bulmak gerekiyor, bu olmazsa ikinci tura kalacak adayın daha baştan iyi seçilmesi şart. Bu da kolay iş değil.”

Gürsel’in seçim matematiği hesabı ise şöyle:

Kasım’da AKP 317 milletvekili çıkarmıştı. Milletvekili sayısı 327’ye yükseliyor. MHP 40 milletvekili çıkarmıştı. Milletvekili sayısı 43’e yükseliyor. Cumhur ittifakının ekstra 13 milletvekilinin 12’si CHP’den, 1’i HDP’den geliyor.

7 Haziran’da AKP düşük (yüzde 41), MHP yüksek (yüzde 16) oy almış; 1 Kasım’da ise AKP yüksek (yüzde 49), MHP düşük (yüzde 11) oy almıştı. Ekstra milletvekili sayısı her iki durumda da abartılı değil. Yani ittifak sanıldığı kadar sonuca etkili olamıyor.

MHP’nin oyları düştüğünde ekstra milletvekili sayısı da düşüyor. Bu önemli; gelecek seçimde oy oranı tahmin edildiği gibi yüzde 6-7 arasında kalırsa milletvekili sayısı çok düşük kalabilir. İttifak sadece baraj sorununu çözer.

Muhalefet partileri ittifak yapabildiği takdirde, örneğin CHP-İYİ Parti, Cumhur ittifakının ekstra milletvekili sayısının çok büyük ölçüde buharlaşacağı açıkça belli oluyor.

İYİ Parti ve SP’nin, CHP ile ittifak yapamazlarsa baraj altında kalacakları anlaşılıyor. Bu durumda Cumhur ittifakının ekstra milletvekili sayısı yukarıda görüldüğü gibi yine sınırlı kalıyor.

HDP baraj altında kalırsa çıkarabileceği 40 civarında milletvekilinin ezici çoğunluğu AKP’ye gider.

Bu bilinen bir durum. Seçim sonucunu etkileyecek kritik iki parametre AKP’nin oy oranı ve HDP’nin barajı geçip geçemeyeceğidir.