Tiny Url
http://tinyurl.com/yaqbuttk
Maaz
Kas 03 2018

Hayata vicdanlarıyla bakan gençlerin takımı: Vicdan Takımı

Güzel şeyler de oluyor memlekette. Unutulduğunu düşündüğümüz kavramlar, bazen bir köyden, bazen adı bile duyulmamış bir mahalleden çıkıveriyor karşımıza. İstanbul İçerenköy’de gençlerin kötü alışkanlıklara karşı bir araya gelerek kurduğu ‘vicdan takımı’ gibi. 

Takımın fikir babası ve üyesi Doğukan Çınar, Ahval’e “Vicdansız bir çağda vicdanın hikâyesini” anlattı.  Çınar, İstanbul doğumlu. Aslen Dersimli bir babayla, Çorumlu bir annenin çocuğu olarak İçerenköy’de hayata gözlerini açmış. Yıllarca boks, kick boks, yapmış. Milli bir sporcu olarak ulusal çapta pek çok başarı kazanmış.  Hem profesyonel olarak hem de amatör olarak Türkiye’yi defalarca temsil etmiş. Çınar, spor hayatına şu anda özel boks eğitmenliği yaparak devam ediyor.

Arkadaşları, Doğukan’a ‘Konfüçyüs’ lakabıyla hitap ediyor. Bunun sebebini açıklayan Doğukan’ın anlattıklarıysa ilginç. Doğukan ve arkadaşları takıma Vicdan ismini seçerken takımın uluslararası bir değer sistemine yaslanması gerektiğini düşünmüşler. Bu yüzden takımın adını İngilizce olarak Team Consciense seçmişler. Ancak takımın bazı üyeleri consciense kelimesinin telaffuzunda zorlanmış ve Konfüçyüs demeye başlamışlar.

 

 

Ancak Çınar’ın hayatı da Konfüçyüs’ün öğretileriyle paralel. Mesela yıllardır elbise için para tüketmediğini vurguluyor. Telefonuna internet paketi almıyor. Parayı sadece gıdaya harcıyor. Elektriği kesilen bir apartmanda haftalarca kalmış. Yaptıklarının sebebini ise “tüketim çılgınlığına karşı bir tavır” diye ifade ediyor. Konfüçyüs’ün yardım öğretisi hakkında da konuşan Doğukan Çınar, “Mesela dilenciye para vermek ya da birine para göndermek yardım olarak düşünülüyor. Fakat ben Konfüçyüs gibi gerçek yardımın, balık tutmayı öğretmek ya da bir sanat öğretmek olduğunu düşünüyorum” diyor.

Sistemin kendisini tüketerek var ettiğine inananlardan Doğukan Çınar ve buna karşı çıktığını söylüyor. Reklamların ve sistemin “bu olmazsa sen yapamazsın” tarzındaki dayatmalarına karşı tavır aldığını kaydeden Doğukan, “Bir insan illa ev almak zorunda değil. Olmasa da hayatını idame ettirebilir. Aldığın tişört bedeni örtmekle görevli. İlla yeni bir tişört olmasına gerek yok. Bunun farkına vardım ve kaçınmaya başladım tüketim kültüründen” diyor.

 

 

Vicdan Takımı’nın hikâyesi ise onun anlatımıyla şöyle. Bulundukları mahallede sosyal imkânlardan yoksun büyümüşler, bunların başında da spor etkinliklerini geldiğini söylüyor. Top oynayacakları bir sahaları veya oynayacakları bir park bile yokmuş. Doğukan Çınar, “Mahalledeki arkadaşlarımızdan şanslı olanlar aileleri tarafından uzak yerlere spor için gönderildi fakat yoksul için durum başkaydı. Yoksul olanlar ağabeyleri gibi sigara kullanmaya, kötü alışkanlıklar edinmeye devam etti” diye anlatıyor.  

Çınar ve ekibi bu eksikliğe bir çözüm olarak spor işine el atıyorlar. Böylece sporla başlayan sosyal faaliyet zinciri tiyatro, sinema, piknik gibi başlıklarla devam etmiş. Spora devam ettikçe çok geliştiklerini fark etmişler. Bundan sonra bir takım haline gelmeye karar vermişler ve lisanslar çıkarmışlar.

Sıra takıma bir isim bulmaya gelince de herkesi temsilen ve sevdikleri bir birleştirici unsur olarak Vicdan kavramını seçmişler. Çınar, “Yöresel bir isim olmazdı çünkü herkes ayrı yöreden. Mahallesel bir isim olmazdı çünkü buraya İçerenköy’den olduğu gibi Fındıklı’dan da gelenler var. O yüzden herkesi kapsayan ve hayatlarımızda dost- arkadaş seçerken en önemli gördükleri kelime olarak vicdan kelimesini seçtik” şeklinde açıklıyor.

 

 

Bu takımın şartlarından bahseden Çınar, “Normal bir spor takımına gittiğinizde oranın şartı aylık 100 TL gibi bir aidat parası ödemektir. Bizim şartımız ise vicdanlı olmaktır” diyor.  O yüzden Vicdan Takımı herkese açık, sadece vicdansızlara kapalı. Çınar’a göre, dünyanın herhangi bir yerinde sigara içen bir adam, bir çocuğu gördüğünde sigarasını saklıyorsa yani vicdanını devreye sokuyorsa bu adam, bu davranışıyla Vicdan Takımı’nın bir ilkesini yerine getiriyor.

Vicdanlı bir birey yetiştirmenin amacı nedir diye sorduğumuzdaysa şu yanıtı alıyoruz:

“İyi işler yapmanın, başkasına yararlı olmanın ve yardımsever olmanın ne kadar mutlu edici olduğunu küçük kardeşlerimize ve arkadaşlarımıza öğretmek istiyoruz. Vicdan bu amaçla kuruldu. Bu amacı gerçekleştirmek içinde parkta kardeşlerimize spor etkinliği ayarlıyoruz. Bu etkinliğini gerçekleştiren arkadaşların bir kısmı geçmişlerinde boksla ilgilendiği için çocuklara daha çok boks öğretiliyor. Spora bu kadar vurgu yapmamızın nedeni ise uyuşturucu ve benzeri maddelerden uzak, sağlıklı bireyler olmanın faydasını göstermek.”

 Vicdan Takımı boksun yanında futbol, at biniciliği, sinema, yüzme gibi etkinlikleri de yapıyor. Birkaç defa küçük maraton koşularına da katılmışlar.

Vicdan’lılar bunun yanında hayvan barınaklarına da gidiyor. Hayvanlarla arkadaş olmanın faydalarını öğrenmeye çalışıyor. Yaralı hayvan gördüklerinde hem tedavisi için ellerinden geleni yapıyorlar hem de sokak hayvanlarını beslemek için çaba harcıyorlar.

Yaptıkları faaliyetlerden bahseden Çınar sözlerini şöyle sürdüyor:

“Down Sendromlu çocuklara destek için bir çalışmalar yaptık. Down Kafe’ye gittik. Aynı zamanda diğer insanların bu sendrom hakkında bilgi sahibi olmaları için çeşitli çalışmalar yaptık. Şu an takımdaki küçük kardeşlerimiz bu konuda biraz olsun bilgi sahibi oldular. İşitme engellileri anlamak için Gayrettepe’de Sessiz Diyalog’a gittik. Görme engellileri anlamak için de Karanlıkta Diyalog’a gittik. İşitme engellilere yönelik dili öğrenmek için hoca geldi ve bize bir süre işaret dili için ders verdi.”

Tüm bu yaptıklarının amacını ise çocuklara ruhen ve bedenen sağlıklı, empatik, farkındalık düzeyi yüksek ve vicdanlı davranışlar kazandırmak olduğunu ifade eden Çınar, yaptıkları son etkinliği ise çocuklara çevre bilincini aşılamak için Kurtköy’de bir fidan etkinliği olarak açıklıyor.

 

 

Vicdan Takımı’nın bazı sıkıntılarının da olduğunu kaydeden Çınar, insanların kendilerine takdir ve saygı göstermede cimri davrandıklarını belirtiyor. Parkta yaptıkları spor etkinliğini gören bazı insanların kendilerine, “Bu ne işe yarıyor” tarzında eleştiri yönelttiğini ancak o insanların sporun yararından habersiz olduğunu ifade ediyor. Çınar, “Spor veya sosyal faaliyetlerle tanışmayan veliler, bunun ne işe yaradığını bilmiyor. Bilmedikleri için genel bir eleştiri yapıp saygı göstermiyor” diyor. 

Yazın park gibi alanlarda spor yaptıklarını kaydeden Çınar, eksikliklerini şöyle sıralıyor:

“Park bize yaz aylarında yetiyor ama kışın zorlanıyoruz. Maddi olarak pek bir şeye ihtiyaç duymuyoruz. Ancak bazen eşofman, eldiven gibi ekipman gibi sıkıntılar yaşıyoruz. Çocuklara spor malzemesi yardımı yapanlar olursa çocuklara faydası olur.”

Mahalledeki pek çok insan Çınar’ın çocukluğunu biliyor. İmajı olumlu olduğu için veliler, çocuğunun bu ekibe katılmasını istiyor ve bundan memnun oluyor. Bazı çocuklar tembellik edip gelmek istemediğinde aileleri onları ısrarla antrenmana yönlendiriyor.

Vicdan Takımı’nın afişlerinde sürekli vurgulanan uyuşturucu karşıtlığına geliyoruz. Çınar, “Bu çevrede daha önce okul arkadaşım olup uyuşturucu nedeniyle vefat eden kişiler oldu. Bu nedenle küçüklere ilk etapta sigaranın kötü, yararsız ve gereksiz olduğunu anlatıyoruz. Çünkü her gün parasal ödeme yapıp zarar gördüğünüz bir alışkanlık. Bunu kullanmayanların sporda ve gündelik hayatta ne kadar rahat ettiğini anlatıyoruz. Uyuşturucu da sigaranın bir tık üstü sonuçta. Kardeşlerimize bu tarz şeylerden uzak durmaları için gerekli bilgileri veriyoruz” diye konuşuyor.   

Boksta yumruk atarken bile vicdanlı olmanın şart olduğunu belirten Çınar,  spordaki vicdana dair ise görüşlerini şöyle dile getiriyor:

“Sporda belli kurallar etrafında iki taraf birbirine üstünlüğünü göstermek için çabalar. Profesyonel ve sportmen kişiliğe sahip ise maç biter bitmez kaybeden, kazanana tebriklerini sunar. Kazanan taraf ise aynı şekilde kaybedenin gönlünü alır tebrik eder. Bu şekilde yapılınca vicdan devrede olur. Sen o yumrukları sergilerken, etik olmayan, sporun ahlakına aykırı, vuruş yapmaktan kaçınıyorsun. Bitiş anında rakibine sarılabiliyorsun. Bu hayatında hiç heyecan olmayan kişiler, ufak bir olay gördüğünde panik olurlar. Çünkü kalpleri adrenaline alışık değil. Ama boksör yumruk yemenin, dayak yemenin o kadar da büyük ve göz korkutucu bir şey olmadığını bilir. O nedenle korkuları azalıyor, özgüvenli oluyor. Bu nedenle vicdanlı birine boks öğretirsen o, vicdanını kullanarak daha fazla insana yardımcı olabilir.”

Kendilerine yapılan yardımlarının reklam aracı olmasına da tepkili Doğukan Çınar. Şöyle konuşuyor:

“Bize birkaç eldiven ve bandaj desteği sağlamak isteyen biri oldu. Biri de bunun haberini yapmak istedi. Biz de sakınca görmedik. Fakat haber yayınlandıktan sonra okudum ve çok üzüldüm. Çünkü pireyi deve yapmışlar.”

Haber ve yardım konularında çekingen olduklarını ve parasal desteği kabul etmediklerini de özellikle vurgulayan Çınar, “En büyük destek, çıkar gelir çocuklar zaman geçirirsin. Müzisyen ise gelir müziğini dinletir. Hayat bilgisi varsa bilgisini paylaşır. Futbolca ise gelir futbol oynar. Kimde ne var ise. Ama ‘bak hesabı ver para göndereyim’ tarzındaki teklifleri asla kabul etmiyoruz” diyor.

 

 

Vicdan Takımı’nın üyelerinden liseli İbrahim ise bu takıma geldikten sonra hayatında olumlu gelişmelerin yaşandığını söylüyor. Etraf kötü olduğu için önceden ailesinin dışarı çıkmasına izin vermediğini belirten İbrahim, kendisindeki değişiklikleri şöyle anlatıyor: 

“Doğukan abiyi gördüğümde merdivenin orada spor yapıyordu. Sonra aileme söyledim katılabilir miyim diye. Evet dediler. Katıldım. Çok güzel gittiğini gördüm. Kick Box’a başlayacaktım. Böylece çok güzel oldu. Arkadaşlarımla diyalogum daha güzel olmaya başladı. Ailem dışarıda uyuşturucu vs var diye çıkartmıyordu. Şimdi dışarı çıkıyorum. Arkadaşlarım var.  Bu takımda mesela küfür yok ama dışarıdaki arkadaşlar küfür ediyor. Burada bir saygı var. Doğukan abi önce saygılı olmayı öğretiyor.”

Takımın yaşça en küçüğü olan vicdanlının adı da İbrahim. Vicdanlı olmaktan bahseden küçük İbrahim adeta büyümüş de küçülmüş gibi konuşuyor: 

“Vicdanlı olmak bir kötülük gördüğünde engel olmaktır. Önyargılı olmamaktır.  Mesela köpek yaralı ise Doğukan abinin yaptığı gibi yardım etmeliyiz. Kedi gördü, yaralı idi. Götürdü tedavi ettirdi. Ben aileme karşı daha vicdanlı oldum. Önyargı, herkesin birine kötü dediği halde sen sanki sıfır imiş gibi davranıyorsan bu önyargılı olmadığını gösteriyor.”

Anne ve babasının ayrı olduğunu söyleyen 11 yaşındaki Işıl ise vicdanlı olmayı şöyle tarif ediyor:

“Burada vicdanlı olmayı öğrendim. Kavga etmemeyi, bir sorunu konuşarak çözmeyi ve en önemlisi hiçbir şey güç değildir. Akıl önemlidir. Daha arkadaş canlısı oldum. Babamı dinlemeyi başladım.”

Vicdan Takımı’na ve yaptıklarına desteklerini gösteren veliler de bu işin yaygınlaşmasını istiyor. Ahval’e değerlendirmelerde bulunan Bilal isimli velinin görüşleri şöyle:

“Çocuğum burada ve çok mutluyum. Hocaları çok vicdanlı ve ahlaklı. Burada sadece spor anlatmıyor. Önce ahlakı ve edebi öğretiyor. Ailelerle çok saygılı bir şekilde iletişim kuruyor. Bu çocuklar çok farklı yerlerden gelme. Oğlumun ve gençlerin burada olması beni mutlu ediyor. Şu an Türkiye ortamında 7 yaşında çocuklar okula gitmesi gerekirken okula gidemiyorlar. Okul önünde evlatlarımız esrar, bonzai içiyor. İnanın buradaki ortam o kadar güzel ki inşallah tüm Türkiye’deki çocuklar el ele verip böyle bir ortamı yakalar. Buradaki çocuklar sevgi ve saygıyı çok iyi biliyor.”