Oca 24 2018

Suriye’de çözüm savaşta değil, etkili diplomaside

Türkiye’de ana akım ekran kanallarını Ortadoğu’yu bir kez dahi görmemiş, çatışmanın çeperinden dahi geçmemiş onlarca “akademisyen” ve “uzman” Türkiye’nin Afrin’e yönelik operasyonunu değerlendiredursun, Irak, Suriye ve Lübnan üçgenindeki politik hareketliliği sahadan bildiren gazeteci Hediye Levent ile son gelişmeleri konuştuk.

Aynı zamanda Evrensel Gazetesi’ndeki haftalık analizleri ile de okurların yakından takip ettiği Levent, “Türkiye,  bölgede askeri açıdan kazanımlar elde edebilir ancak bu kazanımların kalıcı olması için sürdürebilir bir politika ile desteklenmesi gerekiyor” dedi.

Levent’e göre, Rusya’nın, Türkiye’nin Afrin’e yönelik operasyona yeşil ışık yakması şaşırtıcı değil ve Rusya, Kürtlere, “ABD ile ilişkilerinizi sınırlayın” mesajı veriyor. Levent, son kertede,  tüm taraflar için “En kötü barışın en iyi savaştan çok daha iyi olacağı” görüşünde.

TSK’nın Afrin’e düzenlediği operasyonun amacı ne?

Afrin Operasyonu’nu, İdlib’deki gelişmelerle birlikte değerlendirmek daha sağlıklı olur diye düşünüyorum.

Çünkü, Afrin’e yönelik Türkiye’den yapılan resmi açıklamalar ve özellikle basında vurgulanan sınır güvenliği gerekçesi gibi koşulların sahaya bakıldığında pek de karşılığı yok gibi görünüyor.

Bu bağlamda, Türkiye sınırından bakıldığında, Suriye içinde Kürtlerin, varlık gösterdiği bölgeyi ikiye ayırabiliriz.
Biri Fırat’ın Doğusu, diğeri de Fırat’ın Batısı. Yani Fırat Nehri’nin doğusu dediğimiz yer, Haseki’den başlıyor Fırat Nehri’ne kadar devam ediyor.

Fırat’ın Batısı dediğimiz yer de, Cerablus’tan başlıyor, Afrin ve idlib’e kadar uzanıyor.

Kürt siyasi ve silahlı grupların yoğunlaştığı bölge Fırat’ın Doğusu’nda kalan kısım. Kürt silahlı grupların ve siyasi oluşumların da etkin olduğu bölge özellikle Kamışlı ve çevresi.

Dolayısı ile Türkiye’nin vurguladığı gibi sınır güvenliği gerekçesi söz konusu ise “Fırat’ın Doğusu dururken neden batısına operasyon var” diye sormak gerekiyor.

Kamışlı dururken neden Afrin? Bu çerçevede, Afrin’deki gelişmeleri İdlip’den ayrı düşünmemek gerekiyor.

Rusya – ABD ve Kürtler arasındaki müttefiklik ilişkisini özetler misiniz?

 

Suriye’de yerel ve uluslararası aktörler var ve bunlar arasında kalıcı ya da geçici müttefiklik ilişkisi kurulabilir. Bu bir çıkarlar ilişkisidir.  2011’de Suriye’de çatışmalar başladığında; Kürtler, Özgür Suriye Ordusu gibi çatı örgütlerde yer almadılar, biraz daha farklı bir yöntem seçtiler.

Yerel Arap aşiretlerini ve Suriye’deki diğer aktörlerle müttefiklik ilişkileri kurdular. IŞİD faktörünü de göze alacak olursak var olmak için, diğer yerel grupları dikkate almak, gözetmek zorundaydılar.  

Uluslararası boyutuna bakacak olursak Rusya, Suriye’ye çok ciddi bir askeri ve siyasi yatırımlar yaptı. Aslında, Rusya’nın genel olarak Suriye’yi Ortadoğu’ya giriş kapısı olarak gördüğünü söyleyebiliriz.

Amerika’nın da Irak’a askeri, ekonomik ve siyasi yatırımları da söz konusu. Ancak, Arap Ayaklanması sonrası ortaya çıkan IŞID’le mücadele tüm taraflar için beklenmeyen sonuçlar ortaya çıkardı.  

Amerikalılar için İran’ın Irak’ta güçlenmesi çok hoşlanılacak bir durum değil. Diğer taraftan da Rusya’nın Suriye içinde askeri ve siyasi olarak bu kadar güçlü pozisyon alması ABD için yine hoş değil.

Genel olarak bakacak olursak yerel müttefiklerle ilişki kurma yöntemini seçti taraflar. Amerikalılar Kürtlere biraz daha yaklaştı.

Rusya da Kürtlerin ABD ile bu kadar yaklaşmasından haz etmiyor. Rusya Suriye’yi kendi bölgesi olarak görüyor, ABD’de de orada pozisyon almak istiyor.

ABD askeri olarak üs bırakacak mı? Suriye’de Irak benzeri bir askeri yapılanmaya gidecek mi? Bunlar belirsiz. Bugün itibari ile gördüğümüz bir şey var, Suriye’de uzun yıllardır devam eden vekalet savaşı bitmek üzere orada siyasi bir yapı kuruluyor.

Türkiye kendi desteklediği grupların Suriye’de, masada olmasını istiyor, Amerikalılar da kendi desteklediği grupların etkin olmasını istiyor. ABD ile Kürtler arasındaki ilişki güçlenirse ABD sahada askeri güç bulundurmadan Kürtler üzerinden etkin olacağını düşünüyor.

Türkiye’nin Rusya’dan yeşil ışık almadan Afrin’e operasyon yapması imkansız. Rusya Kürtlere şu mesajı verdi:

“Biz de sahadayız, bizim de çıkarlarımız var, eğer ABD ile bu kadar yakın ilişkiye girerseniz, sizi koruyamayabiliriz”.

Rusya Kürtlerin ABD politikasını gözden geçirmesini istiyor. Kaldı ki, birkaç yıl önce ABD’nin Suriye’de görünür olmaya başladığı dönemde, Suriye ordusu ve YPG arasında bir çatışma olmuştu.

YPG ve Suriye ordusu arasındaki bu çatışma, aslında, ABD ve Rusya arasındaki bir karşı karşıya gelmeydi. Onun ardından hemen Türkiye’nin El Bab operasyonu geldi.

ABD, o dönemde çekingen davrandı. Bugüne bakacak olursak, ABD neden beklenen desteği vermiyor? Çünkü, ABD için önemli olan bölge Haseki’den  Fırat Nehri’ne kadar uzanan petrol açısından da zengin olan kısım.

Ayrıca, ABD, Afrin’e müdahale ederse Rusya’yı karşısına alması lazım. Her ne kadar bilek güreşi yapıyor olsalar da karşı karşıya gelmek istemezler. Ayrıca ABD için Afrin Türkiye’nin tansiyonunu düşürmek için gözden çıkarılabilecek bir bölge.

Afrin verildi, İdlib alında gibi rivayetlere dair ne söylersiniz?

“Ver İdlib’i al Afrin’i” şeklinde anlaşma olduğuna dair söylentiler şimdilik  spekülasyondan ibaret. Ama durumun buraya geleceği yıllar öncesinden belliydi.

Suriye’de 2017 yılı başlarında Şam için İdlib öncelikli değildi, en önemli  bölge Halep’ti. Türkiye’nin garantörlüğünde, oradaki silahlı gruplar çıkartılıp İdlib’e yerleştirildi.

IŞID ile savaş sona ererken İdlib’e yönelik operasyonlar başladı. Yine Şam açısından bakacak olursak İdlib’e aktarılan silahlı grupların eritilmesi gerekiyordu.

Özellikle, Şam ve Rusya açısından oranın temizlenmesi lazım. Türkiye açısından bakacak olursak durum farklı. Bu grupların sahada kalmaya devam etmesi, Türkiye’nin yakında kurulması beklenen siyasi müzakere masasına dahil olması anlamına da geliyor.

Böyle bir durumda Afrin’de bir ara bölge oluşturulabilir, İdlib’e itilen silahlı gruplar Afrin’i de içine alacak şekilde dikdörtgen bir ara bölgeye sıkıştırabilir.

Şam ve Rusya’nın politikalarına bakacak olursak ilk başta böyle bir bölgeye izin verilse de bu bölgeye yönelik de operasyon yapılması büyük ihtimal.

TSK’nın operasyonunun sonuçları ne olur?

TSK’nın kara operasyonu askeri açıdan başarılı olacaktır. TSK’nın Suriye içinde karşı karşıya kaldığı güç dengi değil. YPG’ye, Rusya’nın Şam’ın ve ABD’nin doğrudan desteği yok.

Asıl mesele şu; Bu operasyonun çerçevesi ne olacak? TSK, operasyon yaptığı bölgelerde ne kadar kalacak? TSK çekilirse geride ne bırakacak? Daha önce devşirme gruplar bırakılıyordu, bu grupların politik geçmişleri yok.

Askeri açıdan, TSK galip gelecektir ama uzun vadede Türkiye’nin durumu, kazanımlarını koruması yürüteceği diplomasiye ve Suriye içindeki gelişmelere bağlı olacak. Türkiye’nin savaştan çok etkin diplomasiye ihtiyacı var.

Kürtler, yine Astana sürecinde yine yer alır mı sizce?

Evet, mevcut şartlara bakacak olursak Astana sürecinde Kürtler yer alır. Türkiye buna hep karşı çıkıyor. Yarın ne getirir bilinmez tabi ki. Belki YPG adına değil ama şahıslar bazında Kürtler bu sürece yine dahil olur.

Kürt tarafı Afrin operasyonuna yeşil ışık yaktığı için Rusya’ya tepkili. Ancak Rusya ile Kürtlerin ilişkileri hala yakın, Rusya’da PYD ofisi de var. Rusya Kürtleri ABD ile müttefiklik ilişkilerini sınırlandırması için zorlayacak diye düşünüyorum.

Ancak, uzun vadede Şam, Kürtleri muhatap olarak kabul ediyor ve Kürtlerin siyasi sürece dahil edilmesi için girişimleri devam edecektir.

Kürtler, “Biz hiçbir şekilde ABD’den vazgeçmeyiz” derse Rusya Kürtlerin siyasi sürece katılması için yürütülen girişimleri askıya alabilir.

Asıl amaç Membiç mi?

Membiç, YPG’nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri tarafından güvenliği sağlanan bir yer.

Ama sahadaki duruma bakıldığında Fırat’ın batısından Afrine kadar olan bölgede Kürt koridoru kurulması zor. 2-3 yıl önce bundan söz edilebilirdi.  

Ancak sahadaki harita şimdi buna müsait değil. Yani, yeni bir savaş hali olmadan bu koridorun oluşması çok zor.
Afrin’e yönelik operasyon Membiç’e kadar genişlese de esas sebebin İdlib’deki gelişmeler olduğunu düşünüyorum.

PYD bundan sonra nasıl bir yol izler sizce?

Suriye’de 2017 ortalarından  itibaren silahlı grupların Halep’ten çıkarılması ile Kürtler için de yeni bir süreç başladı. Kürtler, açık kapı ve denge politikası ile bir çok kazanım elde etti ama bunlar savaş şartları nedeni ile gerçekleşti.

Şimdi şartlar değişti. IŞİD’le savaş biterken Kürtler için yerel ittifakları sınama zamanı gelmiş gibi görünüyor. Kamışlı’dan Membiç’e Kürtlerin yerel güçlerle kurdukları ittifaklar devam edecek mi, bunu bilmiyoruz.

IŞİD’le savaş biterken Rusya’nın Kürtlere yaklaşımı değişecek mi, belli değil.

Suriye’de artık siyasi yapının dizaynı ile ilgili yeni bir süreç başladı. Buna ek olarak Kürtler, ABD ile ilişkilerini sınırlandırır mı yoksa derinleştirir mi, belirsiz.

Kürtlere dair taraflar arasında müzakereler sürüyor. Bundan sonra da PYD’nin nasıl bir politika yürüteceğine dair tahminde bulunmak mümkün değil. Birden çok aktör var sahada.

Tüm bu olup bitenlerin ötesinde Suriye’de normalleşme süreci başladı diyebilir miyiz?

Normalleşme bir ölçüde başladı. Normalleşmeden kastım, yıkılan binaların yeniden yapılması altyapının rehabilite edilmesi yani işin somut kısmından söz ediyorum.

Evet, bunun için süreç başladı.  Tarım arazilerinin ekilmesi, havaalanlarının işlevsel hale getirilmesi, tarım bölgelerinin ıslah edilmesi gibi konularda adımlar atıldı.

Suriye içinde yaklaşık 17 buçuk milyon insan kalmıştı, tamamı göç etmedi ama çok ağır bir süreç yaşandı. Tahminen en az bir nesil sonra normalleşmeden söz edebiliriz.

Sahadaki duruma dair Türkiye içinden yapılan değerlendirmeler örtüşüyor mu?

Sadece Suriye özelinde değil genel olarak Irak, Suriye, Lübnan, Mısır Türkiye iç siyasetine eklemlenmiş durumda. Bu süreçleri anlamaya çalışırken olayların arka planını iyice anlamak irdelemek gerekiyor.

İnsanların görmedikleri bilmedikleri kokusunu duymadıkları savaşlara taraf olması çok kolay ve acı.

Dışarıdan savaşa taraf olmak kolay ancak savaşı yaşayanlar gerçek insanlar ve savaşın kendisi tamamen gerçek. İnsanlar ölüyor, ölmeyenler de yaşıyor denemez.

Bu nedenle özellikle biz basın çalışanlarının daha sağ duyulu olmamız gerekiyor. Desteklenen her savaş eninde sonunda tüm coğrafyayı etkiliyor.

Suriye’deki savaş ilk başladığında Türkiye’de oldukça heyecan yarattı.  Bu heyecanlı kesimlerin büyük bir kısmı şimdi “eyvah biz ne yaptık” diyor.

Her savaşın Türkiye’de de yansımaları olacak. En kötü barış en iyi savaştan iyidir derler.