Körfez ülkeleri spora neden yüzmilyarlarca dolar para harcıyor?

İngiliz Financial Times gazetesi Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'in spor için yaptığı on milyarlarca dolarlık yatırım ve harcamayı masaya yatırdı.

7 Aralık'ta Anthony Joshua ve Andy Ruiz arasındaki Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonluğu maçına ev sahipliği yapacak Suudi Arabistan'ın bu maçı alabilmek için 50 milyon dolar harcadığını yazan gazete, Eddie Hearn'in 'Las Vegas, New York, Londra var. Ancak tüm dünya orada ve şimdi de boks için Suudi Arabistan var.' şeklindeki sözlerine yer veriyor.

'Kum Tepeleri üzerinde dövüş' sloganıyla duyurulan mücadelenin dünya spor tarihine geçeceğini söyleyen Hearn, daha önce Muhammed Ali'nin George Foreman'la Zaire'de  (şimdiki adı Demokratik Kongo Cumhuriyeti) ve Joe Frazier ile Filipinler'de yaptığı efsanevi dövüşlere işaret ediyor.

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman'ın 2030 vizyonu çerçevesinde çöl devleti algısını ve toplumun muhafazakar yapısını değiştirmek için finansal gücünü devreye soktuğunu aktaran gazete Riyad'ın Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin izinden gittiğini belirtiyor.

Bölgedeki mutlak monarşilerin petrodolarları süperstarları cezbetmek ve önemli olaylara ev sahipliği yapmak için kullandığını yazan gazete, Katar'ın 2022 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak olmasının yanı sıra Abu Dabi ve Doha'nın Fransız Paris St. Germain ve İngiliz Manchester City kulüplerini satın alarak yaptıkları milyonlarca dolarlık harcamalara dikkat çekiyor.

'Bazıları Körfez ülkelerinin finansal güçlerinin piyasaları bozduğunu, bazıları ise otokratik rejimlerin bu tür spor faaliyetleriyle insan hakları ihlallerini gölgelemeye çalıştıklarını' vurgulayan gazete Suudi Arabistan'ın Joshua-Ruiz maçı ile gazeteci Cemal Kaşıkçı olayının sebep olduğu imaj bozukluğunu düzeltme amacı taşıdığının altını çiziyor.

Suudi Genel Sporlar Yönetimi Başkanı Prens Abdulaziz bin Turki el Faysal, 'Gökyüzü bizim sınırımızdı, çünkü 2030 Vizyonu çerçevesinde en iyi yarışmalara ev sahipliği yapmak, ülkemizi turizm açısından tanıtmak ve spor, kültür ve eğlenceyi bir araç olarak kullanmak zorundayız.' diyor.

Biletlerin 13 bin dolardan satıldığı Joshua-Ruiz maçının yapılacağı boks maçından hemen sonra 3 milyon dolarlık tenis turnuvası düzenlenecek ve turnuvaya dünyanın en iyi sekiz tenisçisinin katılacağı belirtiliyor. Ocak ayında ise Suudi Arabistan ilk kez Paris-Dakar motor rallisine ev sahipliği yapacak. Aynı ay aralarında Real Madrid ve Barselona'nın da bulunduğu İspanya'nın dört büyük kulübü Cidde'de İspanya Süper Kupası için oynayacak. Suudi Arabistan her yıl İspanya futbol federasyonuna 35-40 milyon Euro arasında ödeme yapacak. Ayrıca Prens Muhammed'in İngiliz kulübü Manchester United'ı almak istediği de öne sürülüyor.

Formula E motor yarışlarının da düzenleneceği Suudi Arabistan'da ayrıca İtalya süper kupası ve pek çok golf turnuvası da ikinci kez düzenlenecek. Suud Arabistan'da ayrıca dünyanın en pahalı at yarışları da düzenleniyor.

Katar, üç yıl sonra düzenlenecek Dünya Kupası için 200 milyar dolarlık bir kaynak ayırırken, Birleşik Arap Emirlikleri de 40 milyar dolarlık Yas Adası'nda Formula 1 yarışlarını düzenliyor. Suudi Arabistan da Riyad yakınlarındaki Qiddiya spor ve eğlence projesine milyarlarca dolar yatırım yaparak motor sporları ve Olimpik yarışlar düzenlemeyi planlıyor.

Her ne kadar Suudi yetkililer spor faaliyetlerine para yatırarak ülkede hızla artan obezite başta olmak üzere sağlık sorunları ile mücadele etmeyi amaçladıklarını belirtse de, BAE gibi Formula 1'e ve sahipliği yapan ülkelerden Bahreyn de dahil Körfez ülkelerinin, insan hakları ihlallerine yönelik artan tepkileri sporla bastırmak istedikleri öne sürülüyor.

Financial Times'a göre her ne kadar spora büyük yatırımlar yapılsa da Suudi aktivistlerin özellikle Prens Muhammed'in artan bir otokratik yönetim sergilediğini, Kaşıkçı cinayetinin yanı sıra akademisyenler, bloggerlar, işadamları, din adamları ve kadın aktivistleri hedef aldığının altını çiziyor.

Her ne kadar Körfez ülkeleri spora yatırım yapsa da imajlarının bozulmasına ve eleştirilere de engel olamıyorlar. Katar, Dünya Kupası hazırlıklarına devam ederken Katar'ın kupaya ev sahipliği yapma hakkını alırken yolsuzluk yaptığı iddiaları sıcaklığını koruyor. Ayrıca düzenlenen Dünya Atletizm Şampiyonasında tribünlerin boş olması da felaket olarak değerlendiriliyor.

Manchester City'yi 2008 yılında satın alan Abu Dabi,  2013 yılında kurdukları City Futbol Grup ile başta New York ve Melbourne olmak üzere Japonya, İspanya, Uruguay ve Çin'de de bazı kulüpleri ya satın aldılar ya da hissedar oldu.

Geçtiğimiz günlerde Silicon Vadisi yatırımcılarından Silver Lake Partners, 4.8 milyar dolarlık hacmiyle dünyanın en büyük futbol organizasyonu haline gelen City Futbol Grup'un yüzde 10'unu satın almak için 500 milyon dolar yatırım yaptığını duyurdu. Abu Dabi, Manchester City'nin alımı ve yeni futbolculara yaklaşık bir milyar dolar para harcadı.

2011 yılında Paris St. Germain'i satın alan Katar'ın iki yıl önce Brezilyalı yıldız Neymar'ın transferi için 222 milyon dolar harcaması dünyada büyük bir şok etkisi meydana getirmişti.

Herşeye rağmen futbolun önemli bir yumuşak güç olduğunu aktaran insan hakları aktivisti ve Fair/Square adlı araştırma grubu kurucusu Nicholas McGeehan, 'Batılı liberaller kızsa da hergün dünyanın dört bir yanında yaklaşık bin çocuk gerçek ya da fake Katar'ın reklamını yapan formalar giyiyor.' diyor.

Bazı gözlemciler Katar'ın, 2017 ortalarında PSG için satın alınan Neymar'la, Suudi Arabistan ve Mısır liderliğindeki Körfez ülkelerinin gerçekleştirdiği ablukayı ciddiye almadığı mesajı vermeye çalıştığını aktarıyor

Geçtiğimiz dönemde Katar ve Suudi Arabistan arasında ilginç bir düeolla da yaşandı. Spor yayınları için yaklaşık 15 milyar dolarlık yatırım yapan Katar spor kanalı beIN, Suudi Arabistan'ın da beoutQ adlı bir korsan kanal yoluyla aynı programları yayınladığını iddia ediyor.