Sporda şiddeti önleme mi taraftarı susturma yasası mı?

Muhalefetin 'taraftarı susturma yasası' olarak yorumlayıp tepki gösterdiği AKP'nin sporda şiddetle mücadele yasasında yapmayı planladığı değişiklikler, meclis komisyonundan geçti.

Söz konusu değişiklikler, hem 6222 sayılı bu kanunun etki alanının genişlemesiyle özgürlükleri kısıtladığı hem de "ölçüsüz" cezalar getirdiği gerekçesiyle tartışma konusu. Kanun teklifi, 2014 yılında yürürlüğe giren Passolig uygulamasıyla gündeme gelen kişisel verilerin gizliliğine ilişkin tartışmaları da yeniden alevlendirdi. Kanun teklifi hakkında bugün TBMM Genel Kurulu'nda yapılması beklenen oylama, ileri bir tarihe ertelendi.

Yasa teklifini eleştiren hukukçular, uygulamada birçok belirsizliğe neden olacağını belirttikleri yeni düzenlemedeki bazı maddelerin Anayasa'yı ihlal ettiğini söylüyor. Bu görüşe katılan muhalefet ise iktidarın bu kanun teklifiyle seçim sürecinde Ekrem İmamoğlu'na destek veren taraftarları cezalandırdığı görüşünde.

Kanun teklifinde, tribünlerde hükümet aleyhinde slogan atılmasını doğrudan cezalandıran bir madde yok. Ancak muhalefet, bu yönde bir cezalandırma için "hakaret ve tehdit içeren tezahürat" maddesindeki düzenlemelerin muğlaklığından faydalanılabileceği iddiasında.

Kanun teklifinin öngördüğü en önemli değişikliklerden biri, yasadaki spor alanı tanımının genişletilmesi.

Teklif kabul edilirse, "hakaret ve tehdit olarak algılanacak söz ve davranışların" cezalandırılacağı spor alanı kapsamına "taraftarların maç öncesi, esnası ve sonrasında gruplar hâlinde toplandıkları yerleri, toplu olarak seyahat ettikleri araçları ve stada gidiş-geliş güzergâhları" da girecek.

Teklifin 8'inci maddesine göre, spor alanlarında taraftarların belirli bir kişiyi hedef alıp almadığına bakılmaksızın "duyan veya gören kişiler tarafından tehdit ve hakaret olarak algılanacak tarzda aleni olarak söz ve davranışlarda bulunmaları" halinde, faillere en az 50 gün adli para cezası verilecek.

Bu hükmün uygulanabilmesi için mağdurun şikâyeti de aranmayacak.

Maddeye göre ayrıca, "spor alanlarında toplum kesimlerini din, dil, ırk, etnik köken, cinsiyet veya mezhep farkı gözeterek hakaret oluşturan söz ve davranışlarda bulunan" kişi ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.

Yasa teklifi, tanımlanan suçların "her türlü yazılı, görsel, işitsel veya elektronik kitle iletişim aracıyla" işlenmesi hâlinde de 8'inci maddenin hükümlerinin uygulanmasını öngörüyor. Dolayısıyla sosyal medya üzerinden tehdit ve hakaret de 6222 kapsamına alınıyor.

DW Türkçe'ye konuşan Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) hâkimi ve uzman hukukçu Emin Özkurt, kanun teklifinde hangi söylemlerin "hakaret" veya "tehdit" suçuna yol açacağının net olmadığını belirterek şöyle dedi:

"Maddede yer alan 'belirli bir kişiyi hedef veya muhatap alıp almadığına bakılmaksızın' ifadesi hatalı. Tehdit ve hakaret yalnızca kişilere karşı işlenebilen suç türleridir. Diğer bir deyişle bu suçlar tüzel kişilere karşı işlenememektedir. Bu durum Yargıtay kararlarıyla da sabittir. Örneğin karşı takıma hakaret eden bir taraftar Türk Ceza Kanunu kapsamında cezalandırılamaz, yalnızca disiplin yaptırımları uygulanabilir."

Taraftar Hakları Dayanışma Derneği'nin (Taraf-Der) eski başkanı olan avukat Kemal Ulusoy da "tehdit algısının" muğlaklığına dikkat çekti. Ulusoy, "Tribünlere ya da spora özgü ifade biçimlerinin tehdit olarak algılanıp algılanmayacağı ve yasanın herhangi bir mağdur olmadan resen işleme alınacak olması gibi belirsizliklerin, taraftarları vuracağı açık" dedi.

AKP'nin hazırladığı yasa teklifi, geçen Perşembe günü hararetli tartışmaların yaşandığı TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. CHP, komisyonda kanun teklifine koyduğu muhalefet şerhinde, önerilen değişikliklerin, Anayasa'nın kişi hürriyeti ve güvenliğini düzenleyen 19’uncu maddesine, yerleşme ve seyahat hürriyetini düzenleyen 23’üncü maddesine ve özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması hakkını güvence altına alan 20'nci maddesine aykırı olduğunu belirtti.

BMM Adalet Komisyonu'nun CHP'li üyesi Turan Aydoğan, "İmamoğlu yasası" olarak tanımladığı bu düzenlemenin zamanlamasına dikkat çekerek "23 Haziran seçiminin ertesi gününde meclise gelen bir taslak bu. İçerik de zamanlama da manidar" derken, Avukat Ulusoy da "ülkedeki muhalefetin yükselmesinden korktukları ve 2013'teki Gezi benzeri bir sürecin yaşanmasından çekindikleri için de alelacele bu sürecin örgütlendiğini düşünüyoruz" ifadesini kullandı.

https://www.dw.com/tr/sporda-%C5%9Fiddeti-%C3%B6nleme-yasas%C4%B1ndaki-de%C4%9Fi%C5%9Fikliklere-tepki/a-49440232