Kutay Ersöz
Eyl 20 2019

Doğru hedef için iyi puan

Galatasaray son iki sezonu şampiyon olarak tamamlayıp ardından önemli transferler yapınca ve muhakkak saha kenarında Fatih Terim olunca ister istemez taraftarlarına çok şeyler vadetmiş oldu. “Batı’ya açılan pencere”de Şampiyonlar Ligi başarısı uzun süredir özleniyor. Terim ile daha önceden kazanılmış başarılar da özlenen günlerin referansı olarak kenarda duruyor.

Fakat Avrupa futbolunda yukarıya tırmanmak o kadar da kolay değil. Özellikle Doğu Avrupa takımları için daha da zor. Galatasaray’ın harcadığı para kendi seviyesindeki takımlardan yüksek olsa da, Avrupa’nın zirve ülkelerine kıyasla oldukça az. Haliyle kurulan kadro ülke içinde ne kadar güçlü gözükse de yüksek seviye takımlarla çarpışmakta zorlanacak.

Fakat C.Brugge o seviyenin takımı değil. Tam Galatasaray’ın gözüne kestirmesi gereken bir hedef. Diğer yandan küçümsenecek bir rakip de değil. Hatırlatalım; Belçika ekibi bu sezonun kura çekimine üçüncü kategoriden katıldı. Yani son beş sezonda Galatasaray’dan daha fazla puan toplamıştı. Brugge, geçen sezon Galatasaray’a göre daha zor bir grupta yer almış (Atletico Madrid, Borussia Dortmund ve Monaco) ama sadece iki kere yenilmişti. O nedenle grupta geçilmesi mümkün tek rakip ve geçilmesi gereken ilk rakip olarak duruyor. Fakat o da kolay değil. Zira saha içinde de Galatasaray’a ters gelebilecek bir oyuncu grubuna sahip. 

Ev sahibi ekibin 25 yaş altında dört oyuncusu ilk 11’deydi. Galatasaray’da ise bu sayı sadece birdi. Çok daha atletik ve hareketli bir takım, yaş ortalaması yüksek ve temposuz Galatasaray’ı kendi sahasında perişan edebilirdi.

Oysa büyük hayaller kuran camianın beklentisi Brugge karşısında dominant bir futbol ve kesin galibiyetti. Saha dışı bunu düşlerken, saha içinde de benzer bir hırs patlaması yaşanabilirdi. Türkiye’deki gündem sebebiyle Galatasaray’ın maça ‘gazla’ girmesi muhtemeldi. Terim’in Galatasaray’ı daha önce bu tip örnekler sunmuştu. Bu da Brugge karşısında hiç iyi olmazdı.

Fakat beklediğimiz gibi olmadı. Belçika ekibi ilk 15 dakikada daha baskılıydı ama sonrasında Galatasaray olgunluk göstererek topa sahip oldu ve galibiyet hırsına hiç kapılmadı. Maçın 70 dakikalık bölümünde, koşan genç Brugge ile yaşlı ama topu koşturabilen kaliteli Galatasaray arasında bir mücadele izledik. İki takım da birbirine üstünlük kuramadı ama deplasmandan bir puan çıkarması nedeniyle Sarı-Kırmızılıları günün kazananı olarak sayabiliriz.

Galatasaray, Brugge deplasmanında oynaması gereken oyunu oynadı ve alması gereken puanı aldı. Belçika ekibi biraz becerikli olsaydı veya Muslera kritik kurtarışlara imza atmasa sonuç farklı olabilirdi. Benzer bir durum Galatasaray’ın son dakikaları için de geçerli. Sonuç olarak maç 0-0 sona erdi ve oyun olarak da denge hâkimdi. Yine de çıkan sonuçtan hoşnut olmayan taraftarlara sosyal medyada rastlamak mümkündü.

Sarı-Kırmızılı takımın eksiklerini ve artılarını iyi belirlemesi gerek. Zaten bu konuda Fatih Terim ve ekibi gerekeni yapıyordur. Bir teknik adam takımını en iyi bilen insandır. Brugge maçının planı da o konuda bir güvence. Asıl önemli olan ise bu özellikleri bir şekilde taraftara ve camiaya anlatabilmek. Aksi halde beklentiler büyür ve bir baskı unsuru oluşturur.

Galatasaray’ın ve Türkiye futbolunun eski güzel günleri sona erdi. Saman alevi gibi sezonlar yaşanabilir ama bundan sonrasının planı merdivenleri yavaş ve emin adımlarla çıkmak olmalı. Real Madrid ve Paris SG’i geçebilmek kolay değil. İlk iki için hem onlardan puan almak hem de Brugge’a puan kaptırmamak gerekiyor. Gerçekten zor bir iş. Fakat C.Brugge’den alınacak dört puan sizi üçüncü yapar. Kötü mü? Bir kesim için yetersiz gelebilir ama Avrupa Ligi’nden toplanacak puanlar sizi bir sonraki yıllarda Şampiyonlar Ligi’nde üçüncü ve hatta ikinci kategoriye dahi taşıyabilir.

Galatasaray’ın yol alması gereken çok konu var. Belçika’da sahaya çıkan ilk 11’in özellikle hücum kısmı birbirine henüz yabancı. Lamina, Seri, Nzonzi ve Falcao birbirleriyle çok az maç oynadı. Tanıdık sima Babel bile bir yeni transfer. Takımın eskisi Feghouli dahi, yeni tanıştığı arkadaşlarıyla beraber oynamak zorunda. Kenardan giren Emre Mor ve girmeyen Andone de yeni isimler. Geç kurulan bir takımın beraber oynama alışkanlığı elde etmesi zaman alacak, bu yüzden beklemek gerekecek. Geçiş süreci sona erdiğinde, Galatasaray’ın hücum organizasyonlarının daha çeşitli olmasını beklenebilir.

Futbolda hücum etmek zor iştir. Önde oynamak isteyen takımlar bu konuda yoğun mesai harcar. Fakat bir yandan da sonuç almak gerekir. O yüzden o geçiş sürecinde savunma gücü önem kazanır. Galatasaray savunması son iki maçında gol yemese de bu konuda alarm veriyor. Yine de özellikle Nzonzi’nin takıma katılması merkezin biraz daha güçlenmesini sağladı. 33 yaşındaki bekler Mariano ve Nagatamo ise artık ileri-geri koşmakta zorlanıyor ve arkada büyük açıklar veriyor. Belki de bu mevkilerde değişiklikler görebiliriz. Mesele Belçika’da oyuna giren Şener gibi…

Sonuç olarak Şampiyonlar Ligi’ndeki en gerçekçi hedef olan üçüncülük için alınan bir puan oldukça iyi. Fakat ilk iki hayali kuranlar için de olumlu bir nokta belirtelim. Galatasaray’ın gruptan çıktığı son sezon 2013-14’tü. Sarı-Kırmızılı takım Real Madrid ve Juevntus’un olduğu grupta İtalyan takımını saf dışı bırakmıştı. Dördüncü kategoriden giren ise Kopenhag’dı. Galatasaray o Kopenhag’a deplasmanda yenilmişti. Şimdi Brugge’dan bir puanla dönüyor. 

Yani nereden bakarsan bak; iyi bir puan…

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.