Şub 05 2018

Irak'ın çölleşmesinin sebebi Türkiye mi?

 

1991’deki Körfez Savaşı’ndan bu yana istikrarsızlığın ve siyasi krizlerin pençesinde kıvranıyor Irak.

Son olarak, IŞİD tehdidi altında yıllarca zulme uğradı halkının bir bölümü.

Tam bu sorunlar kısmen aşılmış gibi görünürken, bir süredir var olan ancak giderek kötüleşen bir sorun kendini göstermeye başladı: Su kıtlığı.

Türkiye, Fırat ve Dicle Nehirleri üzerine baraj yapmaya devam ettiği müddetçe Irak’ın su krizi daha da derinleşeceğe benziyor.

Al Ahram’da Salah Nasrawi tarafından kaleme alınan yazıda da giderek büyüyen tehlikeye dikkat çekiliyor.

O yazının ilgili bölümleri şöyle:

Yüzyıllardır, kadim Mezopotamya medeniyeti, şimdilerde Irak’ın güney düzlüklerini getirdikleri sel yatağı birikintis ile Ortadoğu’nun en zengin toprağı haline getiren iki muazzam nehir Fırat ve Dicle boyunca yeşerdi.

Şimdi, ilk kez milyonlarca Iraklı içme suyu, tarımsal sulama ve elektrik elde etmek için bu iki büyük nehire bağlı durumda.

Su rezervi, nehirlerin ve barajların kontrolü Irak’ın güçlü komşusu Türkiye için başat bir silah olurken, Irak’taki diğer çatışmaların sonucu açısından kilit öneme sahip.

Su kıtlığının arkasında, Irak’ın güney kentlerinin yüzde 70’ini etkisi altına alan ve giderek artan kuraklık ve çölleşmenin olduğu belirtiliyor.

Türkiye’nin iki nehirden aslan payını alması, Irak’ın su krizinin ardındaki neden olarak gösterilse de Iraklı yetkililer de bu krizden kısmen sorumlu. Irak’ın şimdilerde ülkenin yüzde 90’ının etkileyen kıtlığın üstesinden gelmek için ulusal bir su stratejisi bulunmuyor.

Ankara’nın üzerinde devasa büyüklükte barajlar ve su idaresi projesi inşa ettiği, Türk tepeliklerinden gelen Fırat ve Dicle’nin çok az bir bölümü Irak’a ulaşıyor.

İki nehirdeki su seviyesi, Türkiye’nin dünyadaki en büyük sulama ve elektrik üretim şemalarından olan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) projesi kapsamında Ilısu Barajını doldurma hazırlıklarının ortasında, son aylarda daha da düştü.

Dicle üzerindeki tartışmalı inşaat, Türkiye’nin en büyük hidroelektrik güç projesi. 1997 yılında başlandı ve şimdi tamamlanmak üzere.

1990’lardan bu yana, Fırat Atatürk Barajını doldurması için yılda 90 gün kapatılıyor ve bu durum Irak’ta alarm zillerinin çalmasına, su rezervinin dibi görmesine neden oluyor. Zira, Irak’ın tarımı ve ekonomisi yüzyıllardır buna bağlı.

Erdoğan, Iraklı yetkililere defalarca barajların doldurulması sırasında Irak’a zarar verilmeyeceğini söyledi. Ancak bu güvenceleri yerine getirmek için herhangi bir somut adım atılmış değil.

Geçen ay Iraklı yetkililer, Türk mevkidaşlarını ziyaret edip barajın dolumunun ertelenmesini ve Fırat’ın suyunun akışının arttırılmasını istedi.

Ancak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Irak ziyareti sırasında su sorununun tartışıldığından bahsetmedi. Bunun yerine ikili ilişkilerin geliştirilmesinden dem vurdu.

Ankara yıllar önce, 22 baraj ve 19 hidroelektrik santralinden oluşan, Suriye ve Irak sınırlarının yakınlarında Fırat ve Dicle üzerine hidroelektrik ve sulama projesi başlattı.

Amaç, Türkiye’yi sulanabilir 1.7 milyon hektarla bir zirai güç yapmak. Projenin yıllık 27 milyar kWh hidroelektrik güç üretmesi bekleniyor.

Iraklı yetkililere göre, Irak’a akan suyun miktarı o kadar düştü ki son 10 yılın en düşük seviyesine geriledi.

Irak medyası su kıtlığı haberleri ile dolu. Öyle ki, kıtlık nedeniyle bu yıl Iraklı çiftçilerin mısır ekmesi yasaklandı.

Nehirlerden gelen suyun azalmasına bir de azalan yağışlar eklendi ve Irak’ın pek çok yerinde çölleşme başladı.

http://english.ahram.org.eg/NewsContent/2/8/289229/World/Region/Turkish-dams-on-Euphrates-and-Tigris-A-water-dilem.aspx