Mustafa Kılıç
Şub 09 2018

Oyuncu Balamir Emren: En büyük hayalim, James Bond’u oynamak

2007 yılında bir reklam filmiyle oyunculuk sektörüne giren Balamir Emren Akasya Durağı, Böyle Bitmesin, Aşkın Bedeli, Sinekli Bakkal, Mahşer, Duvar gibi dizilerde rol aldı. Son olarak yılbaşından final yapan Dolunay dizisinde rol aldı.

Emren, şimdilerde ocak başında çekimleri başlayan mart sonu gibi vizyona girecek olan Bordobereliler Afrin adlı bir militarist sinema filmiyle karşımıza çıkacak.

Emren’le hem Zeki Alasya ile anılarını, dizilerin uzunluğunu ve asker temalı Bordo bereliler Afrin’i konuştuk. TSK desteğiyle çekildiğini belirten Emren, filmde bol aksiyon olduğunu belirtti. Girişi fazla uzatmadan İstanbul Boğaziçi Sanat’ta gerçekleştirdiğimiz Balamir Emren, röportajıyla baş başa bırakıyorum.

Sektörde yakışıklı olmak tek tip karakterlerin verilmesine neden oluyor demişsiniz. Hâlâ aynı fikirde misiniz?

Oyunculuk sektöründe yakışıklı olmak komedi projelerinde yer almanızı engelliyor. Komedi projelerinde tercih edilmiyor yakışıklı oyuncular. Genel olarak bahsediyorum. Ama istisnalarda var tabi... Ahmet Kural gibi... Hem yakışıklı hem de komedi projelerinde yer alıyor. Oldukça da başarılı.

Yakışıklı olmak dezavantaj mı?

Yakışıklı olmanın hem avantajı hem de dezavantajı var. Yetenekle Allah vergisini birleştirince çok şanslı olacağınız gibi komediye de bir o kadar uzak olunabiliyor. Daha tek tip karakterlerde oynatmaya çalışıyorlar.

Bunu engellemek içinde seçimleri düzgün yapmak zorunda kalıyorsunuz. Ben  komedi projelerinde yer almayı çok istiyorum.

Zamanında komedi dizisi olan Akasya Durağı’nda yer almıştım ama komedi yönümü pek gösterememiştim. O zamanlar sektöre henüz yeni adım atıyordum. Şuan  bir komedi projesinde yer alsam çok iyi performans göstereceğimi biliyorum.

Peki avantajı var mı?

Komedi dışındaki projeler için yakışıklı olmak bir avantajdır. Türk yapımlarında genelde buna önem veriliyor.

2007 yılında ilk reklam filminden sonra  eğer dizi gelmeseydi oyunculuktan vazgeçeceğinizi söylemiştiniz. Şu anki ruh haliniz nasıl?

Şu anki ruh halim mesleğim açısından olumlu. Bir daha dünyaya gelsem kesinlikle bu işi yapmak isterdim. Ama ticarete de ilgim var, gıda sektörüne de ilgim var.

Mutfağı çok seviyorum. İkinci bir iş yapsam gıda ile ilgili bir iş yapmak isterdim. İşin mutfağına özellikle ilgim var. Soruna dönecek olursak 2007 yılında oynadığım ilk reklam filmi sonrası dizi teklifleri gelmeseydi bu sektörü tamamen bırakmayı düşünüyordum.

Oyunculuk konusuna pek sıcak bakan biri değildim. Yakın çevrem tarafından ikna edildim. Şimdi düşündüğümde neden sıcak bakmadığıma da pek bir anlam veremiyorum. Şu an iyiki bu işin içerisindeyim diyorum.

Başladığın bu oyunculuk macerasının neresindesin?

Mesleki olarak mutlaka eksikliklerim vardır. Bu zamana kadar eğitim anlamında kendime bir şeyler katmaya çalıştım ama çok şey katamadığımı da düşünüyorum.

İlerideki planlarım arasında Türkiye’de dizi anlamında bir iş daha yapıp birkaç yıllığına Amerika ya da İngiltere’de oyunculuk eğitimi almak istiyorum. Ülkemiz içerisinde buna pek zaman bulamadım. İlk fırsatta bu düşüncemi hayata geçirmeyi planlıyorum.

Dolunay dizisinde rol aldınız. Dizi ilk zamanlar iyi reyting alırken bir süre sonra reytingleri düştü ve yılbaşı gecesi final yaptı. Bir dizinin erken final yapması bir oyuncuyu nasıl etkiler?

İlgi ve beğenilmek bizim için önemli şeylerdir. Türkiye’de bilinen bir şey var. Günü değiştirilen dizi artık bitti anlamına gelir. Bunu çevremdeki insanlardan da duyuyordum. Böyle bir algı var. Kanalın yaptığı gün değişikliği reytinglerimizi düşürdü.

Reytingin düşmesiyle final kararı alındı ve dizi final yaptı. Birde romantik komedi projeleri uzun süreli olamıyor pek. 30-40 bölümü geçemiyor. Taş çatlasın 50 bölüm gidebiliyor. Tabi bir de sezon kavramı var. Eskiden kış ve yaz sezonu vardı. Şimdi sezon diye bir şey kalmadı. Bundan dolayı dizilerin 20-30 bölüm yayında kalması büyük başarı anlamına geliyor.

Oyunculuk dışında neler yapıyorsun?

Bir ara ticarete koyuldum ve elime yüzüme bulaştırdım. Bir buçuk iki sene sürdü ticari hayatım. Yakın zamanda da bitcoin’e yatırım yaptım. Ülkemizde herkes arsa alıp bir kenarda unutur ilerde yararını görür. Bende o mantıkla bitcoin aldım ve yararını gördüm. Hala ufak tefek alım satımlarım oluyor.

Balamir Emren
Fotoğraflar ve Video: Ahmet Arslan

Ne kadar kâr ettin?

Tam miktarını söylemeyeyim ama 20 kat kâr ettiğimi söyleyebilirim.

2015 yılında vefat eden usta oyuncu Zeki Alasya ile Akasya Durağı’nda rol aldın. Neler yapardınız?

Hayatımın en büyük şanslarından biriydi onunla aynı projede yer almak. Rahmetli Zeki Abi gibi birini tanıdığım için kendimi çok şanslı buluyorum. Sadece sektör içerisinde değil hayatımda gördüğüm en muhteşem insandır.

İş anlamında bana çok büyük katkısı oldu. Allah rahmet eylesin set aralarında oturur özel hayatını bile paylaşırdı benimle... Dizide oğlunu oynuyordum ama gerçekten baba oğul gibiydik. Muhabbetimiz çok koyuydu. Zeki Abi maddi manevi herkesin yanında olan biriydi. O vefat edince çok üzülmüştüm.

Usta oyuncuyla ne tür anıların oldu?

Bir gün biri sete geldi. Rahmetli Zeki Abi’ye borcu varmış. Borcunu ödemeye gelmişti. Öyle küçük bir miktarda değildi. Adamın onu getirmesi Zeki Abi’yi çok şaşırtmıştı. Zeki Abi dedi ki; ‘Ben genelde borç verir ama alamazdım. Sen binde bir kişiden biri olarak setimize gelip bunu verdin. ‘ dedi.

Zeki Abi birine bir şey verirken geri almayı düşünmeden verirmiş. Bu davranışı bende büyük bir çığır açmıştı. Her şeyi vermeye hazır almayı düşünmeden...

Böyle birini tanımış oldum. Normalde bu tür durumlar karşılaşmak pek mümkün değil...

Sektörü nasıl buluyorsun. Haksızlıklar var mı?

Her sektörde haksızlıklar var. Bizim sektörümüzde popülerlik olduğu için ayak kaydırmalar biraz daha fazla oluyor. Ayak kaydırıp bir yerlere gelenlerin düşüşleri de kolay oluyor.

Biliyoruz ki Türkiye’de dizi süreleri oldukça uzun. Bununla ilgili bir düzenleme bir türlü yapılamadı. Sen bu konuda neler düşünüyorsun?

Ben de her oyuncu gibi sürelerden şikayetçiyim ama elimizden bir şey de gelmiyor. Yapımcılarda bu konudan muzdarip ama çözüm bulmakta zor görünüyor. Sadece dijital yayınlarda süreler kısaldı.  

Sektöründe umudu dijital yayınlar oldu ama televizyonda buna çözüm bulmak zor gibi... Özetlerle birlikte akşam saat 20.00’da başlayıp 24.00’a kadar süren dizi çekiyoruz. Kolay bir şey değil ama umarım bir çözüm bulunur.

Hayalini kurdunuz bir karakter var mı?

James Bond’u oynamayı çok isterdim. Aksiyon sahnelerini çok seviyorum. Şuan çektiğimiz sinema filminde de öyle bir karakteri oynuyorum.

O zaman oraya gelelim. Bordo bereliler Afrin filminde rol alıyorsun. Operasyon 20 Ocak’ta başladı. Siz filmi çekmeye ne zaman başladınız?

Ocağın ilk haftası başladık çekmeye... Son üç günümüz kaldı. Filmin martın son haftası vizyona girmesi bekleniyor.

Nasıl bir karakteri canlandırıyorsun?

Hakan diye bir karakteri oynuyorum. Beş kişilik timin içinde yer alıyorum. Bölgeyi çok iyi tanıyan bir tim...

Klasik olarak kahramanlıklar, şakalar  sonrası operasyonu başarıyla tamamlıyoruz. Operasyonu başarıyla tamamlayıp Türkiye’ye dönen bir tim...

Filmden şimdilik bu kadar bahsedebilirim.

Balamir Emren
Balamir Emren - Fotoğraf: Ahmet Arslan

Özellikle böyle militarist projeler mi ilgini çekiyor?

Her Türk genci böyle duygularla yetiştirildiği için ilgimizi çekiyor. İstiyordum böyle bir proje, teklif gelince de hemen içerisinde yer almak istedim. Daha önce bu tarz bir projenin içerisinde yer almadım. Aksiyon işlerini seviyorum.

Özgürlüğün sizdeki tanımı nedir?

Benim için olmazsa olmazdır özgürlük... Hayatımın birinci kuralıdır. Özgür olmayan kişi yaşamasın... Benim için özgürlük paranın, pulun ve sevginin önünde bir şeydir. Bence her şeyden önemlidir. Özgür değilsen yoksundur.

Bir sanatçı olarak toplumsal sorunlarla ne derece ilgilisiniz?

Oldukça ilgiliyim... Genel toplumsal sorunlarla özelikle devlet büyükleri ilgili olmalı... Onları bu konuda teşvik etmemiz gerekiyor.

Mesela 500’ün üzerinde doğum yapan çocuk var. Bunlar hayatları çalınmış kız çocukları... Siz bu haberi okuduğunuzda neler hissettiniz?

Keşke okumasaydım diyorum öncelikle... Nasıl bir cezası olacak bilmiyorum ama bu konularda oldukça sinirleniyorum. Buna bir çözüm, yaptırım uygulanmalı. Çocuklarımızın çocukluklarını yaşaması gerekiyor.  Bununla ilgili yasalar acilen yapılmalı ve bu mağduriyetler giderilmeli. Bütün sanatçı dostlarımız da buna dikkat çekmeli...