Kas 29 2017

PYD Eş Başkanı Hasan Ahval'e konuştu: Rusya Soçi’ye katılmamızda ısrarlı

Suriye’de faaliyet gösteren Kürt partilerinden Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) yeni Eş Genel Başkanı Şahoz Hasan, IŞİD sonrası Suriye’nin istikrarlı olmayacağını söyledi.

Erbil-PYD’nin 27-28 Eylül 2017 tarihinde Rimêlan’da gerçekleştirilen kongresinde, Ayşe Heso ile birlikte PYD Eş Başkanlığına seçilen Şahoz Hasan, ismi bilinmese de Kürt siyaseti içinde eski bir kişi. Hasan, bölgede yaşanan gelişmeleri Ahval’e değerlendirdi.

IŞİD’in bitmeye yaklaştığı dönemde, İŞİD sonrası Suriye’de istikrar ve normalleşme ön görüyor musunuz?

Mümkün değil. Bizce İŞİD sonrası dönem oldukça tehlikeli. Terör kaynaklarını tümden kurutmak ancak düşünsel ve maddi anlamda atılacak adımlarla, terörist örgütlerin tekrardan türememesini garanti eder, ki bu da hem Suriye, hem bölge, hem de uluslararası toplumun en temel görevi.

Bu dönem kurt sürüsünden kopan kurtların ve uyuyan hücrelerin doğrudan uluslararası toplumun güvenliği üzerinde tehlike olacağı bir dönemdir.

Onun içinde kalıcı çözümden bahsetmek henüz çok erken. Siyasal örgütlenme de netlik ve Suriye krizinde bir sonuca ulaşmak kolay değil. Cenevre’de 7’nci kongre gerçekleşmiş olmasına rağmen, bizce henüz esas Suriye konulu Cenevre kongresi gerçekleşmemiştir.

IŞİD sonrası dönem için Suriye’yle aranızda askeri bir çatışma bekliyor musunuz?

Biz üçüncü çizgiye bağlı olarak hareket ettiğimizden ve bu çizginin gereklerine uygun olarak halkın temsilciliğini, bizzat Suriye halkının önemli sorunlarını gündemine alan bir yaklaşım gösterdik.

Onun için de bizim bölgemize terörist grupların girişi mümkün olmadı. Suriye halkının ve özellikle Kürt halkının iradesine karşı olan silahlı grupların girişini engelledik.

Bundan dolayı Suriye’nin diğer bölgelerinin aksine bizim bölgemizde her şey normal seyrinde ve sakin. Yüzbinlerce göçmen şiddete ve iç savaştan dolayı Suriye’nin diğer bölgelerinden bizim bölgelere geldi.

Umarım Suriye rejimi ile hiçbir çatışma olmaz, ancak belirtmeliyim ki bazı çevrelerin düşündüğü gibi, binlerce şehidi IŞİD’ten aldığımız bölgeleri Suriye rejimine teslim etmek için vermedik.

Eğer bizim bölgelere müdahale olması ve sivil vatandaşlarımızın mal ve can güvenliğini tehdit eden bir yaklaşım gelişmesi durumunda, biz de eli kolu bağlı seyredecek değiliz. Fakat genel anlamda bir çatışma durumunun yaşanacağını düşünmüyoruz. Toplumda da rejimin tekrar dönmesine yönelik bir talep yok ve kimse istemiyor. Bölge ve dünya koşulları da çatışmaya çok elverişli değildir.

Kürtlerin de içinde olduğu birçok taraf, kuzey Suriye ya da Rojava da gerçekleşecek seçimler için katılan taraflar arasında denge sorunları olduğunu iddia ediyorlar bu konuda ne düşünüyorsunuz?

O tarafların hepsine söyledik, seçimler karşısında şüpheleri olmakla birlikte, ifade ettikleri biçim, sebebi ne olursa olsun ve iddia ettikleri gibi toplumsal desteklerinin olduğunu belirtiyorlar.

Biz kendilerine bildirdik özerk yönetim içerisinde ilgili yasal kurumlara başvurun ve sandıkları yargı yoluyla ve seçim sürecini hem iç gözlemciler, hem Kürdistan, bölge ve uluslararası gözlemciler denetiminde yapalım.

Bizce sorun onların belirttiği gibi değil. O taraflar sürekli şüpheler yaratmaya ve gerçekleri çarpıtmaya çalışıyorlar. Oldukça biçimseldir o taraflar ve her taraf için engel oluşturmayı kendilerine temel görev edinmişler. Şüphesiz elde edilen kazanımlar tüm rojava ve kuzey Suriye bileşenlerinin kazanımlarıdır.

PYD Eş Genel Başkanı Şahoz Hasan
PYD Eş Genel Başkanı Şahoz Hasan

Sizce bölge seçimleri beraberinde uluslararası bir tanıma sürecini beraberinde getirir mi?

Birleşmiş Milletler’in ölçüleri ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları Suriye krizinin çözümü içerisinde özerk yönetimi destekliyor.  Ayrıca terör ve zulümden kurtulan bu bölgelerdeki özerk meclisleri destekliyor.

Seçimlerin gerçekleştirilmesi diğer bileşenlerin temsilcileri ile siyasi parti ve diğer güçlerle ortak atılan meşru bir adımdır. Bu seçimleri yapmanın nedeni de Suriye krizinde bir çözüm kapısı aralamaktır ve Rojava ve kuzey Suriye’de bu çözümün önemli bir parçasıdır.

Şu ana kadar 82 devlet Rakka’nın sivil meclisini tanıdı ve yardımlarda bulunuyorlar.

Bu yardımlar yoluyla diğer bölge meclisleri ile, bu Federatif Kuzey Suriye ile olur ya da diğer ülkelerle olur inisiyatifli olabilmeli ki, tüm ihtiyaçlarını karşılayabilsin.

Türkiye Afrin’e saldıracağı yönünde tehditlerde bulunuyor, sizce olası Türkiye saldırıları karşısında Rusya Afrin’i koruyacağı yönünde taahhütlere bağlı kalır mı?

Bana göre önemli olan soru şu; Türkiye niye Afrin’e ve tüm Rojava’ya saldırı tehdidinde mi bulunuyor?

Bana göre, tüm tarafların Türkiye’nin tüm Suriye’ye karşı saldırıları ve emellerine karşı durması, olumlu bir adım olacaktır.

Bununla birlikte, Rusya’ya rağmen Türkiye Afrin’e saldıramaz. Şu anda Suriye Doğu ve Batı Fırat olmak üzere iki hegemon bölgeye bölünmüş durumda.

Batı Fırat tamamı ile Rusya’nın etki alanı içerisinde. Türkiye’nin Afrin’e yönelik yaptığı tehditlerin amacı, Suriye’deki demokratik çözüm projemiz olan demokratik federasyonu engellemek ve bunun yerine kendi çözümünü dayatmaktır.

Türkiye’nin olası bir saldırısı karşısında, Rojava’daki Amerikan güçleri sizi savunur mu?

Belirttiğim gibi Batı Fırat bölgesi Rusya’nın egemenlik alanı ve eğer Rusya, Türkiye’ye yeşil ışık yakmasaydı, Türkiye’nin Cerablus, El Rai, El Ezaz ve El Bab’a girmesi mümkün değildi.

Fakat eğer Türkiye saldırsa da, kendimize olan güvenimiz tam ve iyi biliyoruz ki, bu saldırıların sonucu Türkiye için büyük bir facia olur.

Dolayısıyla çokta uzak değil, Türkiye kendi içinde de büyük bir iç tsunami ile karşı karşıya kalabilir.

Başta Kürtler olmak üzere, Türkiye halkları Erdoğan’ı öcü olarak görüyorlar. Yine esas şüphe ile bakılması gereken bir seçim varsa o da Türkiye’de olağanüstü koşullarda gerçekleşen seçimdir.

Basında yer alan haberlere göre sizin de Soçi'de yapılacak olan kongreye katılacağınız belirtiliyor. Sizin Suriye’nin geleceğine ilişkin projeniz nedir? Siz Suriye’de federal sistemin kurulmasında ısrarlı mısınız?

Sorun ısrar ve siyasi inat meselesi değil. Esasta Suriye birkaç konfederal devletten oluşmuştur. Tabi biz 80 yıl ya da biraz daha fazla geçmişten bahsediyoruz.

Eğer Suriye egemen bir ülke olarak kalmaya devam etmek istiyor ve bölgede ve dünyada etkili olmak istiyorsa, o zaman Suriye halklarından oluşan geniş bileşimi görebilmeli.

Çünkü Suriye birçok etnik ulus, din ve mezhepten oluşuyor. Coğrafik federasyon çözümünden kastımız sadece Kürt sorununun çözümü değil, aynı zamanda kalkınma ve iktidarın merkez ile çevre arasındaki paylaşımıdır.

Biz Soçi’de gerçekleşecek olan kongreye katılacağız. Sürekli Moskova ile de ilişki halindeyiz. Onlarda bizim Soçi’deki kongreye katılmamızda ısrarlılar. Biz de o temel de çözüm projemizi sunacağız ve tüm toplantı ve kongrelere katılımımız Suriye krizinin çözümünde oldukça önemli ve gereklidir.

IKYB’de gerçekleşen referandum sürecinde ne gibi dersler çıkardınız? Özellikle bağımsızlık konusu ve Amerika’ya olan aşırı güven konusunda ne söyleyebilirsiniz?

Eğer açık konuşmak gerekirse, Kürtlerin müttefikleri dar günde Kürtleri hep yüzüstü bıraktıklarının propagandası çok yapılır, ben buna çok değinmek istemiyorum. Fakat bizce ilk kez Kürtler müttefiklerinden vazgeçiyor. Örnek olarak son gelişen Kürdistan bölgesindeki olaylardır.

Gerekli olan dersleri hepimizin de alması lazım. Eğer biz inanacaksak ve bedel veriyorsak, o zaman bilinmeli ki ulus-devlet iflas etmiştir ve şimdiki sorunların çözümü için de uygun bir seçenek değildir.

Bize göre halklar konfederasyonu ve demokratik konfederalizm hem tarihsel açıdan, hem de Ortadoğu sorunlarının çözümünde iyi bir örnek çözümdür.

Son dönemde Demokratik Suriye Güçleri’yle yapılan anlaşma gereği Rakka’da IŞİD’li teröristlerin çekildiği söyleniyor. Bu anlaşma Amerika’li güçlerin bilgisi dahilinde mi oldu? Bu adımla amaçlanan şey ne? Birçok gözlemciye göre oldukça sürprizdi!

Demokratik Suriye Güçleri ile Uluslararası koalisyon bu konuyu yalanladı. Biz siyasi bir parti olarak askeri konularda konuşmayı askeri komutanların yapması gerektiği inancındayız

. Fakat mantıksal olarak olarak gerçekçi değil ve çok doğru olabileceği kanısında değiliz. Dolayısıyla kimse de inanmıyor? Ne Koban’i de, ne Girê Spi’de, ne Tebka’da, yine bu gün Derezor ve Doğu Fırat’ta böyle bir şey gerçekleşmedi ve gerçekleşmez.

Yine 125 gün boyunca Rakka operasyon sürecinde böyle birşey olmadı. Pekiyi neden böyle bir dönemde olsun ki, zaten İŞİD bitmek üzere!