Erdoğan: Kötü komşu bizi ev sahibi yaptı, Suriye'de gözü olanlar terk etsin

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Londra'da Türk vatandaşlarıyla buluşmasında konuştu. Suriye’ye yönelik konuşan Erdoğan “Güvenli bölgeyi temizlemeden oradan çıkmayacağız. Bugün kendi milli güvenliği için hiç kimsenin icazetini aramadan operasyon düzenleyen, dış politikası bağımsız bir Türkiye var. Suriye'nin topraklarında gözümüz yok ama gözü olanlar lütfen terk etsinler” dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin teröre 40 yılda çok kurban verdiğini, ancak bunlar yaşanırken kimsenin başsağlığı dilemediğini, arayıp sormadığını belirterek, "Terör örgütlerine bilabedel 10 binlerce tırla silah, mühimmat, araç, gereç gönderenler, bize paramızla silah vermediler, araç, gereç vermediler. Biz tüm bunlara rağmen çalıştık, gayret ettik. Kötü komşular bizi ev sahibi yaptı" ifadesini kullandı.

Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye'den başka bu kadar mülteciye tek elde ev sahipliği yapan bir başka ülke bulunmadığını ileri süren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu 4 milyon mültecinin içinde yaklaşık 3 milyon 250 bini Arap, 350 bini Kürt, kalan diğerleri ise bunun içinde Ezidi var, Keldani var, Arami var. Bütün bunlara hiçbir ayrım yapmaksızın bunları besleyen bir Türkiye var. Tabii önemli olan bir şey var. Peki Avrupa Birliği ne yaptı? Avrupa Birliği şu ana kadar söz verdiği halde sadece 2016'da '3 artı 3 yani 6 milyar avro destek vereceğim' dediği halde ne yazık ki sadece 3 milyar avro uluslararası STK'ler vasıtasıyla Kızılayımıza, AFAD'a vesaire verdiği destek var. Yani bu para bizim milli bütçemize girmiyor. Bizim yaptığımız ne? Şu ana kadar 30 milyar doları aştı yaptığımız oradaki yatırımlar. Türkiye'nin farkı bu." 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Silah üzerinden, ölüm üzerinden, acı, kan, baskı ve tehdit üzerinden ülkemize kurulan tuzakların hepsi çöküyor. Türkiye'yi terörle, şantajla terbiye edeceklerini zannedenler, hedeflerine ulaşamamanın mahcubiyetini yaşıyor." dedi.

Kendilerinin sadece 82 milyonun güvenliğini değil yurt dışında yaşayan 6,5 milyon vatandaşının da haklarını savunan diplomasisi güçlü bir Türkiye olduklarını iddia eden Erdoğan, "Bütün bunlar Türkiye'nin kendine güvendiğinin, kendine inandığının, uzun yıllar sonra potansiyelini yeniden harekete geçirdiğinin işaretleridir. Hiç şüphesiz bu başarıların tamamı hepimizindir, hepimizin eseridir. Bu başarı, öncelikle devletine, iradesine, demokrasisine 15 Temmuz gecesi olduğu gibi gerektiğinde istiklal ve istikbaline canı pahasına sahip çıkan aziz milletimizin başarısıdır. Türkiye bu noktalara tam bir seferberlik ruhuyla hareket ederek geliyor. Sizlerden kalbinizi ferah tutmanızı istirham ediyorum, sizlerden Türkiye'ye inanmanızı, devletinize güvenmenizi istiyorum." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin hem kendi bekasını hem de bölgesinin istikbalini garanti altına alacak adımlar attığını savunan Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

"Türkiye'nin gayretleriyle merkezinde çatışma yerine dayanışmanın, zulmün yerine adaletin, kavga yerine barışın olduğu yeni bir dünya kuruluyor. Silah üzerinden, ölüm üzerinden, acı, kan, baskı ve tehdit üzerinden ülkemize kurulan tuzakların hepsi çöküyor. Türkiye'yi terörle, şantajla terbiye edeceklerini zannedenler, hedeflerine ulaşamamanın mahcubiyetini yaşıyor. 82 milyon tam bir dayanışma içinde huzuruna huzur katarak, kardeşliğini pekiştirerek kutlu yolculuğunu devam ettiriyor." 

Birleşik Krallık'ta nüfusu yarım milyona varan dinamik ve üretken bir Türk toplumu bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Buradaki mevcudiyetinizle sizler, ülkelerimiz arasında beşeri bir köprü kuruyorsunuz. Bugün 15-20 sene öncesine kıyasla bu ülkede çok daha etkin, çok daha organize bir diasporaya sahibiz. Türk toplumu, Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerin gelişmesi noktasında da kritik rol oynuyor. Vatandaşlarımızın özellikle ticari hayatta giderek daha da fazla varlık göstermeleri bizleri gururlandırıyor." şeklinde konuştu.

Türk girişimcilerin farklı sektörlerde hayata geçirdikleri proje, ortaklık ve kurdukları iş yerleriyle Birleşik Krallık ekonomisine çok ciddi katkılar sağladığına işaret eden Recep Tayyip Erdoğan, "Sizlerin de çabalarıyla iki ülke olarak 2017 başında belirlediğimiz hedef neydi biliyor musunuz? 20 milyar dolarlık ikili ticaret hacmi hedefini neredeyse yakaladık. 2018 senesinde ikili ticaretimiz bir önceki yıla göre yüzde 14 artışla 18 milyar 600 milyon dolara çıktı." dedi.

Turizm rakamlarının da her sene katlanarak arttığına dikkati çeken Erdoğan, 2018 yılında Birleşik Krallık'tan 2 milyon 250 bin turisti misafir ettiklerini, bu yılın ilk 10 ayında bu rakamın yüzde 13,5 artışla 2 milyon 443 bine ulaştığına değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah 2019'u turizm rakamlarında rekorla tamamlayacağız. Yakaladığımız bu ivmenin ekonomiden turizme, savunma sanayinden yatırımlara her alanda kuvvetlenerek devam edeceğine inanıyorum." dedi.

Bu konuda bir özeleştiri yapmak istediğini dile getiren Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Vatandaşlarımızın ekonomik hayatta elde ettikleri başarıyı maalesef siyasi alana yeterince yansıtamadıklarını görüyoruz. Halbuki Birleşik Krallık'ın kendine özgü şartları bunu zorunlu kılıyor. Siyasi ve sivil toplum boyutu eksik olan bir Türk diasporasının, kendi geleceğini ilgilendiren politikalara etki gücü de zayıflayacaktır. Milli hassasiyetleri yüksek sivil toplum örgütlerine belki bir çok yere kıyasla Birleşik Krallık'ta daha fazla ihtiyacımız var. Bunun için sizlerden çok daha örgütlü, organize ve dayanışma içinde hareket etmenizi bekliyoruz." 

 

Tüm sivil toplum kuruluşlarının bu alanlarda yapacakları çalışmalar ve atacakları adımların çok önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Şayet sizler ümitsizliği, öz güvensizliği kapınıza yaklaştırmazsanız, Allah'ın izniyle size kimse ket vuramaz. Şayet sizler aynı idealler etrafında birbirinize kenetlenirseniz, kimse sizi bölemez, parçalayamaz." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, terörle mücadelede akıl verenlere "Siz aklınızı kendinize saklayın", ikide bir "İslami terör" ifadesini kullananlara da "gidin aynaya bakın" dediklerini aktardı.

İslam'ın ''barış'' anlamına gelen Arapça "silm" kelimesinden doğduğunu hatırlatan Erdoğan, şu görüşleri öne sürdü:

"İslam, barış dinidir. Barış dini olan dinimize asla terörü yaklaştıramazsınız ve terörün yanına sıfat olarak İslam'ı koyamazsınız. Bu ifadeyi kullananları, kusura bakmasınlar ben de lanetliyorum. Bunlara şunu sormak lazım; Yeni Zelanda'da 51 Müslüman'ı namaz esnasında şehit edenler kimdi? Hristiyan. Biz diyor muyuz Hristiyan terörist? Böyle bir şey kullandık mı? Kullanmadık, kullanmayız da. Niye? Bizim dinimiz İslam buna da müsaade etmez. Önce dinlerimiz arasındaki ilişkilerin nasıl barışık hale geleceğini konuşalım. Maalesef şu anda dünyada hala saygın ülkelerin saygısız bazı liderleri 'İslami terör' ifadesini kullanıyor. Bu olamaz. Bunu kabullenmemiz mümkün değil. İkili görüşmelerimizde de 'Bu ifadeleri kullanmayın. Siz, bizi yaralıyorsunuz.' diye defaatle söyledik, söylüyoruz."

Erdoğan, İslam dininde zulmün bulunmadığını iddia etti.

Türk toplumunun, Birleşik Krallık'ın siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel hayatındaki yerini güçlendirmesinin, çocuklar ve gençlerin daha iyi eğitim almasıyla sağlanabileceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çocuklarımızın ve gençlerimizin kendi dillerini ve kültürlerini öğrenmesi, ana vatanlarıyla bağlarını koruması önemlidir. Bu entegrasyonun önünde asla bir engel değildir. Küreselleşme çağında kişinin kendini birden fazla ülkeye ait hissetmesi gayet doğaldır. Esas itiraz edilmesi gereken, bir göçmenin yaşadığı topluma entegre olabilmek için köklerini inkar etmesini beklemektir." şeklinde konuştu.

Erdoğan, asimilasyon çabalarının şu ana kadar dünyanın hiçbir ülkesinde sonuç vermediğini vurgulayarak, bir göçmen grubunun içinde yaşadığı toplumla bütünleşebilmesi için öncelikle o toplumun bu göçmenleri kabul etmesi, onların haklarına saygı göstermesi gerektiğine işaret etti.

Bu konuda Birleşik Krallık'ın birçok Batılı ülkeye örnek olabilecek kuşatıcı bir anlayışa sahip olduğunun altını çizen Recep Tayyip Erdoğan, "Ziyaretimiz vesilesiyle yarın hizmete açacağımız Cambridge Camisi, bu bakış açısının sembollerinden biri olacaktır. Türkiye Diyanet Vakfı'mızın katkıları ve Yusuf İslam kardeşimizin çabalarıyla vücut bulan camimizin, sizlerle beraber bu topraklarda yaşayan tüm Müslümanların gurur kaynağı olacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılmasıyla ilgili süreci de yakından takip ettiklerine değinerek, bu ülkede yaşayan ve çalışan vatandaşların süreçten olumsuz etkilenmemesi için ilgili bakanlıkların temaslarını sürdürdüğünü belirtti. 

Türk vatandaşlarının, Türkiye-Avrupa Birliği ortaklık hukukundan kaynaklanan haklarının Brexit sonrasında da geriye gitmemesine önem verdiklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Krallık makamlarıyla bu konuda yakın iş birliğini sürdüreceklerini dile getirdi.

Son dönemde Avrupa genelinde ırkçılık, ayrımcılık, antisemitizm ve İslam düşmanlığının da arttığına işaret eden Erdoğan, "Aşırı sağcı hareketlerin hedefinde çoğunlukla Müslümanlar ve Türk toplumu bulunuyor. Son Avrupa Parlamentosu seçimleri, Avrupa'da kimlik siyasetinin giderek baskın hale gelmekte olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bunda şüphesiz tarihi ön yargıların rolü büyüktür. Medya ve kimi siyasetçiler de sorumsuz açıklamalarıyla bu ön yargıları derinleştirmiştir." diye konuştu.

Recep Tayyip Erdoğan, yükselen İslam düşmanlığının sadece Türk vatandaşlarını değil, tüm Batı dünyasının sorunu olduğunu ifade etti.

Kültürel ırkçılık dalgasından herkesin olumsuz etkilendiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kısa süre önce Londra Metrosu'nda Musevi baba ve evladını hedef alan tacize Libyalı Müslüman bir hanım kardeşimizin verdiği cesur tepki, bu gerçeği bir kez daha ortaya koymuştur. Neonazi örgütler, bugün insanlık için, insanlığın barış, huzur ve geleceği için en az DEAŞ kadar, PKK kadar tehlikelidir. DEAŞ, El Kaide gibi örgütlere karşı sergilenen kararlılık, muhakkak bu yapılara karşı da gösterilmelidir. Bu problemi görmezden gelmenin, hafife almanın, çok daha kötüsü kısa vadeli siyasi kazanımlar uğruna büyütüp beslemenin hiç kimseye faydası yoktur, olmayacaktır."

Türkiye'nin her platformda ırkçı akımlara ve nefret söylemlerine karşı tepkisini ortaya koyduğunu, vatandaşlarının hakkını korumak için tüm kurumlarla hem sahada, hem masada çalışmalarını sürdürdüğü bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların da demokrasinin ve hukukun imkanlarını sonuna kadar kullanarak, bu mücadeleye destek vermelerini beklediklerini söyledi.

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

 "Sizlerden, bu ülkedeki özgürlükleri suistimal eden PKK-YPG'li teröristler ile FETÖ'cü alçaklara meydanı bırakmamanızı istiyoruz. Lütfen muhataplarınıza bu ihanet çetelerinin gerçek yüzünü anlatınız. Bu yapılara karşı gösterilen tahammülden, Birleşik Krallık'ta yaşayan bir Türk olarak duyduğunuz rahatsızlığı dile getiriniz. Bu örgütlerin Birleşik Krallık'ın da düşmanı olduğunu, zira terörün millet ya da devlet farkı gözetmeyen ve insanlığı tehdit eden bir bela olduğunu vurgulayınız. Elbette bu süreçte birilerinin bizi çekmek istediği tuzağa asla düşmeyiniz. Terör örgütlerinin fanatizminin, bilhassa da gençlerimizin heyecanını yönlendirmesine lütfen göz yummayınız. Dünyaya örnek olan engin Müslüman hoşgörüsünü hiçbir zaman yitirmeyiniz. Çevremizdeki haksızlıklarla mücadele ederken, hukuk, demokrasi ve meşruiyet zemininden kesinlikle ödün vermeyiniz. Sizler hak ve adaletin sözcüsü olursanız, terör destekçilerinin yalan ve iftiraları boşa çıkacaktır. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu çabalarınızda her zaman yanınızdadır."


Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz